Küresel piyasalarda gümüş fiyatlarındaki sert düşüş dikkat çekici boyutlara ulaştı. Ocak ayında ons başına 121,64 dolarla tarihi zirvesini gören gümüş, 14 Ekim’de 55,39 dolara kadar gerileyerek zirvesinden yaklaşık yüzde 54,5 değer kaybetti. Böylece gümüş, yılın başındaki rekor seviyesinden değerinin yarısından fazlasını yitirdi.
Son satış dalgasında ABD’de enflasyonun beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırabileceğine yönelik beklentilerin güçlenmesi etkili oldu. Eylül ayında yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 3,7’ye yükselmesi, piyasa beklentisi olan yüzde 3,6’nın üzerinde kaldı. Verinin ardından dolar ve ABD tahvil getirilerindeki yükseliş, faiz getirisi sağlamayan değerli metaller üzerindeki baskıyı artırdı.
ABD’de enflasyon verisi satışları hızlandırdı
Gümüşteki düşüş yalnızca son enflasyon verisiyle sınırlı değil. Yılın ilk ayında yaşanan olağanüstü yükselişin ardından piyasalarda başlayan düzeltme, sonraki aylarda da devam etti. Fed’in faiz indirimlerine ilişkin beklentilerin zayıflaması ve ABD’de faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceği düşüncesi, değerli metallere yönelik yatırımcı talebini baskıladı.
Gümüşün altından daha sert gerilemesinde, yılın başındaki yükselişin daha güçlü olması ve metalin sanayi üretiminde de yoğun biçimde kullanılması etkili oldu. Elektronik, elektrikli araçlar ve güneş panelleri gibi alanlarda kullanılan gümüşün fiyatı, yatırımcı talebinin yanı sıra küresel ekonomik büyüme ve sanayi üretimine ilişkin beklentilerden de etkileniyor.
Kaldıraçlı işlemler düşüşü derinleştirdi
Gümüşteki sert hareketlerde spekülatif işlemler ve kaldıraçlı pozisyonların tasfiyesi de etkili oldu. Fiyatların hızlı yükseldiği dönemlerde artan kaldıraçlı işlemler, yönün aşağı dönmesiyle birlikte satış baskısını büyütebiliyor. Vadeli işlemlerde teminat gerekliliklerinin yükselmesi de bazı yatırımcıların pozisyonlarını kapatmasına yol açabiliyor.
Buna karşın fiyatlardaki sert düşüş, küresel gümüş piyasasında arz fazlası oluştuğu anlamına gelmiyor. Gümüş Enstitüsü ve Metals Focus’un nisan ayında yayımlanan değerlendirmesinde, piyasanın üst üste altıncı yıl arz açığıyla karşılaşabileceği belirtilmişti. Fiziki piyasadaki arz-talep dengesi ile yatırımcı işlemlerinin belirlediği kısa vadeli fiyat hareketleri bu nedenle birbirinden ayrılıyor.
Gümüşte bundan sonraki seyir açısından ABD’nin enflasyon verileri, Fed’in faiz politikası, doların yönü ve sanayi talebi belirleyici olacak. Zirvesinden yarıdan fazla gerileyen fiyatların ardından yeni bir yükselişin başlayıp başlamayacağı ise mevcut verilerle kesin olarak söylenemiyor.

