Türkiye fon piyasasında yeni dönem: SPK’nın sert düzenlemesi ne getiriyor?

Türkiye fon piyasasının son yıllardaki en kapsamlı ve en sert düzenlemelerinden biri 28 Ağustos akşamı yayımlandı. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 52/1589 sayılı kararıyla Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’de yapılan değişiklikler, özellikle bugüne kadar birçok oransal sınırlamadan muaf şekilde faaliyet gösteren serbest fonları doğrudan hedef alıyor.

TEFAS verilerine göre piyasada yaklaşık 400 serbest fon bulunuyor. Bu fonların toplam büyüklüğü 3,6 trilyon liraya, yatırımcı sayısı ise 883 bine ulaşmış durumda. Yeni düzenleme, bu büyük piyasanın özellikle yoğunlaşma, likidite, kaldıraç ve şeffaflık alanlarındaki kurallarını önemli ölçüde değiştiriyor.

Düzenlemenin en dikkat çekici sonucu, bir serbest fonun tek bir hisseye veya sınırlı sayıdaki varlığa aşırı şekilde yığılmasının önüne geçilmesi olacak.

Tek hisseye aşırı yığılmaya yüzde 20 sınırı

Serbest fonlar açısından bugüne kadar en çok tartışılan konulardan biri portföy yoğunlaşmasıydı. Eski uygulamada bir serbest fonun portföyünün çok büyük bölümünü, hatta tamamını tek bir hisseye yönlendirmesinin önünde genel bir oransal sınır bulunmuyordu.

Yeni düzenlemeyle bu yapı değişti.

Buna göre bir serbest fonun portföyünde yüzde 5’i aşan pozisyonların toplamı fon portföy değerinin yüzde 20’sini geçemeyecek. Aynı gruba ait sermaye piyasası araçlarının toplamı için de yüzde 20 sınırı getirildi.

Bu kuralın bazı mevcut fon portföyleri açısından oldukça önemli sonuçları olabilir.

Örneğin yaklaşık 110 bin yatırımcısı bulunan TLY kodlu fonda, yüzde 5’i aşan pozisyonların toplamının yüzde 69,9 olduğu belirtiliyor. Fonun yalnızca OZATD pozisyonunun ise yüzde 34,3 seviyesinde bulunduğu ifade ediliyor.

Yaklaşık 50 bin yatırımcısı bulunan DFI kodlu fonda da yüzde 5’i aşan pozisyonların toplamının yüzde 69,6 olduğu, IEYHO’nun ise tek başına portföyün yüzde 41,3’ünü oluşturduğu belirtiliyor.

Bu örneklerde görülen yoğunlaşma oranları, yeni getirilen yüzde 20 sınırının oldukça üzerinde bulunuyor. Düzenlemeye göre sınırı aşan mevcut pozisyonlar belirlenen geçiş takvimi içinde yeni kurallara uyumlu hale getirilecek.

Düşük dolaşımlı hisselerde fonların hareket alanı daralıyor

Düzenlemenin piyasa açısından belki de en kritik bölümü, serbest fonların fiili dolaşımı düşük hisselerde ne kadar pay tutabileceğine ilişkin getirilen yeni sınırlar.

Yeni sistemde serbest fonların bir şirketin fiili dolaşımdaki payları içindeki ağırlığı, hissenin fiili dolaşım oranına göre sınırlandırılıyor.

Fiili dolaşım oranı yüzde 25’in altında olan şirketlerde tek bir serbest fon, dolaşımdaki payların en fazla yüzde 8’ini tutabilecek. Fiili dolaşım oranı yüzde 25 ile yüzde 50 arasındaki şirketlerde bu sınır yüzde 6, yüzde 50 ile yüzde 75 arasındaki şirketlerde yüzde 4, yüzde 75’in üzerindeki şirketlerde ise yüzde 2 olacak.

Aynı portföy yönetim şirketinin yönettiği tüm serbest fonların toplamı açısından ise bu oranlar iki katına çıkacak. Buna göre aynı kurucuya bağlı serbest fonların toplam limiti sırasıyla yüzde 16, yüzde 12, yüzde 8 ve yüzde 4 olarak uygulanacak.

Bu düzenleme özellikle düşük fiili dolaşıma sahip şirketlerde çok yüksek miktarda lot taşıyan fonları doğrudan ilgilendiriyor.

OZATD örneği bu durumu daha net gösteriyor. Hissenin fiili dolaşım oranının yüzde 20,6, dolaşımdaki pay sayısının ise yaklaşık 14,7 milyon lot olduğu belirtiliyor. Yeni kurala göre tek bir serbest fonun bu hissede tutabileceği azami miktar yaklaşık 1,2 milyon lot seviyesinde olacak.

KAP’taki ortaklık yapısına ilişkin veriler esas alındığında TLY fonunun OZATD’de yaklaşık 9,1 milyon lot taşıdığı belirtiliyor. Bu durumda fonun, geçiş süreci sonunda yeni sınıra uyum sağlamak için pozisyonunu önemli ölçüde azaltması gerekecek.

Benzer bir tablo DSTKF için de ortaya çıkıyor. Fiili dolaşımdaki pay miktarının yaklaşık 84,5 milyon lot olduğu varsayımında, tek bir serbest fonun yeni kurala göre tutabileceği azami miktar yaklaşık 5,1 milyon lot olacak. TLY fonunun ise yaklaşık 22,9 milyon lot taşıdığı belirtiliyor.

Düzenlemenin temel amacı, düşük dolaşımlı hisselerde fonların dolaşımdaki payların çok büyük bölümünü kontrol edebildiği mevcut yapıyı sınırlamak olarak öne çıkıyor.

Kaldıraç kullanımına da sınır getirildi

SPK düzenlemesi yalnızca hisse yoğunlaşmasını değil, fonların kaldıraç oluşturabilecek para piyasası ve repo işlemlerini de yeniden düzenliyor.

Buna göre serbest fonların Takasbank Para Piyasası işlemleri ve borçlanma işlemleri dahil olmak üzere ilgili işlemlerinin toplamı, fon portföy değerinin yüzde 20’siyle sınırlandırıldı.

Borsa dışında gerçekleştirilen repo işlemlerinde de yeni şartlar getirildi. Hisse senedinin dayanak varlık olduğu işlemlerde artık yalnızca BIST 30 kapsamındaki paylar kullanılabilecek. İşlemlerde teminat oranı en az yüzde 105 olacak.

Ayrıca kurucu ve kurucuyla ilişkili tarafların ihraç ettiği sermaye piyasası araçlarının, işleme konu araçların belirli oranının üzerinde kullanılmasına da sınır getirildi.

Bu değişikliklerin özellikle düşük dolaşımlı hisselerin repo işlemlerinde dayanak olarak kullanılması yoluyla yüksek kaldıraç oluşturulmasını zorlaştırması bekleniyor.

Serbest fonlarda şeffaflık haftalık seviyeye çıkıyor

Yeni düzenlemenin bir diğer önemli sonucu yatırımcıların fon portföyleri hakkında daha sık bilgi sahibi olması olacak.

TEFAS’ta işlem gören serbest fonlar, portföy dağılımlarını artık aylık değil haftalık olarak KAP’a bildirecek.

Bu değişiklik, özellikle yüksek yoğunlaşmaya sahip fonların hangi varlıklarda pozisyon taşıdığının daha yakından izlenmesini sağlayacak.

Düzenleme yalnızca fonların yatırımlarını değil, fonların yatırımcı yapısını da daha görünür hale getiriyor.

Bir kişinin fondaki paylarının, tedavüldeki toplam fon paylarının yüzde 30’una, yüzde 40’ına veya yüzde 50’sine ulaşması ya da bu oranların altına düşmesi durumunda Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından KAP’ta açıklama yapılacak.

Böylece büyük yatırımcıların fon içindeki ağırlığı kamuoyu tarafından daha kolay izlenebilecek. Özellikle yatırımcı sayısı yüksek ancak payların önemli bölümünün sınırlı sayıda yatırımcıda toplandığı fonlar açısından yeni uygulama önemli bir şeffaflık değişikliği anlamına geliyor.

Portföy yönetim şirketlerine yeni kapasite kuralları

Düzenleme, yalnızca fonların yatırım yapma biçimini değil, portföy yönetim şirketlerinin kaç serbest fon kurabileceğini ve bu fonları nasıl yöneteceğini de yeniden düzenliyor.

Buna göre bir portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu serbest fonların sayısı, şirket bünyesinde istihdam edilen portföy yöneticisi sayısını aşamayacak.

Yönetilen portföyün yarısından fazlasının serbest fonlardan oluşması durumunda ise şirketlerin sermaye yapısına ilişkin ek yükümlülükler devreye girecek. Bu kapsamda sermayenin yüzde 10’u oranında nakit sermaye artırımı yapılması gerekecek.

Her serbest fonda en az iki portföy yöneticisinin görevlendirilmesi de zorunlu hale geliyor.

TEFAS’ta işlem gören serbest fonlarda asgari işlem adedinin en geç 31 Aralık itibarıyla 1’e indirilmesi de yatırımcı erişimi açısından önemli değişikliklerden biri olacak. Böylece yüksek işlem adedi yoluyla oluşturulan giriş engellerinin azaltılması hedefleniyor.

Aşan pozisyonlar artırılamayacak, yıl sonuna kadar azaltılacak

SPK, yeni sınırlara uyum için kademeli bir geçiş takvimi belirledi.

29 Ağustos itibarıyla yeni limitleri aşan pozisyonlar mevcut seviyeleriyle tavan kabul edilecek. Başka bir ifadeyle, sınırları aşan mevcut pozisyonlar artırılamayacak.

Fonların 31 Ekim’e kadar limit aşımının üçte birini, 30 Kasım’a kadar üçte ikisini gidermesi gerekiyor. Nihai uyum tarihi ise 31 Aralık 2026.

Bu takvim, önümüzdeki dört ayda yüksek yoğunlaşmalı serbest fonların bazı pozisyonlarında kademeli azaltımlar yaşanabileceği anlamına geliyor.

Ancak düzenleme tüm varlıkları aynı şekilde kapsamıyor.

Döviz, yabancı ve para piyasası serbest fonları; BIST 30 kapsamındaki paylar; endeks fonları ve borsa yatırım fonları ile Hazine, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve Türkiye Varlık Fonu ihraçları bazı sınırlamalardan muaf tutuluyor.

SPK’nın son düzenlemesiyle serbest fon piyasasında esaslı bir dönem değişikliği yaşanıyor. Yeni sistemin merkezinde, tek bir hisseye veya düşük dolaşımlı şirketlere aşırı yoğunlaşmanın azaltılması, kaldıraç kullanımının sınırlandırılması ve fonların hem portföy hem yatırımcı yapısında daha şeffaf hale gelmesi bulunuyor.

Asıl piyasa etkisi ise geçiş takviminin ilerlemesiyle ortaya çıkacak. Özellikle mevcut kuralların üzerinde yoğunlaşmış fonların yıl sonuna kadar gerçekleştireceği uyum işlemleri, bazı hisselerdeki arz-talep dengesi açısından yakından izlenecek.

Exit mobile version