Prof. Esfender Korkmaz’dan kur uyarısı: “Baskılanan dolar, daha büyük bir devalüasyon riskini büyütüyor”

Ekonomist Prof. Esfender Korkmaz, yaklaşık 4,5 yıldır uygulanan kur baskılama politikasının sürdürülebilir olmadığını savundu. Korkmaz, döviz kurunun enflasyonun gerisinde bırakılması nedeniyle TL'nin reel olarak değerlendiğini, bunun da hem rekabet gücünü zayıflattığını hem de ileride ani bir kur düzeltmesi riskini artırdığını ifade etti.

Prof.Dr. Esfender Korkmaz

Prof.Dr. Esfender Korkmaz

Ekonomist Prof. Esfender Korkmaz, uygulanan dezenflasyon politikaları kapsamında yaklaşık 4,5 yıldır döviz kurları üzerinde baskı oluşturulduğunu belirterek, mevcut politikanın Türkiye ekonomisi açısından önemli riskler taşıdığı uyarısında bulundu.

Korkmaz, Merkez Bankası ve kamu bankalarının uzun süredir döviz satarak kuru kontrol altında tuttuğunu öne sürerken, bu politikanın Türk lirasının reel olarak değerlenmesine yol açtığını söyledi. Korkmaz’ın hesaplamasına göre, 2019 yılı sonundan 2026 yılı Haziran ayına kadar tüketici enflasyonu zincirleme olarak yüzde 839 artarken, aynı dönemde dolar kurundaki artış yüzde 684’te kaldı. Bu tabloya göre döviz kuru, iç fiyat artışlarının gerisinde kaldı.

“Kur dengesi bozuldu, devalüasyon riski büyüyor”

Serbest kur rejiminde merkez bankalarının yalnızca aşırı dalgalanmalarda geçici müdahalede bulunması gerektiğini ifade eden Korkmaz, yıllardır süren müdahalelerin piyasa dengesini bozduğunu savundu.

Korkmaz’a göre kurun uzun süre baskılanması halinde piyasa kendi dengesini ani bir kur sıçramasıyla sağlayabilir. Böyle bir senaryoda enflasyonla mücadelede elde edilen kazanımların kısa sürede ortadan kalkabileceğini dile getirdi.

“Rezervleri korumanın maliyeti ağır”

Kur politikasını sürdürebilmek için yüksek faizle borçlanıldığını belirten Korkmaz, Türkiye’nin 5 yıllık CDS priminin 237 baz puan seviyesinde bulunmasının dış finansman maliyetini yükselttiğini ifade etti. Yüksek risk priminin hem dış borçlanmayı pahalı hale getirdiğini hem de ekonomiye ilave yük oluşturduğunu savundu.

“Yüksek faiz üretimi ve yatırımı zorluyor”

Merkez Bankası’nın dolarizasyonu önlemek amacıyla reel faizleri yüksek tuttuğunu belirten Korkmaz, bunun en büyük yükünü reel sektörün ve vatandaşların taşıdığını söyledi. Yüksek finansman maliyetlerinin yatırımları yavaşlattığını, ekonomik büyümeyi baskıladığını ve iflasların artmasına neden olduğunu öne sürdü.

Korkmaz ayrıca banka kredileri üzerinden alınan Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF), Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) ile damga vergisinin de finansman maliyetlerini artırdığını belirterek, ekonomik istikrar sağlanıncaya kadar bu vergilerin kaldırılması gerektiğini savundu.

“Döviz satışı sonsuza kadar sürdürülemez”

Türkiye’ye doğrudan yabancı yatırım girişinin zayıf seyrettiğini, buna karşılık sermaye çıkışlarının devam ettiğini belirten Korkmaz, artan cari açık ve rezervlerdeki gerilemenin döviz piyasasına sürekli müdahale edilmesini zorlaştıracağını ifade etti.

“Düşük kur rekabet gücünü zayıflatıyor”

Türkiye’nin ithalat yapısında ara mallarının yüzde 71,7 ile en büyük paya sahip olduğuna dikkat çeken Korkmaz, olası bir döviz sıkıntısının yalnızca ithalatı değil üretimi de olumsuz etkileyeceğini söyledi. Düşük kur nedeniyle ihracatçıların rekabet gücünün zayıfladığını ve dış açıkların büyüdüğünü savunan Korkmaz, kur politikasının uzun vadede ekonomiye daha yüksek maliyet çıkarabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Korkmaz, yazısını, “Eğer hükümet ve ekonomi yönetimi bu tabloyu görüyor ve buna rağmen mevcut politikayı sürdürüyorsa, kamuoyunun bilmediği farklı çözüm planlarına sahip olduklarını ummak gerekir” değerlendirmesiyle tamamladı.

Exit mobile version