Emine Boyner, yeni sergisi “Kocakarı Masalları”nı Ark Kültür’de sanatseverlerle buluşturdu. İnsan ile yeryüzü arasındaki bağı yeniden hatırlatmayı amaçlayan sergi, doğa bilgeliği, şifa ve kadim hafıza kavramlarını merkeze alıyor.
Sanatı yalnızca estetik bir üretim alanı olarak değil; bir “duyma, tanışma ve hatırlama pratiği” olarak ele alan Boyner, otacılık yaklaşımını eserlerine de taşıyor. Serginin merkezinde ise “Cadı Kazanı” kavramı yer alıyor. Sanatçı, doğanın coşkusunu ve şifasını bu sembolik yapı etrafında şekillenen eserlerle izleyiciye aktarıyor.
Doğayla Yeniden Yüzleşme
“Kocakarı Masalları”, doğadan ve kadim bilgilerden beslenen bir üretim sürecinin sonucu olarak tanımlanıyor. Sergi; toprağa ekilen, dallara bağlanan ve suya fısıldanan geleneksel bilgilerin izini sürerken, insan ile doğa arasındaki ilişkinin yeniden kurulmasına odaklanıyor.
Boyner’in özellikle Ayvalık’taki üretim pratiğinden izler taşıyan sergide; zeytin ağaçları, toprak, bitkiler ve doğal döngüler önemli bir yer tutuyor. “Yer-beden bütünlüğü” fikri, serginin temel omurgasını oluşturuyor.
Disiplinlerarası Bir Seçki
9 Temmuz’a kadar ziyarete açık olacak sergide; seramik, keçe, kâğıt, tuval ve kumaş üzerine çalışmaların yanı sıra ses, su, metin, bitki, tohum ve farklı nesneler bir araya geliyor. Böylece izleyiciye yalnızca görsel değil, çok katmanlı duyusal bir deneyim sunuluyor.
“Kocakarı Masalları”, geleneksel kadın bilgisini ve doğa hafızasını çağdaş sanat diliyle yeniden yorumlayan bir sergi olarak dikkat çekiyor.