“Bankacılıkta ‘Biz Bir Aileyiz’ Masalı”

Kurumsal dünyada sıkça duyduğumuz “aile” kavramı, performans baskısı ve hedefler arasında anlamını yitiriyor. Hanife Fişek, 90’lı yılların vefalı bankacılığından günümüzün soğuk profesyonelliğine uzanan süreçte, gerçek ailemize sahip çıkmamız gerektiğini hatırlatıyor

Siz bir aile misiniz ? 

Bankacılığa başladığım 90’lı yılların sonunda, kurumların kurumsal bir ağırlığı , bir ortamı , bir havası vardı. Üst düzey yöneticiler sert ama babacan davranırlar, size işi öğreten kişiler abla, abi gibi yol gösterirdi. İşe yeni giren gençlere evin küçüğü muamelesi yapılır , her iş üstlerine yıkılır ama bir sorun olursa da büyükler Onu korumak için bir adım öne çıkmayı bilirdi . İstisnaları illa ki vardır ama genel olarak saygı, sevgi ve vefa duygusu yoğun ilişkiler yaşanırdı . 

Bu kadar bağlılık içinde yine de kimseden o yıllarda “ Biz bir aileyiz “ edebiyatı duyduğumu hatırlamıyorum. “Biz bir ekibiz , biz bir takımız, kurumsalız, profesyoneliz…” sözleri daha çok kullanılırdı. Ast-üst arası mesafeler saygı ile korunur, çeşitli davranışlarla o saygı karşılıklı gösterilir , sevgi ise genellikle emeklilik dönemi sonrası vefa olarak ortaya çıkardı. O yılların emeklilerine bakıyorum da aralarındaki güçlü bağları hala koruyanlar , sık sık görüşenler , hayatı paylaşmaya devam edenler çok… Son yılların emeklilerinde ise durum tam tersi . Çoğu emekli ya kimse ile görüşmek istemiyor ya da çok az kişi ile görüşmeye devam ediyor . Bankanın önünden geçmek istemiyorum diyenlerin sayısı da az değil… 

Oysa gerçek “ aile” lerde , evden uzaklara da gidilse , o aile çatısından çıkılsa bile bağlar korunur, her fırsatta, bayramda, kutlamalarda biraraya gelmenin yolları aranır. Birinin bir derdi olduğunda destek olmak için diğerleri seferber olur, el uzatır. İyi günde mutluluklar  , kötü günde üzüntüler paylaşılır. Hatalar kusurlar affedilir. Tartışmalar uzatılmaz, unutulur. Birisi kırılırsa gönlü alınır. Herkes birbirinin sağlığını ve varlığını ister… Sağlığını ya da varlığını kaybeden aileden atılmaz. “ Aile” sözü öyle herkesin her yerde uluorta ağzına alıp sakız edeceği bir kavram değildir. Gerçekten “ kutsal” dır. 

İnsanın gerçek  “ aile” si en başta anası, babası, kardeşleri , eşi, çocuğudur. Dostlar da seçilmiş kardeşlerdir derler, o da doğrudur . Ama para kazanmak için girdiğiniz bir işte , herkesin hedef, performans, prim, maaş konuştuğu bir yerde , profesyonel bir ortamda “ biz bir aileyiz “ sözü anlamını çok aşan bir ifadedir. Buna fazla inanmak sizleri gerçek ailenizden , bağlarınızdan , sorumluluklarınızdan koparmaya başlarsa … eyvah ! 

Çocuğu hasta iken, müdürünün verdiği işi bitirmek için izin istemeye korkan bir çalışan  için aile kimdir ? 

Uluorta azarlandığı bir performans toplantısından ağlayarak çıkan biri için Onu teselli edecek aile kimdir ? 

Akşamdan kendisine ayakkabı siparişi veren çocuğuna, aldığı maaşla o ayakkabıyı alamayacağı için suçluluk hisseden anne-babanın derdini anlayacak aile kimdir ?

Yaşlılıkta yalnız kalmış anne, babasının sağlık sorununda yanında olmak isteyen , zorunda olan evlat olarak , işini bırakmak zorunda kalan birinin çaresizliğini dinleyecek aile kimdir ? 

Aile demek , her halini bilen, gören, seni anlayan , dinleyen, yormayan, gerektiğinde yüklerini paylaşan kişilerle olmak demektir . 

Son dönemde Paramedya’ya gelen şikayetlere bakılırsa , kurumlarda durum bunun tam tersi. Kimse kimsenin derdini görmüyor, duymuyor . Yükler artıyor, maddi, manevi destekler azalıyor. Herkesin dönüp dolaşıp sığınacağı tek yer gerçek ailesidir . Ailelerinize değer verin, bağlarınıza sahip çıkın, koruyun, size o bağları unutturmalarına asla izin vermeyin. Siz iş arkadaşlarınızla “ bir aile” değilsiniz. Olamazsınız. Profesyonel düşünün, iyi bir takım oyuncusu, ekip arkadaşı olmak için elinizden geleni yapın. Ama “ aile” deyince orada durun… Aile evdir, yuvadır… Herkesin işinden çıkınca gidecek bir “ ailesi “ , evi, yuvası vardır. Orası sığınaktır, sıcaklıktır, şifadır. Neyin gerçek , önemli ve değerli olduğunu lütfen unutmayın, hatırlayın… 

Exit mobile version