Usta iletişimci Arda Öztaşkın’ın dördüncü kitabı “Hayatı Yaşanır Kılan, Boşluktur” bu hafta raflardaki yerini aldı. Kitap, modern hayatın giderek daha fazla verimlilik, ölçüm ve performans kavramları üzerinden şekillenmesini sorgularken, insanın hayatında “boşluğa” ve ölçülemeyen değerlere neden ihtiyaç duyduğuna odaklanıyor.
Kitabın adı, Lao Tzu’ya atfedilen “Bir odayı yaşanır kılan, duvarları değil, içindeki boşluktur” düşüncesinden hareket ediyor. Öztaşkın’a göre hayatı yaşanır kılan da her anın doldurulması, ölçülmesi ve mümkün olan en yüksek verimle değerlendirilmesi değil; insanın nefes alabileceği alanların korunması.
Kitapta günümüz dünyasının aynı anda karşı karşıya kaldığı çok sayıda kriz de bu çerçeveden ele alınıyor. İklim krizinin derinleşmesi, yapay zekânın işlerin yanı sıra karar alma ve muhakeme süreçlerine de dahil olması, toplumsal kutuplaşma, ortak gerçeklik duygusunun aşınması ve insanlık tarihinin en bağlantılı dönemlerinden birinde yalnızlığın büyümesi, kitabın sorguladığı başlıklar arasında yer alıyor.
Öztaşkın, birbirinden bağımsız görünen bu sorunların arkasında ortak bir zihniyet bulunabileceği sorusunu ortaya koyuyor. Bu zihniyetin merkezinde ise çağımızın en fazla kabul gören kavramlarından biri olan “verimlilik” bulunuyor.
Kitabın temel sorularından biri de burada ortaya çıkıyor: Her şeyi ölçmeye ve yönetmeye çalışırken ölçemediğimiz değerleri ne kadar koruyabiliyoruz? Güven, muhakeme, anlam, birlikte geçirilen zaman, dostluk ve vicdan gibi değerlerin performans tablolarındaki karşılığı bulunmuyor. Buna rağmen hayatın en önemli parçalarını oluşturuyorlar.
Öztaşkın, verimliliğin hayatın tamamına uygulanmasının sonuçlarını sorgularken, her şeyi aynı ölçüye vurmanın bir bedeli olduğunu savunuyor. Çocuğuyla geçirilen zamanın, bir dostluğun, vicdanın ya da bir ağacın gölgesinde geçirilen anın mutlaka bir performans göstergesine dönüştürülmesi gerekmediğine dikkat çekiyor.
“Hayatı Yaşanır Kılan, Boşluktur”, her şeyin skor, çıktı ve ölçülebilir sonuçlarla değerlendirildiği bir dönemde, insan hayatında verimlilik hesabının dışında tutulması gereken alanların olup olmadığını tartışmaya açıyor.
Öztaşkın’ın dördüncü kitabı, bu yönüyle yalnızca verimlilik kavramını değil, modern insanın zamanı, başarıyı ve hayatın anlamını ele alış biçimini de sorguluyor.