Küresel piyasalarda altın fiyatları tarihin en yüksek seviyelerine ulaştı. Financial Times’ın haberine göre, altın bu yıl içinde yüzde 50’den fazla değer kazanarak ons başına 4.000 dolar sınırına dayandı. Bu olağanüstü yükseliş, yatırımcı davranışlarından merkez bankası politikalarına kadar birçok faktörün birleşiminden kaynaklanıyor.
Merkez bankaları tarihi hızda altın topluyor
Habere göre ralli, sadece bireysel yatırımcı talebiyle açıklanamayacak kadar güçlü. Son iki yılda merkez bankaları, özellikle Asya ve Orta Doğu’daki ülkeler, rezervlerini çeşitlendirmek amacıyla büyük ölçekli altın alımları yaptı. Çin, Hindistan ve bazı Körfez ülkeleri, dolar rezervlerinin bir kısmını altına yönlendirdi. Bu durum, piyasada arz-talep dengesini altın lehine çevirdi.
Uzmanlar, merkez bankalarının bu stratejik hamlesini “jeopolitik sigorta” olarak değerlendiriyor. ABD dolarının küresel rezerv para birimi konumunun tartışıldığı bir dönemde, altın “tarafsız” bir rezerv aracı olarak yeniden önem kazanıyor.
Doların zayıflığı ve düşük reel faizler ralliyi besliyor
Altın fiyatlarındaki sıçramanın bir diğer nedeni de ABD dolarındaki görece zayıflama ve düşük reel faiz oranları. Faiz vermeyen bir varlık olan altın, genellikle yüksek faiz dönemlerinde cazibesini kaybeder. Ancak son aylarda ABD ve Avrupa’da reel faiz oranlarının düşük seyretmesi, yatırımcıları yeniden değerli metallere yöneltti.
Financial Times’a konuşan bazı analistler, “Doların güvenli liman statüsünün sorgulandığı bir dönemde altın, adeta alternatif para birimi gibi işlev görüyor” yorumunda bulundu.
Yatırımcılar altına hücum ediyor: FOMO etkisi
Yükseliş sadece kurumsal aktörlerle sınırlı değil. Perakende yatırımcılar da tarihin en güçlü altın rallilerinden birine tanıklık ediyor. Japonya, Türkiye, Hindistan gibi fiziki altın talebinin yüksek olduğu ülkelerde kuyumcu ve döviz bürolarında stoklar hızla tükeniyor. Bazı ülkelerde altın sikke ve külçe alımlarında kuyruklar oluştu.
Uzmanlar, bu davranışı “FOMO etkisi” (Fear of Missing Out — fırsatı kaçırma korkusu) olarak nitelendiriyor. Yani yatırımcılar fiyatlar yükseldikçe daha fazla alım yaparak ralliyi kendi elleriyle büyütüyor. Bu da fiyatları yukarı çeken bir “kendi kendini besleyen” döngü yaratıyor.
Uzmanlardan balon uyarısı
Buna karşın Financial Times, bu yükselişin sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri olduğuna dikkat çekiyor. Altın ne temettü ne faiz getirisi sağlıyor. Bu nedenle rasyonel değerlemeler yerine çoğunlukla algı ve beklentilerle fiyatlanıyor.
Tarihsel olarak 1970’lerin sonu ve 2011 yılındaki altın rallilerinde benzer bir tablo yaşanmış, ardından sert düzeltmeler gelmişti. Ekonomistler, “Altın fiyatları sonsuza kadar bu hızla artamaz. Küresel risk algısı azalır ya da merkez bankaları satış sinyali verirse, piyasada ciddi bir geri çekilme yaşanabilir” uyarısında bulunuyor.
Türkiye’de etkisi doğrudan hissediliyor
Altının geleneksel bir tasarruf aracı olduğu Türkiye’de bu gelişmeler daha güçlü yankı buluyor. Fiziksel altın talebi hem bireylerden hem kurumsal yatırımcılardan artmış durumda. Kuyumcularda külçe altın temininde zorluklar yaşandığı, darphane ürünlerine olan talebin de yükseldiği belirtiliyor.
Ekonomistler, altın fiyatlarındaki bu artışın Türkiye’de tüketim alışkanlıklarını da etkileyebileceğini söylüyor. Vatandaşlar TL veya döviz yerine tasarruflarını altına yönlendirirken bu durum iç piyasada nakit akışını da etkiliyor.
Rallinin yönü jeopolitik gelişmelere bağlı
Uzmanlara göre altın fiyatlarının geleceği büyük ölçüde jeopolitik gerginliklere, merkez bankalarının rezerv stratejilerine ve ABD dolarının yönüne bağlı olacak. Eğer jeopolitik riskler yüksek kalır ve dolar zayıflamaya devam ederse, altın rallisinin sürebileceği tahmin ediliyor. Ancak risk algısının azalması veya küresel faiz oranlarının yükselmesi halinde sert bir düzeltme de mümkün.
Financial Times, “Altın çılgınlığı bir süre daha sürebilir ama bu sonsuza kadar devam etmeyecek” ifadesiyle haberini noktalıyor.
Kaynak: Financial Times – “How long will gold mania last?”, 14 Ekim 2025.
www.ft.com