Sermaye piyasalarının duayen isimlerinden Metin Yüksel, son dönemde yatırımcıların tepkisini çeken Kontrolmatik (KONTR) şirketinin serüvenini çarpıcı bir analizle yorumladı. 2020 yılındaki halka arzdan bugüne yaşanan süreci “piyasa mühendisliği” ve “Amerikan filmlerini aratmayan bir PR çalışması” olarak nitelendiren Yüksel, şirketin nakit akışındaki dengesizliğe dikkat çekti.
“Abaküsün Yetmediği” Satışlar ve Bedelliler
Yüksel, Kontrolmatik’in 2020 yılındaki 6,20 TL’lik makul halka arz fiyatıyla başlayan yolculuğunun, kısa sürede “patron fiyatından” kurumsal satışlara evrildiğini belirtti. Şirketin finansal geçmişini kronolojik bir özetle sunan Yüksel, tablonun vahametini şu verilerle ortaya koydu:
- Halka Arz Geliri: 41 Milyon TL
- Bedelli Sermaye Artırımları: Yaklaşık 850 Milyon TL kaynak girişi.
- Ortak Satışları: Sami Aslanhan, Ömer Ünsalan ve KMT Teknoloji üzerinden yapılan toplam 237 milyon adet nominal hisse satışı.
Yüksel, yapılan satışların büyüklüğünü vurgularken, “Ortalama satış fiyatları ile hesap kitap yapmaya benim abaküsüm yetmedi” ifadesini kullanarak, yatırımcıdan toplanan kaynağın devasa boyutuna işaret etti.
“Görüntü Var, Ses Yok”
Şirketin ABD merkezli Pomega yatırımı ve parlatılan “dijital sihirbaz” imajının yatırımcıyı adeta uyuşturduğunu savunan Metin Yüksel, finansal rasyolardaki çarpıklığa vurgu yaptı. Şirketin kâr açıklamasına rağmen nakit akışının tersine döndüğünü belirten Yazar, mevcut durumu şöyle özetledi:
“Satış patlamış da nakit akışı terse dönmüş; kâr var nakit yok, görüntü var ses yok. Borç kadar ciro… Peki, kaynak nerede?”
Şirket Kartında “Tera” Muamması
Yazısının sonunda şirketin ortaklık yapısındaki değişime de değinen Yüksel, kurucu ortakların şirket kartındaki görünürlüğünün azalmasına ve Tera Menkul’ün baskın hale gelmesine dikkat çekti. “Tera emanetçi mi, ortak mı?” sorusunu yönelten duayen isim, günün sonunda masada sadece küçük yatırımcının ve aracı kurumların kaldığı bir tablonun oluştuğunu iddia etti.
Metin Yüksel’in bu analizi, borsa çevrelerinde “parlayan yıldız” olarak sunulan şirketlerin arka planındaki finansal gerçeklerin sorgulanması gerektiğini bir kez daha gündeme taşıdı.