15 Temmuz ve TCMB’nin Finansal İstikrar Mücadelesi

15 Temmuz'un ekonomi cephesi bugüne kadar yeterince konuşulmadı. Oysa TCMB'nin attığı adımlar, finansal istikrarın korunmasında kriz yönetiminin en dikkat çekici örneklerinden birini oluşturdu.

Dr. Ayhan Bülent Toptaş

Dr. Ayhan Bülent Toptaş

Darbe girişimi gecesi TCMB’nin İdare Merkezi’nde büyük bir belirsizlik, “Buraya da gelirler mi acaba?” gerginliğiyle geçti. O gece banka personeli dışarıdan gelen patlama sesleri eşliğinde sorumlulukları altında olan ülkenin en stratejik emanetlerini ve sistemlerini korumak için tetikteydiler.

Darbeciler 12 Eylül 1980 sabahında TCMB’nin kapısına gelmişler ve içeri alınmamışlardı. Bu kez de muhtemelen aynı şey olacaktı.  Darbecilerin Ankara’da yürütmeye çalıştıkları harekatın öncelikli ağırlık noktaları devletin karar alma, güvenlik ve iletişim merkezleriydi (Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı çevresi, TBMM, Genelkurmay Başkanlığı, MİT Yerleşkesi, Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü, Gölbaşı Özel Harekât Daire Başkanlığı, Akıncı 4. Ana Jet Üssü, Kara Havacılık Komutanlığı, Özel Kuvvetler Komutanlığı, Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığı, TRT, Türksat Gölbaşı Yerleşkesi). Ayrıca bu merkezler TCMB’ye nispeten uzak mesafelerde yer almaktaydılar.

Böylesine kapsamlı bir darbe girişimi olmasına karşın 15 Temmuz gecesi Ankara’da TCMB, Hazine veya BDDK gibi ekonomik kurumlar fiziki olarak hedef alınmadı. Bu durum, darbecilerin ilk aşamada siyasi ve askeri kontrolü ele geçirmeye odaklandığını düşündürüyor. Eğer darbe başarılı olsaydı, ekonomik kurumların kontrolü de muhtemelen sonraki birkaç gün içinde gündeme gelecekti.

15 Temmuz 2016: Belirsizlik İçinde Hazırlık Çalışmaları

TCMB gergin bir bekleyiş içinde olmasına rağmen bir taraftan mevcut şartlar altında yapması gerekenleri yapmaya başlamıştı. GSM operatörlerinin çalışmaya devam edebilmesi, dolayısıyla iletişimin kesilmemesi büyük bir şanstı.  Bu durum TCMB, TBB, BBDK ve ekonomiden sorumlu hükümet yetkililerinin kendi aralarında konuşabilmesine olanak sağladı. Böylece darbe girişiminin ekonomik ve finansal etkilerinin kısa ve sınırlı olmasını sağlayacak önlemler hakkında telefon görüşmeleri yapılabildi.

Darbe girişiminin cuma gecesi başlaması ve piyasaların kapalı olması nedeniyle pazartesi sabahına kadar hazırlık yapılabilmesi şansı vardı. TCMB, Bankacılık sisteminde doğabilecek nakit ihtiyaçlarını karşılamak üzere gerekli hazırlıkları yapmaya başladı. TCMB şubeleri hazır duruma getirildi. Bankaların ihtiyaç duyabileceği likiditenin sağlanması için gerekli tüm tedbirler alındı.

17 Temmuz 2016 Tarihli Basın Duyurusu: Piyasalara Güven Veren İlk Adımlar

Çatışma ve gerginliğin en üst seviyede olduğu saatlerden itibaren TCMB finansal istikrarın bozulmaması için önemli hazırlıklar yapmıştı. Darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından en kritik sorulardan biri, finansal sistemin nasıl işleyeceğiydi. Bankalar pazartesi sabahı açılabilecek miydi? Para transferleri kesintisiz devam edecek miydi? Mevduat sahipleri bankalara koşacak mıydı? Döviz piyasasında kontrol edilemeyecek bir dalgalanma yaşanacak mıydı? TCMB 17 Temmuz Pazar günü olağanüstü bir duyuru yayınladı. Bu duyuru söz konusu soruların yanıtlarının finansal sistemin işleyişi açısından olumlu olmasına büyük katkı sağladı.

İlk ve en önemli karar, bankalara ihtiyaç duydukları ölçüde sınırsız Türk lirası likiditesi sağlanacağınınilan edilmesiydi. Bu kararın anlamı son derece açıktı. Hiçbir banka nakit sıkıntısı nedeniyle ödeme güçlüğüne düşmeyecekti. TCMB, bankacılık sisteminin arkasında olduğunu ilan ediyor ve gerektiği kadar fon sağlayacağını kamuoyuna duyuruyordu.

İkinci önemli adım, gün içi likidite imkânı komisyonunun sıfıra indirilmesi oldu. Böylece bankaların gün içinde ihtiyaç duyacakları kısa vadeli fonlara maliyet yükü olmadan erişmeleri sağlandı. Normal zamanlarda teknik görünen bu düzenleme, olağanüstü koşullarda ödeme sistemlerinin sorunsuz işlemesi açısından kritik önem taşıyordu.

TCMB’nin üçüncü önemli hamlesi ise döviz likiditesine yönelikti. Bankaların kullanabildiği döviz depo limitlerinin artırılabileceği ve kullanım koşullarının iyileştirileceği açıklandı. Böylece hem bankalara hem de uluslararası piyasalara önemli bir mesaj verildi. Olası döviz talebi karşısında Merkez Bankası gerekli araçlara sahipti ve finansal sistemi desteklemeye hazırdı.

Bunun yanında, bankaların Merkez Bankası’ndan fonlama sağlayabilmeleri için kullandıkları teminat yapısında da esneklik sağlandı. Teminat koşullarının gevşetilmesi, bankaların ihtiyaç duydukları kaynağa daha hızlı ve kolay ulaşmalarına imkân verdi.

Belki de en kritik açıklamalardan biri ise Elektronik Fon Transferi (EFT) ve Elektronik Menkul Kıymet Transfer Sistemi’nin kesintisiz çalışmaya devam edeceğininduyurulmasıydı.

Merkez Bankası ayrıca piyasaları yakından izleyeceğini ve ihtiyaç duyulması halinde ilave tedbirlerin gecikmeden alınacağını açıkladı. Kriz yönetiminde yalnızca doğru karar almak değil, doğru iletişim kurmak da büyük önem taşır. Bu açıklamalar sayesinde piyasalara “Merkez Bankası gelişmeleri kontrol ediyor ve gerektiğinde yeni adımlar atacak” mesajı verilmiş oldu.

19 Temmuz 2016 PPK Toplantısı: Kriz Ortamında Soğukkanlı Para Politikası  

15 Temmuz darbe girişiminden sadece 4 gün sonra, 19 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen PPK toplantı özeti, TCMB’nin sıcak kriz anındaki rasyonel, soğukkanlı ve ihtiyatlı duruşunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Kurul, yaşanan yurt içi gelişmelerin ve piyasadaki dalgalanmaların geçici olacağını, Türkiye’nin sağlam iktisadi temelleri sayesinde dayanıklılığını koruyacağını öngörmekteydi. Yaşanan şokun finansal koşullarda yaratabileceği ek sıkılaşmayı dengelemek adına, likidite tedbirlerinin yanı sıra gerekirse zorunlu karşılıklarda aşağı yönlü ayarlamaya gidilebileceği belirtilerek piyasaya esnek bir güvence sunulmuştur.

Raporda, terör olayları ve yurt içi gelişmelerin özellikle turizm sektörü üzerinden büyüme ve cari açık üzerinde aşağı yönlü belirgin bir risk oluşturduğuna rasyonel şekilde dikkat çekilmiştir. Son olarak Merkez Bankası, yaşanan bu büyük jeopolitik şoka rağmen, orta vadeli vizyonu olan “para politikasında sadeleşme” (fonlamanın tek bir faizden yapılması) sürecine bağlılığını koruduğunu göstererek piyasalara güçlü bir normalleşme mesajı vermiştir.

26 Temmuz 2016 Enflasyon Raporu: Güven Veren Orta Vadeli Perspektif  

Rapordan TCMB’nin, 15 Temmuz darbe girişimini etkili likidite yönetimiyle kontrol altına alınabilecek geçici bir finansal istikrar sorunu olarak gördüğü anlaşılıyor. Burada, “Temmuz ayı ortasında piyasalarda yurt içi gelişmeler kaynaklı dalgalanmalar yaşanmıştır” ifadesine yer verildi. 17 Temmuz’da alınan likidite önlemlerinin finansal sistemin ihtiyaç duyduğu likiditeye erişimi sağladığı ve piyasalardaki oynaklığı sınırladığı vurgulandı. Daha da önemlisi, 2016 yıl sonu enflasyon tahmini değiştirilmedi. Yıl sonu tahmini yine %7,5 olarak korundu. Bu durum TCMB’nin darbe girişiminin orta vadeli enflasyon görünümünü kalıcı biçimde bozacağına inanmadığını göstermekte.  

Bu özgüvenine karşılık TCMB tamamen kayıtsız da değildi. Raporda “yakın dönemde yaşanan yurt içi gelişmelerin talep üzerinde özellikle kısa vadede aşağı yönlü riskler oluşturduğu” belirtildi ve çıktı açığı tahmini güncellendi.  

15 Temmuz gecesi, merkez bankacılığının yalnızca faiz belirlemekten ibaret olmadığı görüldü. O gece TCMB’nin en önemli görevi para politikasını değiştirmek değil, finansal sistemin kesintisiz işleyeceğine dair güveni korumaktı. Aradan geçen on yılın ardından geriye dönüp bakıldığında, bu sessiz ama kritik mücadelenin Türkiye ekonomisinin en önemli kriz yönetimi örneklerinden biri olduğu daha net anlaşılıyor.

Exit mobile version