Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) bugün açıklayacağı faiz kararı öncesinde piyasalarda 100 baz puanlık indirim beklentisi öne çıktı. Ekonomist anketlerinde politika faizinin yüzde 37’den yüzde 36’ya düşürülmesi ağırlıklı tahmin olarak yer aldı.
AA Finans’ın 20 ekonomistin katılımıyla gerçekleştirdiği ankette 19 ekonomist 100 baz puanlık indirim beklerken, bir ekonomist 200 baz puanlık indirim öngördü. Bloomberg HT’nin anketinde ise 17 katılımcının 15’i 100 baz puanlık, ikisi 150 baz puanlık indirim tahmininde bulundu.
Anket sonuçları, piyasa beklentisinin ağırlıklı olarak sınırlı bir faiz indirimi yönünde şekillendiğine işaret etti. Ancak kararın yanı sıra Para Politikası Kurulu açıklamasında kullanılacak ifadeler de yakından izlenecek.
Enflasyon beklentileri kritik önem taşıyor
Faiz kararında belirleyici başlıklardan biri enflasyon görünümü olacak. TCMB’nin ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nde aylık enflasyon beklentisi yüzde 2,11’e yükselirken, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,63 olarak kaydedildi.
Enflasyon beklentilerindeki seyir, faiz indiriminin boyutu ve sonraki toplantılara ilişkin mesajlar açısından önem taşıyor. Merkez Bankası’nın olası bir indirimle birlikte enflasyonla mücadelede temkinli duruşunu koruduğunu vurgulaması beklenebilir. Bununla birlikte, karar metninin içeriği görülmeden para politikasının bundan sonraki seyrine ilişkin kesin bir sonuca varmak mümkün değil.
Borsa İstanbul ve döviz piyasası kararı bekliyor
Faiz kararının piyasalara etkisi, indirimin beklentilerle ne ölçüde örtüştüğüne ve TCMB’nin gelecek döneme ilişkin yönlendirmesine bağlı olacak.
Beklentiler doğrultusunda gerçekleşecek bir indirim, Borsa İstanbul’da kısa vadeli fiyatlamaları etkileyebilir. Ancak hisse senetleri üzerindeki etkinin kalıcı olup olmayacağı, enflasyon görünümü ve para politikasının devamına ilişkin mesajlarla birlikte değerlendirilecek.
Tahvil faizleri ve döviz kurunda da kararın yanı sıra açıklama metnindeki ifadeler belirleyici olacak. Piyasa açısından temel soru, olası indirimin yeni bir gevşeme sürecinin işareti mi olduğu, yoksa Merkez Bankası’nın temkinli para politikası çerçevesi içinde sınırlı bir adım mı olarak kalacağı.

