Borsada zaman zaman aynı şirketin peş peşe attığı adımlar, yatırımcıların kafasında soru işaretleri yaratabiliyor. DCT Trading’de son günlerde yaşananlar da bu açıdan dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.
Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet, şirket sermayesinin yaklaşık yüzde 10’una karşılık gelen 39 milyon TL nominal değerli payın borsada işlem gören niteliğe dönüştürülerek satışa konu edilmesi amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu’na başvurmuştu. SPK bu başvuruyu reddetti.
Ahmet, kararın ardından iki gün sonra aynı doğrultuda yeniden başvuruda bulundu. Ancak ikinci başvuru da bir süredir sonuçlanmadan bekledi ve Ahmet önceki gün bu başvurusunu geri çekti.
Tam da burada şirketin yeni hamlesi dikkat çekiyor.
DCT Trading, 21 Eylül tarihli Yönetim Kurulu kararıyla pay geri alım programı başlattı. Programa göre şirket, üç ay içerisinde 1,5 milyon adede kadar kendi payını geri alabilecek. Bunun için ayrılan azami kaynak ise 15 milyon TL.
Şirket yönetimi bu kararın gerekçesini, pay sahiplerini korumak ve paylarda sağlıklı fiyat oluşumuna katkıda bulunmak olarak açıkladı. Levent Sadık Ahmet de piyasalardaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve ihtiyaç olması halinde yeni bir geri alım programını değerlendireceklerini söyledi.
Elbette bir şirketin kendi paylarını geri alması başlı başına olağan dışı bir işlem değil. Özellikle piyasalardaki sert hareketler sırasında şirketlerin pay fiyatındaki oynaklığı azaltmak ve yatırımcı güvenini desteklemek amacıyla geri alım programlarına başvurması sermaye piyasalarında bilinen bir uygulama.
Ancak DCT Trading’de zamanlama dikkat çekiyor.
Bir tarafta şirket sermayesinin yaklaşık yüzde 10’una denk gelen 39 milyon lotluk satış talebi bulunuyor. Diğer tarafta ise bu talebin reddedilmesinin ardından yapılan ikinci başvurunun geri çekilmesi ve hemen sonrasında şirket tarafından 15 milyon TL’ye kadar geri alım yapılacağının açıklanması var.
Bu iki gelişmenin arka arkaya gelmesi, doğal olarak yatırımcıların “Ne değişti?” sorusunu sormasına neden oluyor.
Burada özellikle vurgulanması gereken nokta şu: Geri alım kararının doğrudan 39 milyon lotluk satış başvurusuyla bağlantılı olduğuna ilişkin şirket açıklamasında bir ifade bulunmuyor. Dolayısıyla iki gelişme arasında kesin bir neden-sonuç ilişkisi kurmak doğru olmaz.
Ancak sermaye piyasalarında güven açısından yalnızca işlemin kendisi değil, işlemlerin zamanlaması ve yatırımcıya verilen mesaj da önem taşıyor.
39 milyon lotluk satışın gündeme geldiği bir ortamda, yatırımcıların merak ettiği temel konu bu payların neden satılmak istendiği ve ardından neden satış sürecinden vazgeçildiği. Bunun hemen ardından şirketin kendi paylarını geri almak için 15 milyon TL kaynak ayırması ise bu soruları daha da önemli hale getiriyor.
Sonuçta ortada birbiriyle tezat oluşturduğu düşünülebilecek iki görüntü var: Hakim ortak tarafında yüksek miktarlı pay satışı gündeme geliyor, şirket tarafında ise pay fiyatını destekleme amacı taşıdığı belirtilen geri alım programı başlatılıyor.
Şimdi yatırımcının beklediği şey yeni bir açıklamadan çok, bu sürecin gerekçelerinin daha net ortaya konulması. Çünkü borsada güven yalnızca fiyatla değil, şirketlerin attığı adımların öngörülebilirliği ve yatırımcıya verilen mesajların açıklığıyla da oluşuyor.
DCT Trading açısından önümüzdeki dönemde geri alım programının nasıl kullanılacağı ve hakim ortağın 39 milyon lotluk pay konusunda yeniden bir adım atıp atmayacağı, yatırımcıların yakından izleyeceği başlıklar arasında olacak.

