Fon Tasfiyesinde Adalet Tartışması: Her Yatırımcıya Aynı Oranda Ödeme Yapılmalı

Sait Ürünlü

Fon Tasfiyesinde Adalet: Oransal Ödeme, Oransal Sorumluluk

Fonların tasfiyesine ilişkin kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonundan geçti. Ancak asıl mesele, yatırımcıya ne kadar ödeme yapılacağı ve kayıpların nasıl karşılanacağı.

Benim itirazım, sabit tutarlı ödeme sistemine.

Bir yatırımcının 900 bin TL alacağı varsa tamamını alabiliyor. Ancak 5 milyon TL alacağı olan yatırımcıya 1 milyon TL ile sınırlı ödeme yapılması öngörülüyor.

Bana göre doğru yöntem, sabit tutar yerine oransal ödeme yapılmasıdır. Tasfiye için kullanılabilecek kaynak, yatırımcıların hesaplanan alacaklarına oranlanarak dağıtılmalı. Herkes aynı oranda ödeme almalı. Kalan alacaklar, sonraki tahsilatlara göre karşılanmalı.

Aynı yaklaşım, fonlardan elde edilen kazançların değerlendirilmesinde de gerekli.

Teklifte yer alan gönüllü iade mekanizmasında, belirli koşullardaki kazançların geri verilmesi gündeme geliyor. Ancak burada da önemli bir sorun var: Fahiş kazanç, herkeste aynı tutar üzerinden ölçülemez.

Bir kişi için 500 bin TL olağan dışı bir kazanç olabilir. Başka biri için 101 milyon TL’lik kazanç dahi, toplam serveti ve işlem büyüklüğü dikkate alınmadan tek başına değerlendirilemez. Elbette bu, 101 milyon TL’nin otomatik olarak olağan kazanç sayılması anlamına gelmez.

Önemli olan, kazancın hangi koşullarda elde edildiğidir. Fon fiyatının gerçeğe aykırı oluşumundan mı yararlanıldı? Kazanç, hukuka aykırı bir işlemle mi bağlantılı? Olağan piyasa getirisi ne kadardı?

Bunlar ortaya konulmadan yalnızca nominal tutarlara bakarak adil bir sonuca ulaşamayız.

Gönüllü iade hesabında; işlem hacmi, elde edilen kazanç, emsal piyasa getirisi ve somut olayın özellikleri dikkate alınmalı. Servet de değerlendirmede anlamlı bir gösterge olabilir. Ancak servetin büyüklüğü tek başına hukuka aykırılığın kanıtı sayılamaz. Ölçütler objektif ve denetlenebilir olmalı.

Bir diğer konu da fonlardan çıkan varlıkların geri kazanılması. Mevcut fon malvarlığı, hukuki süreçteki alacaklar ve fiilen tahsil edilen tutarlar ayrı ayrı açıklanmalı. Beklenen tahsilat, gerçekleşmiş tahsilat gibi gösterilmemeli.

Tasfiye sürecinde varlıkların hangi fiyatlarla satıldığı da şeffaf olmalı. Yatırımcı, hem alacağının nasıl hesaplandığını hem de fon varlıklarının nasıl değerlendirildiğini görebilmeli.

Sonuçta mesele yalnızca ödeme yapmak değil. Hem yatırımcıya yapılacak ödemede hem de hukuka aykırı kazançların geri alınmasında adil, tutarlı ve ölçülebilir bir sistem kurmak.

Benim yaklaşımım net: Ödemede oransal adalet, kazançların iadesinde objektif ölçütler, tasfiyede şeffaflık ve sorumlulardan etkin tahsilat.

Adalet, herkese aynı rakamı uygulamak değildir. Farklı durumları doğru ölçütlerle değerlendirip hakkaniyetli bir sonuca ulaşmaktır.

“Kapitalist sistemin en büyük düşmanı popülizmdir”

Mobil sürümden çık