• Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editoryal Politikalar
29 Eylül 2026 Salı
ParaMedya
  • Ana Sayfa
  • Ekonomi
    • Altın
    • Eko Dünya
    • Sigorta
    • Şirket Haberleri
  • Finans
    • Bankacılık
    • Borsa
    • Döviz
    • Kripto
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
ParaMedya
  • Ana Sayfa
  • Ekonomi
    • Altın
    • Eko Dünya
    • Sigorta
    • Şirket Haberleri
  • Finans
    • Bankacılık
    • Borsa
    • Döviz
    • Kripto
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
ParaMedya
Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
Ana Sayfa Yazarlar Dr.Ayhan Bülent TOPTAŞ

Dezenflasyonda “Kötünün İyisi” İle Yetinmek

TCMB, 2026 yıl sonu enflasyon hedefini yüzde 24'te tutarken tahminini yüzde 28'e yükseltti. Hedef ile tahmin arasındaki makas açılırken para politikasında operasyonel normalleşme mesajlarının verilmesi, dezenflasyon programının kredibilitesi açısından yeni soru işaretleri yaratıyor.

- Dr.Ayhan Bülent TOPTAŞ
Ağustos 15, 2026
- Dr.Ayhan Bülent TOPTAŞ, Güncel
0
Dr. Ayhan Bülent Toptaş

Dr. Ayhan Bülent Toptaş

Facebook ile paylaş
Twitter ile paylaş
WhatsAppEmail

3 Ağustos’ta bu köşede yayımlanan “Program çalışıyorsa enflasyon neden hâlâ yüzde 30’larda?” başlıklı yazımda, uygulanan dezenflasyon programının vaatleri ile sahadaki katı ekonomik gerçekler arasındaki giderek açılan makasa dikkat çekmiştim. 13 Ağustos’ta açıklanan 2026-III Enflasyon Raporu, ne yazık ki bu soru işaretlerini gidermek bir yana, dezenflasyon patikasına ve para politikasının kararlılığına dair endişelerimizi daha da derinleştirdi.

TCMB’nin son raporundaki temel tespitler, revizyonlar ve verilen mesajlar ışığında tabloyu detaylarıyla yeniden okuyalım:

Sponsorlu Bağlantılar

Tahmin Yükselirken Sabit Kalan Hedef Piyasa İçin Çıpa Olabilir mi?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 13 Ağustos’ta yılın üçüncü Enflasyon Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı. Raporun en göze çarpan ve iktisadi mantık çerçevesinde izahı en zor boyutu, hedefler ile tahminler arasındaki uyumsuzluk oldu. Temmuz ayı itibarıyla gerçekleşen yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,75 seviyesinde bulunuyor. Yılın bitimine yalnızca beş ay kalmışken, TCMB 2026 yıl sonu için daha önce ilan ettiği yüzde 24’lük ara hedefi resmi olarak değiştirmediğini açıkladı. Buna karşın aynı raporda, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 28’e yükseltti.

Burada para politikası iletişimi açısından çok ciddi bir çelişki doğmaktadır: TCMB, yılın tamamlanmasına çok kısa bir süre kalmışken ara hedefini yüzde %24’te tutarken, resmi tahminini yüzde 28’e çıkarttı. Bu durum, yüzde 24’lük ara hedefin piyasalar açısından güçlü bir çıpa olma işlevini oldukça zayıflatıyor. Piyasa aktörleri, reel sektör ve hane halkı geleceğe bakarken TCMB’nin yüzde 24’lük ulaşılamaz hedefine mi, yoksa yüzde 28’lik revize tahminine mi göre hareket edecek?

Merkez bankacılığında beklenti yönetimi, itibar ve tutarlılık üzerinden yürütülür. Hedef ile tahmin arasındaki 4 puanlık bu geniş açıklık, enflasyon beklentilerinin geriye dönük endeksleme eğiliminden kurtarılmasını zorlaştırabilir ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmayı beslemeye devam edebilir. Beklentilerin çıpalanamadığı bir ortamda dezenflasyon maliyetinin toplumsal ve reel sektör ölçeğindeki ağır yükü artmaktadır.

Enflasyon Tahmini Yükselirken Operasyonel Normalleşme

İlgiliHaberler

ING’den Türkiye Analizi: Kur Enflasyonu Baskılayacak, Faiz İndirimi Yakın

Raporun ve yapılan sunumun belki de en çelişkili noktası faiz adımlarına dair verilen mesajlar oldu. Hatırlanacağı üzere Merkez Bankası, bir süredir likidite yönetimi kanalıyla haftalık repo ihalelerini durdurmuş ve piyasayı faiz koridorunun üst bandı olan yüzde 40’lık gecelik fonlama faizinden fonlamaya başlamıştı. Bu adım, manşet enflasyonun ve enflasyonist risklerin canlı kaldığı bir dönemde örtülü bir sıkılaştırma olarak değerlendirilmişti.

Ancak yıl sonu enflasyon tahmini yukarı yönlü revize edilmesine ve gerçekleşen enflasyon hâlâ yüzde 31,75 seviyesinde direnç göstermesine rağmen, Başkan Fatih Karahan’ın açıklamaları piyasalarda, yüzde 40 civarındaki fiili fonlama maliyetinin yeniden yüzde 37’lik politika faizine yaklaşabileceği beklentisini güçlendirdi.  

Enflasyonist baskıların, yönetilen ve yönlendirilen fiyat artışlarının, hizmet enflasyonundaki katı yapının ve küresel/jeopolitik risklerin son derece canlı olduğu bir ortamda, henüz dezenflasyon süreci hedeflerle uyumlu bir patikaya oturmamışken bu tür bir operasyonel gevşemeye kapı aralamak hangi iktisadi gerekçeyle açıklanabilir? Parasal sıkılığı fiilen gevşetme algısı yaratacak böyle bir iletişim, para politikasının duruşuna dair şüpheleri artırmaktan ve dezenflasyon sürecini daha da uzatmaktan başka bir sonuç üretmeyecektir.

“Sıkı Para Politikası Olmasaydı…” Söylemi: Olmayan Üzerinden Başarı Hikayesi Yazılamaz

Rapor sunumunda öne çıkarılan savunma mekanizmalarından birisi de “Sıkı para politikası uygulanmasaydı enflasyon bugün çok daha yüksek seviyelerde olurdu” argümanı oldu. Karşı-olgusal (counterfactual) senaryo, uygulanan politikanın gerekli olduğuna kanıt olarak gösterilebilir; ancak politikanın hedeflerine ulaşıp ulaşmadığını göstermez. Elbette sıkı para politikası uygulanmasaydı enflasyon daha yüksek olabilirdi. Ancak bu, mevcut enflasyon düzeyinin başarılı olduğu anlamına gelmez. Bir politikanın başarısını “daha kötü olabilirdi” ölçütüyle değerlendirmek, başarı çıtasını belirsizleştirir

Şüphesiz ki faiz artışları yapılmamış, parasal sıkılaşma adımları atılmamış olsaydı, kur şokları ve enflasyon spirali ekonomiyi felakete sürükleyebilirdi. Ancak dezenflasyon programının başarısı, “Efendim gördünüz mü, enflasyonu patlatmadık” saptamasıyla değil; ilan edilen hedeflere ulaşılması, fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesi ve toplumun satın alma gücünün korunmasıyla ölçülür.

Karşı olgusal gerekçeler ileri sürmek, mevcut yüzde 30’un üzerindeki seyreden enflasyonun, bozulan fiyatlama davranışlarının ve hedeften sapan göstergelerin olumsuz etkilerini ortadan kaldırmaya yetmiyor. Piyasanın ve vatandaşın ihtiyacı olan şey, “daha kötü olabilirdi” tesellisi değil; enflasyonu kalıcı olarak tek haneye indirecek net, kararlı ve şeffaf bir yol haritasıdır.

Kredibilite en hassas konu

Dezenflasyon süreçlerinin başarısındaki en kritik unsur, ekonomi yönetiminin ve para otoritesinin kredibilitesidir. Kredibilite ise söylem ile eylemin, hedef ile tahminin örtüşmesiyle inşa edilir. 2026-III Enflasyon Raporu ile ortaya çıkan tablo, TCMB’nin hem tahminlerini yukarı yönlü güncellemek durumunda kaldığını hem de aynı dönemde operasyonel normalleşme mesajı verdiğini göstermektedir.

Gerek reel sektörün gerek hane halklarının enflasyon beklentileri hâlâ Merkez Bankası tahminlerinin oldukça üzerinde seyretmekte. Döviz kurunu baskılama ve likidite çekme adımları, temel yapısal sorunlar çözülmediği ve para politikasındaki net duruş korunmadığı sürece sadece sınırlı iyileşmeler sağlayabilmekte.

Geçen yazımda sorduğum “Program çalışıyorsa enflasyon neden hâlâ yüzde 30’larda?” sorusunun yanıtı, ne yazık ki bu raporla birlikte daha da belirginleşmiştir. Çünkü hedef, tahmin ve politika duruşu arasında oluşan mesafe, para politikasının kredibilitesi konusunda ciddi soru işaretleri yaratmaktadır. Enflasyonda kalıcı bir düşüş sağlamak ve toplumun beklentilerini iyileştirmek, hedeflerle çelişen gevşeme sinyalleriyle değil, kararlılıkla sürdürülen tutarlı bir programla mümkündür.

Etiketler: dezenflasyon
Paylaş
Tweet
GönderGönder
Sponsorlu Bağlantılar
Önceki Haber

Bankacının Görünmeyen Yoksullaşması

Sonraki Haber

Halka arzlarda asıl soru: Kim neden zararına satıyor?

Dr.Ayhan Bülent TOPTAŞ

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın İzmir Şubesi, Berlin Ofisi ve İnsan Kaynakları Departmanı'nda çalıştım. TCMB'nin desteğiyle ekonomi alanında yüksek lisans ve doktora derecelerini aldım. Son 14 yılda TCMB'nin İnsan Kaynakları Departmanı'nın farklı bölümlerinde çalıştım. Bu süre zarfında insan kaynakları konusunda eğitim aldım ve diğer merkez bankalarının insan kaynakları çalışanlarına da eğitim verdim.

Sonraki Haber
Remzi Özdemir Yazdı

Halka arzlarda asıl soru: Kim neden zararına satıyor?

Sponsorlu Bağlantılar
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editoryal Politikalar

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım yapılması uygun sonuçlar doğurmayabilir.

İnternet sitemizi geliştirmek, etkili ve güvenli hale getirmek, sizin için daha kullanışlı olmasını sağlamak amacıyla çerezler (cookie) kullanıyoruz. Daha  ayrıntılı bilgilere “Çerez Politikası” sayfamızdan ulaşabilirsiniz.



  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editoryal Politikalar

© 2026 paramedya.com - Finans ve Ekonomi Haberleri

Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
  • Ana Sayfa
  • Ekonomi
    • Altın
    • Eko Dünya
    • Sigorta
    • Şirket Haberleri
  • Finans
    • Bankacılık
    • Borsa
    • Döviz
    • Kripto
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası

© 2026 paramedya.com - Finans ve Ekonomi Haberleri