Türkiye’de yatırım fonları üzerinden büyüyen ve yöneticilerinin “Türkiye’nin Goldman Sachs’ı” olma hedefiyle tanımladığı Tera Grubu, son günlerde yaşanan fon krizinin merkezindeki kurumlar arasında yer aldı. Bloomberg’in Uğur Yılmaz ve Kerim Karakaya imzalı haberine göre, grubun hızlı büyümesinin arkasında olağanüstü getiriler sağlayan fonlar ve bu fonların belirli hisselerde yoğunlaşan yatırım stratejisi bulunuyordu.
Bloomberg, Tera Portföy bünyesindeki fonların yaklaşık 680 milyar liralık büyüklüğe ulaştığını ve bu fonların tasfiye sürecine zorlandığını aktardı. Türkiye genelinde ise 100’den fazla fonun tasfiye sürecine alınmasıyla kriz daha geniş bir boyuta ulaştı. Financial Times da tasfiye kapsamındaki 131 fonun toplamda yaklaşık 17 milyar dolarlık varlığı ve 300 bin yatırımcıyı kapsadığını bildirdi.
Bloomberg’in haberinde Tera’nın amiral gemisi fonlarından birinin 2025 başından itibaren yüzde 17 binin üzerinde getiri sağladığı belirtiliyor. Ancak bu olağanüstü performansın arkasındaki yatırım stratejisinin son derece yoğun olduğu vurgulanıyor. Fonların milyarlarca liralık kaynakla sınırlı sayıdaki ve birbiriyle bağlantılı şirketlerin hisselerinde büyük pozisyonlar aldığı, bazı dönemlerde bu pozisyonların borçlanmayla büyütüldüğü aktarılıyor.
Habere göre söz konusu yapı kendi kendini besleyen bir döngü oluşturdu. Fonlara yeni para girişi belirli hisselerde talebi artırırken, yükselen hisse fiyatları fonların değerini ve getirisini yükseltti. Yüksek getiriler ise yeni yatırımcıların fonlara yönelmesini sağladı. Ancak yatırımcıların aynı anda paralarını çekmek istemesiyle mekanizma tersine döndü. Fonların ödeme yapabilmek için likiditesi düşük hisseleri satmak zorunda kalması fiyatlar üzerinde yeni baskı oluşturdu.
Bloomberg, Tera’nın büyüme hikâyesinin yalnızca portföy yönetimiyle sınırlı kalmadığına da dikkat çekti. Grup son iki yılda faaliyet alanını genişletirken teknoloji ve siber güvenlik şirketleri satın aldı; banka, faktoring ve gayrimenkul gibi farklı alanlara da yöneldi. Tera Yatırım Holding’in Beşiktaş ile yaptığı forma sponsorluğu da grubun kamuoyundaki görünürlüğünü artıran adımlardan biri oldu.
Haberde Tera’nın kurucusu Emre Tezmen’in daha önce Bloomberg’e verdiği röportajlarda şirketi “Türkiye’nin Goldman Sachs’ı” haline getirme hedefinden söz ettiği de hatırlatıldı. Tezmen, fon stratejisine yönelik eleştirilere karşı ise yatırımcının ve şirketin birlikte kazandığı bir ortamda sorun olmadığını savunmuştu. Son yaşananları ise Tera’nın yatırım stratejisinden kaynaklanan bir problem olarak değil, “kötü niyetli odakların spekülatif saldırısı” olarak değerlendirmişti.
Bloomberg haberinin dikkat çeken bölümlerinden biri de Tera yöneticilerinin Ankara’daki üst düzey yetkililerle ilişkilerine yönelik iddialar oldu. Haberde, konuya yakın kişilerin Tera yöneticilerinin bazı görüşmelerinde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile yakın ilişkilerinden söz ettiklerini aktardığı belirtildi. Bloomberg, bu iddialarla ilgili Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklardan yorum alınamadığını, Tera temsilcilerinin de sorulara yanıt vermediğini bildirdi. Haberde Şimşek’in bu ilişki iddialarını doğruladığına ilişkin bir bilgi yer almadı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise yaşanan krizin finansal sistemin geneline yayılacağı yönündeki endişeleri reddederek sorunlu alanın kontrol altına alındığını ve sistemik risk bulunmadığını açıkladı. Financial Times’ın aktardığına göre Şimşek, sorunlu bölgenin “karantinaya alındığını” ve etkilenen fonların yatırım fonu sektörünün yaklaşık yüzde 10’unu oluşturduğunu söyledi.
Bloomberg’e göre krizin büyümesinde ağustos ayında yapılan düzenlemeler de kritik rol oynadı. Fonların likit olmayan hisselerde aşırı yoğunlaşmasına yönelik kuralların sıkılaştırılması, yüksek miktarda pozisyon taşıyan fonların satış yapmasını gerektirdi. Satışların başlamasıyla fiyatlar gerilerken yatırımcıların fonlardan çıkış talepleri arttı. Böylece daha önce fiyatları yukarı taşıyan para girişleri ve yüksek getirilerden oluşan döngü ters yönde işlemeye başladı.
Bloomberg’in haberinde Londra merkezli North of South Capital yöneticisi Kamil Dimmich’in değerlendirmesine de yer verildi. Dimmich, Tera fonları ve bunlarla bağlantılı hisselerin yatırımcılara büyük miktarda “kâğıt üzerinde servet” yarattığını, bu servetin önemli bölümünün kısa sürede ortadan kalktığını söyledi.
Türkiye’deki gelişmeler uluslararası yatırımcıların da dikkatini çekmişti. Bloomberg, Tera fonlarının olağanüstü getirilerinin uzun süredir piyasa çevrelerinde tartışıldığını ve uluslararası yatırımcıların hisse hareketleri konusunda Türk yetkililere uyarılarda bulunduğunu aktardı. MSCI da daha önce Türkiye piyasasındaki bazı sorunların giderilmemesi halinde ülkenin gelişmekte olan piyasalar endekslerindeki konumunun etkilenebileceği yönünde uyarılarda bulunmuştu.
Bloomberg haberinin başlığında kullanılan “Ponzi benzeri” ifadesi ise Tera hakkında verilmiş bir mahkeme kararı anlamına gelmiyor. Haberde bu ifade, sistemin yeni para girişlerine dayalı şekilde büyümesi ve para çıkışları başladığında yapının tersine dönmesi üzerinden yapılan piyasa değerlendirmelerini tanımlamak için kullanılıyor.
Sonuçta Bloomberg’in ortaya koyduğu tablo, Tera’nın hızlı büyümesinin arkasındaki fon-hisse ilişkisinin, yatırımcı çıkışları ve likidite ihtiyacı karşısında ciddi bir kırılganlık yarattığına işaret ediyor. Türkiye’de 100’ün üzerinde fonun tasfiye sürecine alınmasıyla birlikte artık tartışmanın merkezinde yalnızca Tera’nın geleceği değil, fon piyasasında değerleme, likidite, yoğunlaşma ve denetim mekanizmalarının nasıl çalıştığı da bulunuyor.