Kılıçdaroğlu’nun Terlikleri

CHP’deki tartışmaları terlik metaforu üzerinden yorumlayan Ertuğrul Sadıkoğlu, “Siyaset, halkı çıplak ayak bırakırken kendi koltuğunu koruma derdinde” diyerek hem iktidarı hem muhalefeti eleştirdi.

Ertuğrul Sadıkoğlu

Kılıçdaroğlu’nun Terlikleri
Terlikleriniz yine çıkmadı valizinizden, biliyorum. Ne yapacağınızı şaşırmış durumdasınız. Tatil başladı, terlik yok!
Şimdi bizim ana muhalefette de terliklerini kapan parti binasına gidiyor. “Yer kapabilir miyiz, bir eşiğe bir çift terlik koyabilir miyiz?” telaşı sarmış herkesi.
Yeni ya da eski liderlerinin… Sahiden eski olan kimdi, yenisi kim?
Eski liderleri hakkında açıklamalar yapıyorlar, iktidara yürüyeceklerini söylüyorlar. Yeni olan da eskimiş olmanın, kazanırken kaybetmenin ne demek olduğunu anlamaya çalışıyor.
Liderler değişiyor; muhalefette lider değişimi çok açık. Artık ana muhalefet yapılamayacağını savunan çok yorumcu var. Dinliyoruz, izliyorum. İktidar aynı.
Eskisi sanki ölmüş gibi, parti binasının dışına terlikleri konmuş!
Neler oluyor böyle?
İktidar aynı; değişmeden siyasetine devam ediyor.
Dinlerken, izlerken kendi terliklerimi unutmuşum valize koymayı. Bayramda terliksiz kalacağım.
Sizin de başınıza gelebilir, dikkat edin. Gündem hiç düzelmedi bu güzel memleketimizde. Siyaset, “Ben kazanayım, benim partim kazansın da ne olursa olsun; gerekirse siz çıplak ayak dolaşın.” yaklaşımıyla devam ediyor.
Siyaset denilen, yaşlıların oynadığı oyundan umut beklemek anlamsız.
Anlamsız gelmesine rağmen dünyamız da maalesef bu yaşlıların oyuncağı hâline gelmiş durumda. Gençliklerinde topa tekme atanlar, şimdi dünyamızı tekmelemeye devam ediyor.
Kısa ömrümüz; hatalı seçimler, mahkeme kararları derken gelip geçiyor. Bu kısa ömürde çıplak ayak dolaşmamak için gösterdiğimiz çabayı gören yok.
Miras yiyen çocuklar gibi her şeyi nakde çevirmeye çalışıyoruz. Koltuk sevdamız da “hizmet yarışı” denilen aldatmaca da nakit ihtiyacından doğuyor.
Kaç gündür gündem, Kılıçdaroğlu’nun terliklerini nereye koyacağına karar vermesiyle geçiyor.
Eski anneler ne güzel yapardı; terlikle kovaladıkları zaman ses kesilir, sükûnet gelirdi. Günümüz anneleri sesi kesmek için telefonu kullanıyor.
Her şeyin nakde tahvil edildiği, iktidarda kalabilmek için ne gerekiyorsa yapıldığı, mahkemelerin de siyaset sahnesine hizmet ettiği günümüzde; Bay Kemal’in terlikleri geleceğimizi çalmış ya da çalamamış, ne önemi var ki?
Mühürsüz oyların kabul edildiği, tekrarlanan seçimlerin yaşandığı güzel memleketimizde masum değiliz hiçbirimiz. İktidar da muhalefet de masum değil.
Yakında yine seçim olacak!
Bugüne kadar neyi doğru seçtik ki?
“Seçim” dendiğinde kafam karışıyor benim. Yolda bir tabelada yazsa da gideceğim yer için ben sapmıyorum. Düz yol benim tercihim; dümdüz yolu tercih ediyorum.
Ben düz yoldan şaşmam.
Terliklerini almayı unutan birinden neyi seçmesini bekleyeceksin ki? İşin bir de bu yanı var. Kabul ediyorum; iktidara yakın olanların, seçilenlere yakın duranların neler kazandığını görüyorum.
Olsun… Ben düz yoldan şaşmam. Ben böyleyim.
Artık valizlerin içine önce terlikleri koyuyorum. Dönüşte de kalıyorlar. Kaç valiz, o kadar terlik!
Benim düz yolum, Atamızın gösterdiği yol!
Kazanmak için değil, doğru olduğu için o yoldayım.
Partilerin üstünde, siyasetin üstünde bir yerden düz yoluma bakıyorum. Siz de öyle yapın.
Yoksa terliklerin, takunyaların peşinde geçer küçük, kısa ömrünüz…
Ertuğrul Sadıkoğlu
ertugrulsadikoglupm@gmail.com

Exit mobile version