BBVA Research, Türkiye savunma sanayisinin Avrupa’nın artan savunma ihtiyacında önemli bir tamamlayıcı rol üstlenebileceğini açıkladı. Eylül 2026 tarihli “Türkiye | Defense Industry Potential” raporunda, küresel savunma harcamalarındaki artışın geçici değil, yapısal bir eğilim olduğu belirtilirken, Türkiye’nin özellikle insansız hava araçları, mühimmat ve stok yenileme alanlarında Avrupa için güçlü bir üretim ortağı olabileceği vurgulandı.
Rapora göre Türkiye’nin savunma sanayii ihracatı 2020’de 2,3 milyar dolar seviyesindeyken 2025’te 10,1 milyar dolara yükseldi. BBVA, Türkiye’yi büyük silah sistemleri transferinde dünyanın 11’inci büyük tedarikçisi olarak gösterirken, sektörün 2025’te 20 milyar doların üzerinde ciroya ulaştığını ve 185’ten fazla ülkeye 230 farklı ürün ihraç eden bir yapıya dönüştüğünü belirtti.
Türkiye’nin savunma ve güvenlik bütçesinin de 2026’da 2,155 trilyon liraya ulaşmasının beklendiği kaydedildi. Bunun 1,202 trilyon liralık bölümünün savunma, 953 milyar liralık bölümünün ise güvenlik harcamalarından oluştuğu belirtildi. BBVA, toplam savunma ve güvenlik bütçesinin 2025’e göre nominal olarak yüzde 34 artacağını hesapladı.
Avrupa’nın savunma açığı Türkiye için fırsata dönüşebilir
BBVA’nın analizinde Avrupa’nın asıl sorununun artık yalnızca savunma bütçelerinin artırılması olmadığı, artan paranın yeterli üretim kapasitesine ve hızlı teslimata dönüştürülememesi olduğu ifade edildi.
Avrupa Birliği ülkelerinin savunma harcamaları 2025’te 418 milyar euroya ulaşırken, savunma yatırımları 134 milyar euro, Ar-Ge harcamaları ise yaklaşık 17 milyar euro oldu. AB savunma sanayisinin cirosu 2024’te 183,4 milyar euroya yükseldi. BBVA, AB savunma harcamalarının 2026’da 454 milyar euroya ulaşmasının beklendiğini aktardı.
Rapora göre Avrupa’nın en belirgin kapasite açıkları entegre hava ve füze savunması, İHA ve taarruz dronları, anti-drone sistemleri, kamikaze mühimmatlar, uzun menzilli ateş sistemleri ile mühimmat stoklarında bulunuyor. Türkiye ile Avrupa arasındaki kapasite eşleşmesinde ise en yüksek kısa vadeli potansiyel İHA ve taarruz dronları ile mühimmat ve stok yenileme alanlarında görülüyor.
BBVA, Türkiye’nin İHA alanındaki üretim kapasitesine özellikle dikkat çekti. Raporda Baykar’ın yılda yaklaşık 200-250 Bayraktar TB2 üretme kapasitesine sahip olduğu, TAI’nin de ANKA ve AKSUNGUR gibi platformlarla kapasite sağladığı belirtildi. Türkiye’nin avantajının yalnızca ürün üretmekle sınırlı olmadığı, İHA, hassas mühimmat, elektronik harp ve entegrasyon kabiliyetlerinin birlikte geliştiği ifade edildi.
Mühimmat da Avrupa ile Türkiye arasında ikinci önemli iş birliği alanı olarak gösterildi. Avrupa’nın stoklarını yenileme ve uzun süreli yüksek yoğunluklu çatışmalara hazırlık ihtiyacının Türkiye’deki geniş mühimmat ve patlayıcı üretim altyapısıyla örtüştüğü kaydedildi.
Türkiye’nin önündeki en büyük engel Avrupa pazarına giriş kuralları
Ancak BBVA raporu, Türkiye’nin Avrupa savunma pazarına ihracatının otomatik olarak artacağı anlamına gelmediği konusunda da uyarıyor.
Avrupa’nın SAFE mekanizması, AB dışından gelen bileşenlerin nihai ürün maliyetindeki payını yüzde 35 ile sınırlandırıyor. Ayrıca hava ve füze savunma sistemleri, İHA’lar, anti-drone sistemleri, yapay zekâ ve elektronik harp gibi bazı alanlarda tasarım haklarının AB tarafından tutulmasını şart koşuyor. Bu nedenle Türkiye açısından yalnızca doğrudan ihracat yapmak yerine Avrupa’da ortak üretim, yerel montaj, ortak girişim ve tedarik zincirlerine entegrasyon daha önemli hale geliyor.
Türkiye’nin bu dönüşüme şimdiden hazırlanmaya başladığına dikkat çeken BBVA, Baykar-Leonardo ortak girişimini, Baykar’ın Piaggio Aerospace satın almasını, TAI-Airbus iş birliğini, ASELSAN’ın Çekya merkezli CSG ile ortak girişim planını ve Otokar’ın Romanya’daki üretim yatırımlarını örnek gösterdi.
Raporda Türkiye savunma sanayisinin ekonomiye etkisi konusunda da dikkat çekici rakamlar yer aldı. Savunmayla bağlantılı sektörlerin 2024’te 19,6 milyar dolarlık ciro ve 27,1 milyar dolarlık üretim değeri yarattığı, yaklaşık 7,2 milyar dolarlık katma değer oluşturduğu ve 176,7 bin kişiye istihdam sağladığı belirtildi. Daha geniş tanımlı savunma bağlantılı faaliyetlerde katma değerin 2009’daki yaklaşık 2 milyar dolardan 2024’te 11,2 milyar dolara yükseldiği hesaplandı.
BBVA’nın dikkat çektiği bir başka nokta ise savunma sanayisinin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretimindeki ağırlığı. Rapora göre savunmayla bağlantılı faaliyetlerin yüksek teknoloji imalatındaki katma değer payı son yıllarda yaklaşık yarıya veya daha yüksek seviyelere ulaştı. Analizde savunma sektöründeki nihai talepte 1 liralık artışın toplam üretimde yaklaşık 2,5 liralık etki yaratabileceği hesaplandı.
Bununla birlikte rapor, Türkiye’nin savunma sanayisinde tam bağımsızlığa henüz ulaşmadığını da vurguluyor. Yerlileşme oranının 2024’te yüzde 80,4, 2025’te yüzde 81,3 olduğu ve 2026 sonunda yaklaşık yüzde 83’e ulaşmasının hedeflendiği belirtilirken, motorlar, tahrik sistemleri ve yüksek teknolojiye sahip bazı kritik parçaların hâlâ önemli dışa bağımlılık alanları olduğu kaydedildi.
BBVA’nın genel değerlendirmesine göre Türkiye’nin Avrupa savunma sanayisindeki rolü, doğrudan ihracattan çok ortak üretim ve tedarik zincirlerine entegrasyon üzerinden büyüyebilir. Raporda, doğru finansal, hukuki ve sanayi mekanizmalarının kurulması halinde Türkiye-Avrupa savunma iş birliğinin önümüzdeki on yılın önemli sanayi ve jeopolitik fırsatlarından biri haline gelebileceği belirtildi.
https://www.bbvaresearch.com/wp-content/uploads/2026/09/Turkiye_Defense_Industry_Potential_v2.pdf

