Ekonomist Prof. Dr. Esfender Korkmaz, kaleme aldığı yazıda Türkiye ekonomisinin son yıllarda yaşadığı yüksek enflasyon ve kur krizinin kalıcı etkilerine dikkat çekti. Korkmaz, 2021 sonunda uygulanan ekonomi politikalarının ardından Türk lirasında yaşanan sert değer kaybının enflasyonu tarihi seviyelere taşıdığını belirterek, aradan geçen yaklaşık 4,5 yıla rağmen ekonominin temel göstergelerinde istenen iyileşmenin sağlanamadığını ifade etti.
“Türkiye birçok göstergede gelişmekte olan ülkelerin gerisinde”
Korkmaz, IMF, Dünya Bankası ve OECD verilerine atıfta bulunarak Türkiye’nin enflasyon, büyüme, işsizlik ve gelir dağılımı göstergelerinde gelişmekte olan ülkelerin ortalamasının gerisinde kaldığını öne sürdü. Yazısında, yüksek enflasyonun yanı sıra büyüme hızındaki yavaşlama ve gelir dağılımındaki bozulmanın ekonomik sorunları derinleştirdiğini dile getirdi.
“IMF ile program krizin maliyetini azaltabilirdi”
Prof. Dr. Korkmaz, kriz döneminde Uluslararası Para Fonu (IMF) ile bir stand-by anlaşması yapılmasının finansman maliyetlerini düşürebileceğini ve ekonomiye güven sağlayabilecek bir çıpa görevi görebileceğini savundu. Korkmaz, geçmişte uygulanan IMF programlarının daha düşük maliyetli dış finansman sağladığını hatırlatarak, benzer bir yaklaşımın krizin etkilerini hafifletebileceğini ileri sürdü.
“Yapısal reformlar ihmal edildi”
Yazısında yalnızca kısa vadeli istikrar politikalarının yeterli olmadığını vurgulayan Korkmaz, üretimin ithalata bağımlılığı, reel sektör-finans sektörü dengesizliği, gelir dağılımındaki bozulma, teknoloji yetersizliği ve piyasa yapısındaki sorunların uzun vadeli reformlarla ele alınması gerektiğini belirtti.
“Yüksek faiz ve vergi yükü üretimi zorluyor”
Korkmaz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın dezenflasyon politikası uyguladığını ancak maliye politikasında aynı ölçüde tasarruf sağlanamadığını savundu. Dolaylı vergilerdeki artışın fiyatlara doğrudan yansıdığını, yüksek reel faiz ile birlikte üretim üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.
“TL’nin aşırı değerlenmesi rekabet gücünü azalttı”
Yazıda döviz kurunun uzun süre enflasyonun altında tutulmasının kısa vadede fiyat artışlarını sınırlasa da Türk lirasının reel olarak aşırı değerlenmesine yol açtığı görüşü dile getirildi. Bunun ihracatın rekabet gücünü zayıflattığını, dış ticaret açığını artırdığını ve kur riskini büyüttüğünü savunan Korkmaz, kur politikasının enflasyonla uyumlu yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
“En büyük sorun güven”
Korkmaz, yazısının sonunda ekonomik toparlanmanın önündeki en büyük engelin güven eksikliği olduğunu belirtti. Hukuka ve yargıya duyulan güvenin zayıflamasının hem yerli hem de yabancı yatırımcıların kararlarını olumsuz etkilediğini savunan Korkmaz, güven ortamı oluşturulmadan kalıcı ekonomik iyileşmenin sağlanmasının zor olduğunu ileri sürdü.