Elinde toplu parası bulunan ve birikimini hangi yatırım araçlarında değerlendireceğine karar vermekte zorlanan yatırımcılar için Osmanlı Portföy CEO’su Mehmet Gerz, risk profiline göre portföy oluşturmanın önemine dikkat çekti.
Gerz, Özlem Denizmen’in YouTube’daki Para Durumu programında “Elinde parası olanlar şimdi ne yapmalı?” sorusunu yanıtlarken, yatırımcıların tüm birikimlerini tek bir yatırım aracında toplamak yerine risk iştahlarına uygun bir sepet oluşturmaları gerektiğini söyledi.
Finansal piyasalarda belirsizliklerin sürdüğü bir dönemde yatırım kararlarının kişisel risk profiline göre şekillendirilmesi gerektiğine işaret eden Gerz, temkinli, dengeli ve atak yatırımcılar için farklı varlık dağılımları önerdi.
Ana parasını mümkün olduğunca korumayı hedefleyen temkinli yatırımcılar için portföyün yüzde 65’inin para piyasası fonları ve sabit getirili yatırım araçlarından oluşması öneriliyor. Bu portföyde Türk hisse senetlerine yüzde 15, altına yüzde 10 ve yabancı hisse senetlerine yüzde 10 oranında yer veriliyor.
Orta düzeyde risk almayı tercih eden dengeli yatırımcılarda ise sabit getirili ve para piyasası araçlarının ağırlığı yüzde 50’ye düşüyor. Türk hisse senetlerinin portföydeki payı yüzde 25’e, yabancı menkul kıymetlerin payı yüzde 15’e çıkarken, kalan yüzde 10’luk bölüm altın yatırımlarından oluşuyor.
Daha yüksek getiri hedefleyen ve dalgalanma riskini daha fazla üstlenebilen atak yatırımcılar için ise hisse senedi ağırlığı belirgin biçimde artırılıyor. Bu portföy modelinde Türk hisse senetlerine yüzde 30, Amerikan teknoloji şirketleri ağırlıklı yabancı menkul kıymetlere yüzde 25, para piyasası araçlarına yüzde 35 ve altına yüzde 10 oranında yer veriliyor.
Gerz’in işaret ettiği portföy yaklaşımında, Türk borsasının uzun süredir baskı altında kalmasının ardından geleceğe yönelik potansiyel taşıdığı değerlendirmesi de öne çıktı. Atak yatırımcılar için Borsa İstanbul’daki hisse senetlerinin portföyün önemli bir bölümünü oluşturabileceği, ancak riskin yine farklı varlık sınıflarıyla dengelenmesi gerektiği vurgulandı.
Yatırımcıların küçük tasarruflarla dahi yatırım fonları aracılığıyla farklı varlık sınıflarına erişebileceğine dikkat çekilirken, temel yaklaşımın piyasanın kısa vadeli hareketlerini tahmin etmeye çalışmak yerine risk profilini doğru belirlemek ve buna uygun bir yatırım sepeti oluşturmak olduğu ifade edildi.