Tüm koltuklar gibi CEO koltukları da geçici . Hem bankacılık yaptığım yıllarda hem de sonrasında Paramedya’da yazarken, okurken ( okumam daha çok çünkü takipçilerimiz sağolsun, her gün yüzlerce DM ile asla yalnız bırakmıyorlar … ) defalarca CEO değişimlerine şahit oldum. Her CEO bir iz bırakır giderken. Çalışanlar ve emekliler yıllarca anarlar kendilerini… Kimi saygı ile anılır, kimi sitemlerle.
Son günlerde koltuğunu devredeceği haberi resmi olarak açıklanan İş Bankası Genel Müdürü , diğer banka Genel Müdürlerinden belirgin şekilde ayrışan özel bir yöneticiydi . Paramedya takipçileri arasında yaptığımız “ En Sevilen CEO “ anketlerimizde iki kez üst üste açık ara farkla öne çıkmıştı. Üçüncü kez yapsak yine çıkacağı çok bariz olduğu için son yıl o anketi yapmamayı tercih ettik. Çünkü seçenek yoksa, seçim de yoktur. Bankacılar seçimini yapmıştı. Saha için ulaşılabilir bir konumda duran, mütevazi kişiliği ile tüm çalışma arkadaşlarını kucaklayan, kurumsallığın koruyucu değerlerini yaşatırken, en alttan en üste sağlam köprüler kuran değerli bir yönetici olarak hem kendi kurumunda hem de sektörde olumlu izler bırakarak ayrılıyor koltuğundan Hakan Aran . Ne mutlu . Yeni görevinde de başarılar diliyor, hem ülkesine hem de hizmet ettiği kurumlara değer katan çalışmalarının süreceğine inanıyoruz.
Koltuğunu geçmiş yıllarda bırakan diğer Banka CEO’larını düşünüyorum da şimdi kim nerede ne yapıyor çok bilmiyoruz. Emekli olanlar da var bir yönetim kurulu koltuğu kapıp oyalananlar da. Sektöre dair bilgi ve birikimlerini değerlendiriyorlar mı şimdi ? Yoksa onlar da bir zamanlar banka yönetirken işsiz bıraktıkları binlerce deneyimli bankacı gibi köşesine mi çekildi ?
İş hayatında “ deneyim” para ile satın alınamayacak en önemli değer. İşe alırken “ deneyim “ arayan kurumlar , işten çıkardıkları deneyimli çalışanlarının değerinin farkında değiller ne yazık ki . Defalarca ekonomik kriz yaşayan, piyasaların en iyi ve en kötü hallerine şahit olan, darboğazlardan geçmeyi de , derin sularda yelken açmayı da yaşayarak öğrenen deneyimli bankacıları “ maliyet “ gördüğü için işten çıkarıp kadrosunu küçülten bankacılık sektörü bunun bedelini her gün farklı sebeplerle ufak ufak ödediğinin farkında bile değil. Farkında olsa da yapacak bir şey yok. Giden gitti. İş bilen deneyimli bankacılar ya tükenerek , ya da performans bahanesi ile sektör dışında kaldı . Şubelerini bir bir kapatan, kapattığı şubelerdeki personele iş bulamayan, istifaya zorlayan, uzak yerlere tayin öneren küçücük bankalarımız daha da küçülmeye devam ediyorlar. İlk etapta yükselecek gibi görünen kârlılıkları düşmeye devam edecek ne yazık ki.
Kurumsal yapısını ve ciddiyetini koruyan , en iyi bilinen yöneticisi için bile kuralları değiştirip , “biraz daha yönetimde kalsın..” diye zorlamayan büyük kurumlar ise büyümeye devam edecekler. İnsanlar geçici , kurumlar kalıcı. Ama kurumsallığını korumayı bilen, alttan iyi yöneticiler yetiştirmeye devam eden, patrona olan yakınlığına göre değil liyakate göre atamalar yapmayı sürdüren kurumlar kalıcı. Diğerleri patronların oyuncağı. Bugün var , yarın yoklar.
Dünden bugüne, sizin tanıdığınız , bildiğiniz CEO’lardan kimler var ve sizce hem sektörde hem de kendi kurumlarında nasıl izler bıraktılar ?
Kimler nasıl hatırlanıyor , kimler çoktan unutuldular ?