Hakkını Arayan Bankacı!

Hanife Fişek, bankacının hak arama mücadelesini yazdı.

Hanife Fişek

Hakkını aramak, hakkını istemek , hakkını almak insanın doğasında var. Temel içgüdü. Doğduğu anda başlıyor aslında insanın bu mücadelesi . Bebekler dünyaya gelir gelmez ağlamaya , bağırmaya başlıyor ya; “ madem beni dünyaya getirdin beni besle, temizle , uyut, oynat, sev…” dercesine… ağlaya ağlaya ihtiyaçlarının giderilmesini talep ediyor ya sürekli.

Hakkı olanı alamayınca insanın sistemi bozuluyor , bedensel ve ruhsal sıkıntılar başlıyor ya… Hak aramak , hakkını istemek işte öylesine bir “temel ihtiyaç” demek ki. “ Ağlamayana mama yok” sözü de doğduğumuz anda yüzümüze vurulan bir gerçek aslında ve ne yazık ki “yaşam boyu” devam ediyor bu mücadele. Çoğu insan büyüyünce bunu unutup sessiz bir kabullenişe geçse de o temel içgüdü aslında hep orada.

Günlük hayatın içinde, topluma karıştığımız , çalıştığımız , kazandığımız, harcadığımız … her alanda bir hak mücadelesi veriyoruz . Her an haklarımızı bilmek , korumak ve kullanmak ihtiyacı içindeyiz . Otobüs kuyruğunda biri önünüze geçse rahatsız olursunuz . Çalıştığınız yerde biri haksız yere sizden önce terfi etse rahatsız olursunuz . Aynı işi yaptığınız kişilerden daha düşük maaş alırsanız rahatsız olursunuz. Yaptığınız işin, verdiğiniz emeğin, harcadığınız zamanın bedeli eksik ödenirse rahatsız olursunuz. Restoranda yemek yerken ödediğiniz paranın karşılığını vermeyen bir hizmet ya da ürünle karşılaşırsanız rahatsız olursunuz….Tüm bunları kendi çabanızla , iletişiminizle , doğrudan talebinizle çözmeye çalışabilir ya da susup kabullenebilirsiniz belki günlük hayatta . Peki ya daha büyük haksızlıklarla karşılaştığınızda ? Örneğin yıllarca emek verdiğiniz yerde, haksız yere işten çıkarıldığınızda, yıllarca yasal izinleriniz kullandırılmadan çalıştırıldığınızda , haketmediğiniz muamelelere maruz kaldığınızda ? Bu haksızlıkları konuşarak, anlaşarak çözemez de mahkemeye taşırsanız… Mahkemedeki hakim de hakkaniyetli davranıp hakkınızı vermezse ne olur ? Muhtemelen hasta olursuz . Sisteminiz çöker. Her insan adalet yerini bulsun ister .

Bir dönem on binlerce bankacı , çalıştığı banka ile mahkemelik olarak işinden ayrıldı . Performans düşüklüğü gerekçesi ile işten çıkarılan bankacılar soluğu mahkemelerde aldı . Hakimler Bankacıları haklı buldu , işine iade etti. Bankalar ek tazminat ödeyerek bankacılarla yollarını kesin olarak ayırdı. Sonrasında mahkemelerdeki yükü hafifletme ve süreçleri hızlandırma amaçlı “ arabulucu “ uygulaması başladı ve uzayan dava süreçleri beklenmeden “ anlaşmalı “ olarak ayrılmaya başladı bankacılar işlerinden. Adalet yerini buldu mu peki ? Bunun cevabı On binlerce Bankacının hala dilinin ucundaki o “ Ahhh…” larda gizli . Bankaların en güzel , en müjdeli (!) haberlerinin altına taşan o yorumlardaki sitemlerde gizli . Bu sadece Bankacılar için geçerli değil tabii ki , çalışanlarına aynı sorunları hatta daha ağırlarını yaşatan birçok sektör var. Çalışırken hakkını tam arayamamış, işten ayrılırken hakkını tam alamamış her insanın yıllarca içini kemiren bir boşluk hissi… Hak, hukuk, adalet beklentisi .

İşte o beklenti artık insanların boyunu aştı, meydanlara taştı. Hapishanede mahkeme gününü bekleyen, adalet yerini bulsun isteyen sembol isimlerin davalarının çöm ötesinde … herkesin bu slstemle arasında çözemediği, hakkını alamadığı bir davası var. TÜİK enflasyonuna endeksli maaş zamları ile geçinmeye çalışıp geçinemeyenlerin bir davası var. Çok çalışıp, sınav kazanıp, mülakatlarda elenip sebebini anlamayanların bir davası var. Yıllarca para biriktirdiği halde hala bir ev alamayan kiracıların davası var . Biriktirdiği para ile ev alıp kiraya veren ama artık onunla da geçinemeyenlerin davası var. Ülkede davacı ya da davalı olmayan yok gibi. Bu ülkede hakimlerin işi hem çok fazla hem çok zor. Adalete güvenme ihtiyacı toplumun artık tek çıkış noktası. “Devletin dini adalettir, adaleti olmayan devlet dinsizdir .” ( Hz. Ali ) sözünün özünü iyi anlamak gerek .

Geçtiğimiz günlerde Paramedya’da en çok okunan iki haber vardı . Haberlerden biri , bir bankanın çalışanlarına “inanç izni “ hakkı tanıması ile ilgiliydi . Haberin altına gelen yorumlara baktığımda orada da aynı şeyi gördüm aslında. Dini bayram izninden önceki talep; “ adalet !”

En çok okunan ikinci haber ise , yıllar önce taşerona devredilerek aynı bankada daha düşük özlük hakları ile çalıştırılmaya devam etmiş bir güvenlik görevlisinin hukuk zaferi ile ilgiliydi . Adalet er geç yerini buluyor . Yeter ki arayalım, isteyelim, vazgeçmeyelim . Çünkü o, insan gibi yaşamak için “temel ihtiyaç.”

Exit mobile version