Bankacılıkta Hedef Baskısından Tuvaldeki Özgürlüğe: Artık Bize “Daha Çok Fırça” Lazım!

Yetersiz görülen performansların, tükenen enerjilerin ardından sanatta hayat bulan emekli bankacılar, "İş-Yaşam Dengesi" kavramının kurumsal bir seminerden çok daha fazlası olduğunu kanıtlıyor: "Dengeli bir hayat, insanı en iyi versiyonuna yükseltir."

Hanife Fişek

Bankacılık yıllarımızda “ fırça “ dendiğinde aklımıza ilk gelen şey üstlerimizle yapacağımız istenmeyen dialoglar olurdu. Bankaya ilk girdiğim yıllarda   Üstad’larımdan, devamında ise Bölge Müdürlerimizden ve Üst Yönetimdeki müdürlerden fırça yememek için işimi en iyi şekilde yapmaya özen gösterirdim. Tüm çabalara rağmen özellikle son yıllarda “ toplu fırça atma” toplantılarına maruz kaldığımızı üzülerek hatırlıyorum. Ne yaparsan yap yetmediği , yöneticilerin hiç mutlu olmadığı , sorumluluğu üstlenmeyip tüm suçu sahadakilere yıktığı yıllardı. Oysa geçmiş yıllarda nice başarılar elde edilmiş , nice teşekkürler, takdirler verilmişti bizlere. Her geçen yıl artan tempoda , gayretle , azimle yaptığımız tüm çalışmalar eninde sonunda “ yetersiz” olarak değerlendirilerek , “performansınız yetersiz” denilerek bitirmişlerdi kariyerlerimizi .

Hayatımızın o dönemi artık kapandı ve birçok eski çalışma arkadaşımla birlikte bizler artık “ emekli bankacılarız”. Bankamız Emeklilerinin kurduğu Derneğimizin İzmir Lokalinde,  haftada bir katıldığımız kendisi de Bankamız emeklisi olan,  Ressam Hülya Sezgin’in  Resim Atölyesi’nde buluşuyoruz. Hayatımızın bu yeni  döneminde birçok kavram bizler için artık bambaşka şeyler ifade ediyor .

“ Daha çok gezmeliyiz arkadaşlar “ demek daha çok müşteri ziyaretine çıkalım demek değil artık ..yeni yerler görelim, keşfedelim, resimlerimiz için fotoğraflar çekelim, resim sergileri , sanat fuarları gezelim  demek mesela…

“ Birlikte yaparız “ dediğimiz şey rakamsal hedefleri gerçekleştirmek  değil , bir resim sergisi açmak olabilir…

“ Tablodaki kırmızılar..” dendiğinde biz artık bizi aşağı çeken (!) hedefleri düşük gerçekleşenleri değil,  tuval üzerindeki gelincikleri , gülleri anlıyoruz.

“ Böyle olmuyor size daha çok fırça lazım “ dendiğinde aklımıza iş hayatındaki yetersizliklerimiz değil , yapacağımız resimler için gerekli malzemelerimiz geliyor artık.

“Bu tablo çok güzel… böyle devam edin” dendiğinde yarın tam tersini söyleyecek  üst yönetimlerle değil , yaptığımız çalışmaları beğenen, geniş salonlarda sergileyen, herkesin görmesini isteyen  hocalarımızla çalışmanın keyfini yaşıyoruz . Ne mutlu bize .

Emekliliğin böyle güzel tarafları var. Sosyal hayata ve sanata zaman ayırabildiğimiz keyifli bir dönemindeyiz ömrümüzün. Ruh ve beden sağlığımıza iyi gelen şeylerle meşgul olmaya çalışıyoruz geçmişte yoğun şekilde çalışarak kendimizi tükettiğimiz  iş hayatımızı dengelemek istercesine.

Son yıllarda kurumsal şirketlerin , Bankaların İK yetkililerinin  en çok bahsettiği kavramlardan biri “ İş- Yaşam Dengesi” . Çalışanların verimliliğini ve performansını ölçmekle, değerlendirmekle ve karşılığını maddi ve manevi olarak vermekle görevli olan İK birimleri , başarının ve performansın arttırılması  yönünde çalışmalar yaparken , çalışanların mental sağlığının iş hayatına yansımalarının ne kadar önemli ve etkili olduğunu nihayet farkettiler. Bu konularda eğitimler, seminerler , organizasyonlar düzenlediler . Ben de şahsen bu yöndeki çabaları ilgi ile takip ediyor ve samimiyetine inanmak istiyorum. Dengeli bir hayatın insanı en iyi versiyonuna yükselttiğine çok inanıyorum.

Bu vesile ile ülkemizde sanata, sanatçılara destek veren Bankalara bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Çalışanlarının iş- yaşam dengesini kurmaları için onlara yeterli zamanı tanımalarını ve  emekli olmadan , çalışırken de  hayatlarında sanata dönük bir pencere açmalarına yardımcı olmalarını rica ediyorum. Çünkü her türlü sanatsal aktivite ,  insana nefes aldırıyor . Bankacılar da artık nefes almak istiyor.

Exit mobile version