Marmara Capital CEO’su ve deneyimli fon yöneticisi Haydar Acun, tasfiye sürecine giren fonlardaki yatırımcıların zararlarının karşılanmasına ilişkin dikkat çeken bir öneri ortaya koydu. Acun, fon tasfiyelerinden bağımsız olarak özel bir “yeddiemin hesabı” oluşturulmasını ve sorumluluğu tespit edilen kişi ve kurumların malvarlıklarıyla yatırımcı zararlarının karşılanmasını önerdi.
SPK’nın 7 portföy yönetim şirketine ait 130 fonun tasfiyesine karar vermesinin ardından süreçte 514 binin üzerinde yatırımcı doğrudan etkilenirken, fonların toplam büyüklüğü yaklaşık 826 milyar lira seviyesinde bulunuyor.
Acun, X hesabından yaptığı değerlendirmede, 511 bin yatırımcının yaklaşık 24,5 milyar dolarlık parasının tasfiye fonlarında bulunduğunu belirtti. Bu tutarın yaklaşık 20 milyar dolarlık bölümünün ise doğrudan veya para piyasası ters repo teminatı üzerinden dolaylı olarak, fiyatı manipülasyonla şişirildiğini öne sürdüğü 15-20 hissede bulunduğunu ifade etti.
Bu hisselerin üç ay içerisinde, alıcı bulunması halinde, satılması durumunda defter değeri üzerinden kaba hesapla yalnızca yüzde 5 ila yüzde 10’unun nakde çevrilebileceğini savunan Acun, bunun da yaklaşık 1-2 milyar dolarlık bir nakit yaratabileceğini belirtti. Acun, 20 milyar dolarlık büyüklüğü “kağıt üzerindeki” fon büyüklüğü olarak nitelendirirken, rakamın bir bölümünün “fiktif değerlenme” nedeniyle oluştuğunu söyledi.
Acun’a göre tasfiye sürecinde en kritik noktalardan biri yatırımcıların fona yatırdığı gerçek paranın belirlenmesi. Fon tasfiyesi sırasında yatırımcı bazında başlangıçta yatırılan tutarların net şekilde hesaplanması ve dağıtımda bunun dikkate alınması gerektiğini savunan Acun, yalnızca mevcut portföydeki hisselerin satışından elde edilecek kaynağın yatırımcı mağduriyetini gidermekte yetersiz kalacağını ifade etti.
Haydar Acun, bu nedenle Bernard Madoff vakasına benzer şekilde fon tasfiyelerinden ayrı bir “yeddiemin hesabı” oluşturulmasını önerdi. Acun, manipülasyon ve ponzi sisteminde rolü bulunduğu tespit edilen kişiler ile fon yönetim şirketlerinin yanı sıra, bilerek ve isteyerek manipülasyonun parçası olduğu ve bundan menfaat sağladığı belirlenen borsa şirketlerinin sahipleri, yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticilerinin de sorumlulukları ölçüsünde malvarlıklarıyla bedel ödemesinin sağlanmasını savundu.
Acun ayrıca hukuki cezaların yanında, sermaye piyasalarında yeniden benzer olayların yaşanmaması için daha ağır yaptırımların değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu kapsamda, eylemleri ve sorumlulukları hukuken kanıtlanan lisanslı personelin uzun süreli veya sürekli olarak sermaye piyasalarından men edilmesi, ceza alan portföy yönetim şirketleri ve aracı kurumların faaliyet izinlerinin iptal edilmesi, sorumluluğu kesinleşen halka açık şirketlerin ise borsa kotundan çıkarılmasının değerlendirilmesini önerdi.
Acun’un açıklamaları, tasfiye sürecinde yalnızca fonların mevcut varlıklarının nasıl paraya çevrileceği değil, ortaya çıkan zararın hangi mekanizmalarla ve kimlerin sorumluluğunda karşılanacağı tartışmasını da gündeme taşıdı.