Üç Farklı Yazı/Bilgi Çerçevesinde Sermaye Piyasası Kurulunun Kurumsal Kapasitesine İlişkin Değerlendirme
Bu yazı yatırım fonlarına ilişkin rehberin güncellenmesi ile başlayan ve 131 adet fonun tasfiye kapsamına alınmasıyla sonuçlanan süreçteki gelişmeler ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)’nun 18 Eylül 2026 tarihli basın açıklaması çerçevesinde, SPK’nın kurumsal kapasitesine ve bu süreçte yaşadıklarımızın bu kurumsal kapasite ile ilişkisine yönelik olarak ilerleyen dönemde benzer durumların yaşanmaması açısından üzerinde durulmasının gerekliliğine inandığım değerlendirmelerimi içermektedir.
SPK tarafından fonların tasfiye kararı alınması sonrası 18 Eylül tarihli bir basın açıklaması yapılmıştır. Söz konusu basın açıklamasında
- Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet ŞİMŞEK başkanlığında toplanan 2 Aralık 2025 tarihli Finansal İstikrar Komitesi’nde (FİK), fonların, fiili dolaşım oranı düşük olan paylarda ekonomik gerçeklik ve şirket temel finansal büyüklükleri ile açıklanamayacak şekilde fiyat hareketlerine neden olduğunun değerlendirildiği ve SPK tarafından alınabilecek makro ihtiyati tedbirler hususunda tavsiye kararı verildiği,
- Öncelikli olarak Bakanlığa sunulan Rehber Taslağına ilişkin 11 Şubat 2026 tarihinde Bakanlık görüşünün geldiği ve Taslağa ilişkin sektör görüşleri alındıktan sonra Taslağın yürürlüğe alınmasının bildirildiği,
- Aralık 2025’de başlayan Fon rehberi Güncelleme sürecinin Ağustos 2026 tarihinde, 10 ay sonunda sonuçlandırıldığı,
ifade edilmiştir.
Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn.)’nun 117’nci maddesinden ilgili kısımlarını aşağıya yazıyorum.
Madde 117- Kuruluş ve Bağımsızlık
- Bu Kanunla ve ilgili mevzuatla verilen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip Sermaye Piyasası Kurulu kurulmuştur.
- Kurul, bu Kanunla ve mevzuatla kendisine verilen görev ve yetkileri kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak yerine getirir ve kullanır. Kurulun kararları yerindelik denetimine tabi tutulamaz.
- Hiçbir organ, makam, merci veya kişi Kurulun kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremez.
Mülga 2499 sayılı SPKn.’da “Kurul” olan madde başlığı “Kuruluş ve Bağımsızlık” olarak değiştirilerek SPK’nın bağımsız yapısı özellikle vurgulanmıştır. Emir ve talimat almama, görevlerini yerine getirmek üzere mali özerkliğe sahip olma hususları ayrıca düzenlenmiştir.
SPK’ya FİK tarafından tavsiye verildiği, Bakanlığın düzenlemenin nasıl yapılması gerektiği konusunda SPK’yı bilgilendirdiği bilgileri ile yukardaki Kanun’da yazılanlar birlikte değerlendirildiğinde, açıklamayı yapanların SPK’nın yetki ve sorumlulukları, düzenleme yapma yetkinliği konusundaki farkındalıkları hususunda bizleri şüpheye düşürmektedir.
En önemlisi açıklamanın sürecin 10 ayda tamamlanmasının normal olduğuna inanılarak yapılması, açıklama yapılan kitlenin de buna inanacağı beklentisidir. Bu hususu özellikle açmak isterim.
6362 sayılı Kanun 30/12/2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. SPK tarafından takip eden 18 ayda Borsa İstanbul, Takasbank ve Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun yönetmelikleri de dahil olmak üzere tüm sermaye piyasası mevzuatı yeniden yazılmıştır. Ne demek istediğimi daha iyi anlatabilmek için 2013 yılında kurumsal yatırımcılar ile ilgili olarak çıkarılan düzenlemelere ilişkin bilgileri aşağıda veriyorum. Tablodan da görüleceği üzere 1 yıl içerisinde 9 adet ana düzenleme yapılarak yürürlüğe girmiştir. Yine 2013 yılı içerisinde yapılan toplam düzenleme sayısı da 40’ın üzerindedir.
| Sıra No | Düzenleme Adı | Resmi Gazete Tarih ve Sayısı |
| 1. | Gayrimenkul Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği | 03.01.2014 tarih ve 28871 sayılı Resmi Gazete |
| 2. | Emeklilik Yatırım Fonlarının Kuruluş ve Faaliyetlerine İlişkin Esaslar Hakkında Yönetmelik | 13/03/2013 tarih ve 28586 sayılı Resmi Gazete |
| 3. | Portföy Yönetim Şirketlerine ve Bu Şirketlerin Faaliyetlerine İlişkin Esaslar Tebliği | 02.07.2013 tarih ve 28695 sayılı Resmi Gazete |
| 4. | Portföy Saklama Hizmetine ve Bu Hizmette Bulunacak Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği | 02.07.2013 tarih ve 28695 sayılı Resmi Gazete |
| 5. | Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliğ | 09.07.2013 tarih ve 28702 sayılı Resmi Gazete |
| 6. | Menkul Kıymet Yatırım Ortaklıklarına İlişkin Esaslar Tebliği | 29/08/2013 tarih ve 28750 sayılı Resmi Gazete |
| 7. | Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklıklarına İlişkin Esaslar Tebliği | 09.10.2013 tarih ve 28790 sayılı Resmi Gazete |
| 8. | Borsa Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği | 27.11.2013 tarih ve 28834 sayılı Resmi Gazete |
| 9. | Bireysel Portföylerin ve Kolektif Yatırım Kuruluşlarının Faaliyetlerine İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ 17.12.20213 tarih ve 28854 sayılı Resmi Gazete | 17.12.20213 tarih ve 28854 sayılı Resmi Gazete |
Mesele tabiki düzenleme sayısı değildir. Ancak düzenleme yapmak için öncelikle kendi mevzuatının dününe ve bugününe, sonrasında da piyasanın işleyişine ve uluslararası gelişmelere hâkim olmak gerekmektedir. Bu niteliklere sahip olmadan tam ve doğru düzenleme yapılması, piyasanın düzenlemeler yoluyla yönlendirilmesi veya yapılan düzenlemelerin sonuçlarının öngörülmesi mümkün değildir. Aslında düzenleyici bir kurum açısından bu kurumsal kapasite olarak ifade edilebilir. Fon krizi öncesinde gerekli müdahalelerin yapılmamış olması, 131 fonun tasfiye kapsamına alınması sonrasında yaşanabileceklere ilişkin yeterli öngörüde bulunulamaması ve olası senaryoların tam olarak çalışılmaması kurumsal kapasite sorununa işaret etmektedir.
Bu yazının yazılmasına neden olan diğer 2 yazı ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından SPK’ya yazıldığı belirtilen ve kamuya yansıyan 2 yazıdır. Söz konusu yazılardan
- İlki 26.02.2025 tarihli olup[1], piyasada yaşanan olağandışı fiyat ve miktar hareketlerinden ve kendilerine ulaşan bilgi ve belgelerden bahisle, Pusula Portföy’ün Genel Müdürü Muhammed Yarız ve yazıda adı belirtilen diğer kişilerin yaptığı işlemlerin incelenmesi talep edilmiştir.
- İkincisi 19.08.2026 tarihli olup, Başsavcılık tarafından SPK’ya yatırım fonları aracılığıyla bazı hisse senetlerinin fiyatlarının 100 kattan fazla arttırıldığı, bazı hisselerin piyasada işlem gördüğü fiyatlar ile ilgili şirketlerin mali göstergeleri arasında uçurum niteliğinde fark bulunduğu yönünde bilgiler verilerek, diğer hususların yanında bu işlemler ile ilgili olarak SPK nezdinde bir inceleme yapılıp yapılmadığının bildirilmesi talep edilmiştir[2].
Aşağıya SPKn’da yer alan 2 maddeyi yazıyorum. Aslında benzer başka maddeler de bulunabilir. Ancak en önemlileri olduğunu düşündüğüm bu iki maddeden çıkan basit sonuçları yazayım.
- Piyasada olağandışı bir işlem ya da fiyat olduğunda, SPK’nın 101’inci madde uyarınca maddede sıralanan tedbirler ve ilave olarak her türlü tedbiri alma yetki ve görevi vardır.
- Sermaye piyasalarında bir suç işlendiğinde, soruşturmalar SPK’nın yapacağı suç duyurusu ile başlar.
SPKn. Madde 101
Kurul, 104 üncü,5 106 ncı ve 107 nci maddelerde sayılan fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilerin yetkilileri ile ilgili sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak;
a) Borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması,
b) Takas yöntemlerinin değiştirilmesi,
c) Kredili alım, açığa satış, ödünç alma ve verme işlemlerine ilişkin sınırlamalar getirilmesi,
ç) Teminat yükümlülüğü getirilmesi veya yükümlülüğün değiştirilmesi,
d) Farklı pazar veya piyasalarda işlem görmesi veya farklı işlem esaslarının belirlenmesi,
e) Piyasa verilerinin dağıtım kapsamının sınırlanması,
f) İşlem veya pozisyon limiti getirilmesi,
dâhil piyasanın etkin ve sağlıklı işleyişini teminen gerekli her türlü tedbiri almaya yetkilidir.
SPKn. Madde 115
(1) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılması, Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır. Bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir.
(2) Başvuru üzerine kamu davası açılması hâlinde iddianamenin kabulü ile birlikte, bir örneği Kurula tebliğ edilir ve Kurul aynı zamanda katılan sıfatını kazanır.
(3) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı yapılan soruşturmada Cumhuriyet savcısı, Kurul meslek personelinden yararlanabilir. Bu suçlardan dolayı şüpheli veya tanık sıfatıyla kişilerin ifadesinin alınması sırasında Kurul meslek personelinin de hazır bulunması sağlanabilir.
(4) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı yapılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı kararının verilmesi hâlinde, Kurul bu karara karşı itiraza yetkilidir.
45 yıllık düzenleme ve denetim tecrübesi ve yüzlerce yetişmiş uzmanı ile Başsavcılıktan bir yazının alınmış olması en hafif tabirle düşündürücüdür. Onca yıllık piyasa gözetim tecrübesi, teknik altyapısı ve mevzuatla tanınmış geniş yetkileri olan bir kurumun Savcılık tarafından dışardan basit gözlemlerle tespit edilmiş aykırılıkların başlangıç aşamalarında hiçbir işlem yapmamış olması, sonrasında gelen fırtınayı tespit edememesi, etmişse de bununla ilgili gerekli tedbir ve yaptırımları uygulayamamış olması ancak Kurumun kapasitesi ve Kurum yönetiminin işi ele alış şekli nedeniyle olabilir.
Fon krizi SPK açısından değerlendirildiğinde, bütüncül bir başarısızlıktan bahsedilebilir. Öncelikle fon aşaması öncesinde şirketlerin ilk halka arzı sorunlarla başlamaktadır. Bu aşamada SPK’nın en önemli Dairesi olan Ortaklıklar Finansmanı Dairesi’nin sorumluluğu bulunmaktadır. Halka açılma sonrasında Borsa’da pay senetlerinde yaşanan olağandışı fiyat ve miktar hareketlerine yeterli müdahale edilememiş olması Piyasa Gözetim Dairesi açısından başarısızlıktır. Şirketlerin halka açılma sonrası yatırımcılar aleyhine yaptıkları işlemler yine Ortaklıklar Finansmanı Dairesi ve Denetleme Dairesi açısından başarısızlıktır. Fon aşamasına geçildiğinde kapalı fonların halka satışına izin verilmesi ve yeterli düzeyde takip edilmemesi Kurumsal Yatırımcılar Dairesi açısından başarısızlıktır. Aracı kurumlar tarafından halka açılma sürecinin kötü yönetilmesi ve sonrasında pay piyasasında yapılan işlemlerde aracı kurumlara adeta dokunulmaz birer yapı gibi davranılması Aracılık Faaliyetleri Dairesi’nin başarısızlığıdır. Tabi en tepede bu başarısızlığın ana sorumlusu SPK Başkanı ve Sermaye Piyasası Kurulunu oluşturan diğer 6 üyedir.
Son 5 yılda onlarca hisse senedinde yaşanan fiyat hareketlerinin oluşmasını engel olamayan ve sonrasında artan fiyatlara talep oluşturmak üzere fon yapısının oluşturulduğunu kavrayamayan Kurul, son 1 aydaki süreçte de geçerli bir sınav verememiştir. Fonlarda kabaca 10 milyar doları bulacak olan kaybın 10 katından fazlası, bireysel hisse senedi portföyüne sahip müşterilerde yaşanmıştır. 455 bin kişiyi ilgilendirdiği düşünülen sorun, 6 milyon kişinin sorunu haline gelmiştir.
Aslında bu sorunun tüm hisse senedi piyasasını etkileyeceği, aşırı yükselen fiyatlar sonucunda oluşan endeksin gerçeği yansıtmadığı biliniyordu. Süreci engelleyemen Kurul, son 1 ayda haftada birkaç defa bu hisselerde manipülasyon yapanlarla ilgili suç duyurusu yaparak kendini affettirmeye çalışmaktadır. Son 5 yılda olan olay ise şudur. Bir takım kişi ve kurumlar, olağandışı yüksek fiyatlara çıkardıkları ellerindeki payları, gerek bireysel gerek kurumsal yatırımcılara günün sonunda satmışlar ve geniş kitlelerin tasarruflarını profesyonel şekilde ellerinden almışlardır. Bu olurken de maalesef Kurul kendisinden beklenen fonksiyonu icra edememiştir.
SPK’nın kurumsal örgütlenme yapısı incelendiğinde aşağıdaki tespitler yapılabilir.
- Son SPK Başkanı eski bir Hesap Uzmanıdır. Tüm meslek hayatı vergi üzerine geçmiş birisinin, amacı bölgesel finans merkezi olmak olan Türkiye sermaye piyasasının başına getirilmesi açık bir hatadır. Bir önceki SPK Başkanı SPK’da görev yapmış olmakla birlikte, meslek personeli değildir. SPK’da idari ve mali işler konusunda çalışmış birisidir. Kısaca sermaye piyasası tecrübesi yok denecek düzeydedir. SPK’da görev alan sadece 2 üye meslek personeli kökenlidir. Ancak onların da özel sektör veya yurtdışı tecrübesi yoktur. Sonuç olarak SPK Karar Organı’nın yurtiçi ve yurtdışı piyasa bilgisi sınırlı olup, Kurul işlerine sunacakları bir uzmanlıkları görülmemektedir.
- Her ne kadar Kurul Başkan ve Üyeleri’nin görev süreleri dolmadan herhangi bir nedenle görevlerine son verilemeyeceği SPKn.’da yer alsa da, 6362 sayılı Kanun çalışmaları sırasında Ali BABACAN tarafından büyük bir hata yapılarak yeni bir kanun maddesi önerisiyle o zamanki üyeler grevlerinden Meclis Kararı ile alınmıştır. Dolayısıyla Karar Organının bağımsızlığı o yıllardan itibaren aşınmaya başlamıştır.
- Sermaye piyasalarında son 10 yılda yapılan düzenlemeler incelendiğinde iki ana düzenleme göze çarpmaktadır. Bunlardan ilki foreks düzenlemesi, ikincisi ise kripto varlıklara ilişkin düzenlemelerdir. İki düzenlemede teknoloji yoğun bilgi birikimi gerektiren alanlardır. SPK’da Finansal Teknolojiler Dairesi 2025 yılının sonlarında ana hizmet birimi olarak, kripto varlıklar özelinde kurulabilmiştir. Kurumsal internet sitesinden görebildiğim kadarıyla da bir Daire Başkanı bulunmamaktadır. Muhtemelen personeli de yoktur.
- Yine son yıllarda yapılan düzenlemelere bakıldığında, üzerinden 10 yılı geçmiş Tebliğler üzerinde gerekli değişiklikler yapılmak yerine Kurul İlke Kararları ile piyasanın düzenlenmesi yoluna gidildiği görülmektedir. Bu şekilde normlar hiyerarşisine dikkat edilmemekte, yetkilerin kullanımına ilişkin kontrol mekanizmalarının bu yolla dolanıldığı izlenimi verilmektedir.
- Piyasa Gözetim Dairesi ve Denetleme Dairesi Başkanları aynı kişidir. Bu dairelerden birincisi piyasa bozucu eylemlerin gözetimi ve denetiminden sorumlu iken, ikincisi diğer sermaye piyasası suçlarının denetimini yapmaktadır. İlgili Daire Başkanı kıdemli, yetenekli bir SPK Uzmanı olmakla birlikte, birbirinden tamamen farklı işler yapan iki Daire’nin başkanlıklarını tek kişinin yapması açık bir hatadır. SPK’da bu görevi layıkıyla yapacak onlarca yetişmiş uzman vardır.
2011 yılına kadar gerek girişi gerek çalışması ayrı bir prestij vesilesi olan SPK Uzmanlığı mesleği 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile başlayan eşit işe eşit ücret sloganıyla (halbuki her eşitlik adalet değildir) içi boşaltılmaya, sıradanlaştırılmaya başlanmıştır (Bu da Sayın Ali BABACAN döneminin uygulamasıdır). Yurtdışı görevlendirmeler, lojman ve sağlık hakları ve Kurul’da uzun süre kalınmasını sağlayan yurtdışı master ve doktora hakları da SPK Uzmanlarının ellerinden büyük ölçüde alınmıştır. Dolayısıyla SPK gibi kurumlarda uzun süre çalışmak mantıksız hale gelmiştir. 3-4 yıllık başarılı SPK Uzmanları çok daha iyi şartlarda özel sektörde görev almaya başlamıştır. Çok nitelikli mezunlar ise direk özel sektörde işe başlar hale gelmiştir. Milyarlarca doların denetim, gözetim ve düzenlemesinden sorumlu uzmanlar yoksulluk sınırının biraz üzerinde maaşla çalışır duruma getirilmiştir.
SPK açısından bakıldığında bu başarısızlık ancak kapasite sorunu ile açıklanabilir. Zira fon rehberi öncesi ve sonrasında piyasada yaşananlar, Tera Yatırım’ın Katılımevim ve Pusula Portföyü satın alma açıklamaları sırasında yapılan satışlar, bu satışların hala inceleme kapsamına alınmamış olması, 131 fonun tasfiyesine yönelik yapılan açıklamalar ve krize müdahale şekli, sonuçların öngörülemediğinin açık göstergesidir. Cumhurbaşkanı yardımcısı düzeyinde bir kurul oluşturulması, SPK’nın çekingen ve güven vermeyen açıklamaları ve Başsavcılığın süreçteki en azından şimdiye kadarki etkin rolü de bunun diğer göstergeleridir. Özellikle adli tarafta yaşananlar maalesef bir filin züccaciye dükkânına girmesinden farksızdır.
Finans ve sermaye piyasaları güven üzerine inşa edilen yapılardır. Mülkiyet hakkının korunması güvenin en temel unsurudur. Güven kaybı ve mülkiyet hakkı ihlalleri orta ve uzun vadede piyasaya şu an vermiş olduğundan çok daha büyük zararlar verecektir. Nitekim 15 milyar dolarların konuşulduğu günlerden çok yakında 150 milyar doların geçici bir dönemde olsa buharlaştığı günlere doğru hızlı adımlarla ilerlemekteyiz. 455 bin mağdurdan, 6 milyon mağdurlu günlere ulaşmış durumdayız. Son 2 haftadır verilen idari para cezaları ve suç duyuruları, SPK’nın ben bu suçları önleyemedim açıklamalarıdır. Ayrıca bunlar sorunun bir yetki sorunu olmadığını da göstermektedir. SPK’nın isteyince ne kadar hızlı çalışabildiğini de göstermektedir.
Elbette kurumsal kapasite Sayın Mehmet ŞİMŞEK’in önerdiği gibi insan kaynağı kapasitesini artırmak amacıyla 100 deneyimli vergi müfettişinin SPK’ya transfer edilmesi şeklinde olamaz. Bu satarım bir 10 milyar, bir 10 milyar daha satarım deyip, sonunda ekonomiyi Kur Korumalı Mevduat uygulamasına mecbur bırakan yönetim anlayışının farklı bir tezahürüdür. Sayın Bakan’ın çok daha iyi çözümler bulacağına eminim. Bir SPK Uzmanının yetişmesi en iyi ihtimalle 5 yıllık bir süreyi alır. Yönetici düzeyinde bu süre 10 yıldır. Bu tür basit öneriler sorunun hala anlanmadığını göstermektedir. Belki piyasa tecrübesi olan eski SPK Uzmanları göreve davet edilebilir. Bu şekilde sermaye piyasası alanında kamu ve özel sektör tecrübesini birleştirmiş kişilerden faydalanılabilir.
SPK gibi kurumların bağımsız idari ve mali yapısı tekrar sağlanmadan, “tamam efendimci” yöneticiler yerine liyakatli, işinin uzmanı ve en önemlisi bağımsız hareket edebilen yöneticilerden oluşan bir yapı tesis edilmeden, maalesef ileriye güvenle bakmak mümkün görünmemektedir.
Umarım Kurul Karar Organı oluşumundan başlanarak uzun süredir devam eden hatalı uygulamalardan, bu acı tecrübeler sonrası dönülebilir.
[1] https://www.takvim.com.tr/guncel/2026/09/21/muhammet-yariz-icin-2025te-spkye-ivedi-arastirma-yazisi-gonderildi#4. Erişim Tarihi: 22.10.2026.
[2] https://www.borsaningundemi.com/haber/fon-sorusturmasini-baslatan-savcilik-yazisi-ortaya-cikti-1909047. Erişim Tarihi: 22.10.2026.