• Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editoryal Politikalar
3 Eylül 2026 Perşembe
ParaMedya
  • Ana Sayfa
  • Ekonomi
    • Altın
    • Eko Dünya
    • Sigorta
    • Şirket Haberleri
  • Finans
    • Bankacılık
    • Borsa
    • Döviz
    • Kripto
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
ParaMedya
  • Ana Sayfa
  • Ekonomi
    • Altın
    • Eko Dünya
    • Sigorta
    • Şirket Haberleri
  • Finans
    • Bankacılık
    • Borsa
    • Döviz
    • Kripto
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
ParaMedya
Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
Ana Sayfa Finans Borsa

Bir Gecede Fakirleşmenin Mirası

Ekonomi yönetimi "kontrol bizde" dese de toplumun bilinçaltı başka bir hafızayla çalışıyor. Resmi adı artık devalüasyon olmasa da vatandaş için sonuç değişmiyor: Maaşlar eriyor, alım gücü düşüyor. Türkiye ekonomiye teorilerle değil, hatıralarıyla bakıyor.

- Remzi ÖZDEMİR
Mayıs 17, 2026
- Borsa, Güncel, Remzi Özdemir
0
Remzi Özdemir

Remzi Özdemir

2k
Okundu
Facebook ile paylaş
Twitter ile paylaş
WhatsAppEmail

Türkiye’de bazı korkular nesilden nesile miras kalır.
Deprem korkusu gibi… Darbe korkusu gibi… Ve bir de devalüasyon korkusu vardır.

Bu ülkede dolar sadece bir para birimi değildir.
Aynı zamanda hafızadır. Korkudur. Yoksullaşma hissidir.
Bir gecede fakirleşmenin adıdır.

Bugün 30 yaşındaki bir genç bile 1970’lerdeki yağ kuyruklarını, tüp gaz sıralarını, bulunamayan kahveyi siyasi tartışmalarda örnek verebiliyor. Çünkü Türkiye’de ekonomik travmalar sadece yaşayanların değil, anlatılanların da hafızasına kazınır.

Kıbrıs Harekâtı sonrası yaşanan dönem bunun en büyük örneklerinden biridir.
Aslında doğrudan “gıda ambargosu” yoktu. Market raflarını boşaltan şey, Türkiye’nin ithalat yapacak döviz bulamamasıydı. Döviz kıtlığı öyle bir noktaya geldi ki petrol, akaryakıt, tüp gaz, kahve, margarin gibi ürünler piyasada bulunamaz hale geldi. İnsanlar saatlerce kuyruk bekledi.

Türkiye o gün şunu öğrendi: Döviz yoksa hayat durur.

İşte o gün başlayan travma hâlâ bitmedi. Çünkü bu toplum sadece enflasyon yaşamadı.
Defalarca kur şoku yaşadı. Defalarca bir gecede fakirleşti.

1979’da peş peşe yapılan devalüasyonlarla dolar kontrolden çıktı.
1980’de 24 Ocak Kararları’yla Türkiye dışa açılırken dolar kuru 47 liradan 70 liraya yükseldi.
1994’te 5 Nisan Kararları geldi; dolar bir gecede ikiye katlandı. İnsanların maaşı, birikimi, hayalleri eridi.
2001’de “Kara Çarşamba” yaşandı. Sabit kur sistemi çöktü. Bankalar battı. Esnaf dağıldı. Orta sınıf parçalandı.

Ve Türkiye’nin hafızasına şu duygu yerleşti:
“Bir sabah uyandığında her şeyin değeri değişebilir.”

Bu duygu kolay silinmez.

Çünkü ekonomik kriz sadece rakam bozmaz. İnsanın psikolojisini bozar.
Gelecek algısını bozar. Devlete güvenini bozar.

O yüzden Türkiye’de insanlar döviz aldığında çoğu zaman yatırım yaptığını düşünmez.
Kendisini koruduğunu düşünür.

Bir Amerikalı neden evinde dolar stoklamaz? Çünkü dolar zaten onun parasının kendisidir. Ama Türk insanı için dolar, geçmiş krizlerden kalan bir sığınaktır.

Bugün ekonomi yönetimi ne söylerse söylesin, toplumun bilinçaltında başka bir hafıza çalışıyor.

Çünkü bu ülke:

1994’ü gördü.
2001’i yaşadı.
2018’de kur şokunu hissetti.
2021’de birkaç ay içinde doların 8,5 liradan 18 liraya gittiğini izledi.

Üstelik artık resmi adı “devalüasyon” olmasa bile toplum açısından sonuç değişmiyor.
Eskiden devlet karar alırdı, adına devalüasyon denirdi.
Şimdi piyasa patlıyor, adına kur şoku deniyor.

Vatandaş için fark yok.

Maaşı eriyor mu?
Eriyor.

Alım gücü düşüyor mu?
Düşüyor.

Bir gecede daha fakir hissediyor mu?
Hissediyor.

İşte mesele tam da bu.

Bugün Merkez Bankası kuru uzun süredir enflasyonun altında tutmaya çalışıyor. Bu tercih kısa vadede enflasyonla mücadele için önemli görülüyor olabilir. Ancak Türkiye gibi geçmişinde ağır devalüasyon travmaları yaşamış bir ülkede, kur baskılandıkça toplumdaki tedirginlik de büyüyor.

Çünkü Türkiye’de insanlar ekonomiye sadece teoriyle bakmıyor.
Hatıralarıyla bakıyor.

Bu nedenle son aylarda piyasada sürekli aynı soru dolaşıyor:
“Kur bir yerde patlar mı?”

Ekonomi yönetimi “hayır” diyor.
Merkez Bankası “kontrol bizde” mesajı veriyor.
Ama toplumun hafızası başka konuşuyor.

Çünkü bu ülkede insanlar dövizin sadece fiyatını değil, travmasını da taşıyor.

Belki de bu yüzden bugün Türkiye’de birçok insan olası İstanbul depreminden bile önce kur şoku konuşuyor.
Çünkü deprem ihtimaldir.
Ama devalüasyon, bu toplum için yaşanmış bir gerçektir.

Etiketler: devalüasyon olacak mıremzi özdemir
Önceki Haber

Bankacılıkta Hedef Baskısından Tuvaldeki Özgürlüğe: Artık Bize “Daha Çok Fırça” Lazım!

Sonraki Haber

ASTOR Enerji Küresel Oyuna Hazırlanıyor: Hedef ABD, Avrupa ve Veri Merkezleri

Sonraki Haber

ASTOR Enerji Küresel Oyuna Hazırlanıyor: Hedef ABD, Avrupa ve Veri Merkezleri

  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editoryal Politikalar

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım yapılması uygun sonuçlar doğurmayabilir.

İnternet sitemizi geliştirmek, etkili ve güvenli hale getirmek, sizin için daha kullanışlı olmasını sağlamak amacıyla çerezler (cookie) kullanıyoruz. Daha  ayrıntılı bilgilere “Çerez Politikası” sayfamızdan ulaşabilirsiniz.



  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editoryal Politikalar

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.

Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
  • Ana Sayfa
  • Ekonomi
    • Altın
    • Eko Dünya
    • Sigorta
    • Şirket Haberleri
  • Finans
    • Bankacılık
    • Borsa
    • Döviz
    • Kripto
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası

© 2026 JNews - Premium WordPress news & magazine theme by Jegtheme.