Bankacının Maaşı Masada mı, Patronlar Çoktan Anlaştı mı?

Hanife Fişek

Haziran  ayı banka üst yönetimleri için en kritik aylardandır. Yılın ilk yarısına ait dönemsel bilançolarını süslemek üzere gaza basar , Bankacıları mail , mesaj, telefon yağmuruna tutarlar. Böyle yoğun baskılı geçen bir ayın ardından gelen Temmuz ayı ise Bankacılar için en kritik aylardandır . Maaşlara ara zam yapılma zamanı …

Uzun yıllardır Paramedya İnstagram hesabında özellikle bu aylarda maaş beklentileri ve mevcut durumlar üzerine  anketler, paylaşımlar, canlı yayınlar  yapıyoruz. İstiyoruz ki Banka üst yönetimlerinin dikkatini çekelim, Bankacıların sesini duyuralım, beklentilerini aktaralım . İstiyoruz ki yoğun baskı altında çalışan , bankaların bilançolarını her yıl bir öncekinden çok daha iyi yerlere taşıyan  bankacılar hakettikleri maaş zamlarını alsınlar , refah düzeylerini korusunlar , arttırsınlar .

İstiyoruz ki her konuda rekabet etmeyi çok seven , ürünler , hizmetler , müşteri memnuniyeti vs. her konuda yarışan , personelini de yarıştıran , nefes almaya dahi izin vermeden koşturan Banka üst yönetimleri , sözkonusu maaş zamları olduğunda da birbirleri ile yarışsınlar . Benim personelim, benim kadrom  “ en iyi “ bankacılardan oluşuyor , o yüzden en yüksek maaşları , en iyi  zam oranını hakediyor deyip kesenin ağzını biraz açsınlar .

İstiyoruz ki , Bankacılık sektöründe de iş gücü piyasası arz, talep dengesini serbest piyasa koşullarına uygun şekilde kendiliğinden bulsun. Maaşını beğenmeyen, kendi bilgisine , donanımına, tecrübesine güvenen  bankacı  gönül rahatlığı ile transfer olsun. İyi personelini başka bankalara kaptırmak istemeyen Bankalar çalışanlarının maaşlarını ve özlük haklarını işin önemine, ciddiyetine, stresine ve yoğunluğuna uygun şekilde güncellesin.

Çok şey mi istiyormuşuz ? Galiba öyleymiş . Biz bu amaçla kendi çapımızda bankacılar arasında kamuoyu oluşturmaya, onları hakettikleri maaş zamları konusunda daha talepkar olmaya , sendikalarını zorlamaya çalışırken, bazı (!) bankalarımızın üst yönetimleri de kendi aralarında konuşup , anlaşıp bankacıları nasıl daha düşük maaşlarla çalıştırırız hesabı yapıyormuş .

Bir yanda çalışan memnuniyeti, motivasyonu için oradan oraya koşturan İK’dan sorumlu GMY’ler , bir yanda Rekabet Kurumu’nun verdiği cezalar ile medyada gündem olan bankalar, markalar.  Kurumsal anlayışın ötesinde,  kişisel liderlik başarısı gösteren,  değerleri yaşatmayı önceleyen , sevilen, sayılan  İK’dan sorumlu yöneticilerin emeklerine yazık. Böyle bir ceza nedeniyle ödenecek paralara yazık. Bunu kendine yakıştıran,  o  marka değeri yüksek bankalara yazık . En çok da her yıl “ piyasa şartlarına göre size en iyi zammı yaptık , performansa göre duruma  bakacağız , hedefleriniz tutarsa prim de dağıtacağız …” diye diye avutulan bankacılara yazık .

Kurum çalışanları , liderlerine ve kurumsal ilkelere güvenmek isterler. Emek verdikleri yerde kendileri için “ en iyisinin “ yapılacağını bilmek , düşünmek isterler. Liderlere inanır , güvenir , desteklerler. Bir an gelip de her şeyin bir “ kurmaca , danışıklı dövüş “ olma ihtimali ortaya saçılınca orada artık kuruma aidiyet, liderlere güven  duygusu yaratmak çok zordur. “Benim inandığım, güvendiğim, peşinden gittiğim lider meğer beni değil , kendi koltuğunu koruma peşindeymiş ..” duygusunun yarattığı hayal kırıklığını anlatmaya gerek yok sanırım, bu günlerde milyonlarca insanın yakından tecrübe ettiği bir durum bu ne yazık ki…

Bakalım Bankalarımız bu Temmuz ayında “kendi aralarında fısıldaşmadan”  ne kadar ara zam yapabilecekler  çalışanlarına . Merkez Bankasının Enflasyon hedefinin bir türlü tutmadığı, buna rağmen maaşlara  “ beklenen enflasyon” oranına göre zam yapmanın icat edildiği güzelim ülkemizde yaz ayları çok sıcak geçecek gibi .

Exit mobile version