Fon piyasasında sis dağılıyor, şimdi herkes ne yaptığını gösterecek

Fon piyasasındaki son dalgalanma, kimin sağlam bir yapıyla büyüdüğünü, kimin ise piyasanın rüzgârıyla yol aldığını ortaya çıkaracak kritik bir sınava dönüşüyor.

Remzi Özdemir

Remzi Özdemir

Fon piyasasında son günlerde ortalık tam anlamıyla toz duman.

Taban serileri, hızlı para çıkışları, yatırımcıların tedirginliği ve ortamı sakinleştirmek için peş peşe gönderilen KAP açıklamaları… Ancak bu açıklamaların bir kısmına bakınca insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Gerçekten yatırımcıyı bilgilendirmek için mi yazıldı, yoksa “merak etmeyin, buradayız” demekten başka bir anlamı olmayan, piyasayı yatıştırmaya yönelik metinler mi?

Çünkü bazı KAP açıklamalarının içi gerçekten boş.

Asıl mesele ise bugün ortaya çıkmış değil. Fon piyasasında uzun zamandır büyüyen, herkesin gördüğü ama yüksek sesle konuşmak istemediği bir sorun vardı. Açık söylemek gerekirse, bazı alanlarda bir balon oluşmuştu. Bu balonun sonsuza kadar şişmeye devam etmesi mümkün değildi.

Sermaye Piyasası Kurulu bu konuda geç kaldı mı?

Bence evet. Hem de tartışmaya gerek bırakmayacak kadar geç kaldı.

Ancak SPK’nın sonrasında izlediği yöntem, en azından piyasanın tamamen duvara toslamasını engelleyecek bir yöntem oldu. Balona iğneyi bir anda batırıp büyük bir patlamaya neden olmak yerine, havasını yavaş yavaş indirmeyi tercih etti. Uyum süreci başlatıldı. Portföy yönetim şirketlerine, kendi yapılarına ve yönettikleri fonlara çeki düzen vermeleri için zaman tanındı.

Bu tercih doğru muydu, yanlış mıydı, bunu zaman gösterecek. Ancak bir gerçek var: Bir gecede sert bir müdahale yapılması halinde bugün konuştuğumuz sorunların çok daha büyük bir piyasa krizine dönüşme ihtimali vardı.

Şimdi ise herkes için bir sınav zamanı.

Bu süreçte dikkat çeken bir başka nokta da fon tartışmasının aslında tüm sektöre yayılmamış olması. Bugün kamuoyunda yapılan tartışmaların önemli bölümü iki-üç fon ve onların etrafındaki gelişmeler üzerinde yoğunlaşıyor. İşini kurallara uygun yapan, risk yönetimini doğru gerçekleştiren ve yatırımcıya karşı sorumluluğunu unutmayan portföy yönetim şirketlerinin ise bu süreçte çok daha rahat olduğu görülüyor.

Bunun örneklerinden biri de Bulls Portföy.

Belki de son günlerde yaşanan fırtınadan en az etkilenen portföy şirketlerinden biri. Daha da önemlisi, adı neredeyse hiç tartışmaların içinde geçmedi. Çünkü bazı şirketler kriz çıktığında kendini anlatmaya çalışır, bazıları ise kriz çıkmadan önce zaten işini doğru yaptığı için anlatacak fazla bir şey bulmaz.

Bulls Portföy’ün cuma günü yaptığı KAP açıklaması da bu açıdan önemliydi. Şirket, SPK’nın Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’de gerçekleştirdiği son düzenlemeler kapsamında TEFAS’ta işlem gören serbest fonlarına ilişkin uyum çalışmalarını tamamladığını açıkladı.

Bulls Portföy Birinci Serbest (TL) Fon, Voltran Serbest (TL) Fon ve Voltran Katılım Serbest (TL) Fon’un zaten mevcut mevzuat hükümlerine uyumlu şekilde faaliyetlerini sürdürdüğü belirtildi. Son düzenlemeler kapsamında ise Mutlak Getiri Hedefli Hisse Senedi Serbest Fon, Altıncı Hisse Senedi Serbest Fon ve İkinci Serbest Fon için gerekli uyum çalışmalarının tamamlandığı duyuruldu. TEFAS’a kapalı fonlarda ise uyum sürecinin planlanan takvim doğrultusunda devam ettiği ifade edildi.

Ancak burada sadece teknik düzenlemelerden söz etmiyorum.

Bulls Portföy’ün bugüne kadarki tavrında başka bir şey dikkat çekiyor: Sessizlik.

Şirket işini sessiz ve sakin yaptı. Ortakları sosyal medyada insanlarla laf yarışına girmedi. Kendilerini piyasanın merkezine koyup her gün bir şov üretmeye çalışmadı. Kimseye görgüsüzce servet, güç ya da başarı gösterisi yapmadı. Çünkü sermaye piyasalarında gerçek başarı, sosyal medyada en çok konuşulmak değildir.

Gerçek başarı, işler ters gittiğinde yatırımcının telefonunu açabilmektir.

Gerçek başarı, piyasa bozulduğunda KAP’a “endişe etmeyin” diye içi boş cümleler yazmak zorunda kalmamaktır.

Gerçek başarı, düzenleyici kurum kuralları değiştirdiğinde panik içinde makyaj yapmaya çalışmak değil, zaten sağlam bir yapının üzerinde küçük uyum düzenlemeleri gerçekleştirmektir.

Bugün fon piyasasında yaşananlar herkese önemli bir ders veriyor. Portföy yönetimi sadece para toplamak değildir. Fon büyüklüğünü şişirmek hiç değildir. Bir fonun yüzlerce milyar liraya ulaşması, o fonun otomatik olarak başarılı olduğu anlamına gelmez.

Asıl mesele, o paranın nasıl yönetildiğidir.

Daha da önemlisi, o parayı yönetenlerin yatırımcıya nasıl baktığıdır.

Çünkü günün sonunda fon yöneticisi kendi parasını değil, başkasının emeğini, birikimini ve geleceğini yönetiyor. Bunun içinde ahlak yoksa, en parlak getiri tablosunun da uzun vadede hiçbir anlamı kalmaz.

Bugün piyasa karışık. Birçok kişi kendini anlatmaya, açıklamaya ve ispatlamaya çalışıyor.

İşte tam da bugün, işini yıllardır doğru yapanlarla yapmayanlar arasındaki fark ortaya çıkacak.

Bence fon sektörünün önümüzdeki dönemde en önemli sınavı da bu olacak. Kim gerçekten portföy yönetimi yapıyor, kim sadece yükselen piyasanın rüzgârıyla büyüdü? Kim yatırımcıya karşı sorumluluk taşıyor, kim sadece para girişini başarı ölçüsü olarak görüyor?

Gün, işini adam gibi yapanın kendini ispatlama günü.

Ve Bulls Portföy’ün bugüne kadarki duruşuna bakınca, şirketin bu işi sadece finansal kurallara uyarak değil, piyasada çok daha kıymetli olan bir anlayışla yürüttüğünü söylemek gerekiyor:

Ahlakla.

Exit mobile version