Türkiye piyasalarında fon kriziyle başlayan çalkantının tahvil piyasasına yansımaları dikkat çekiyor. Eski bankacı ve piyasa yorumcusu Murat Aysan’ın X hesabından paylaştığı verilere göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 16 Eylül-23 Ekim 2026 döneminde düzenlediği 60 doğrudan alım ihalesinde toplam 96,4 milyar TL nominal değerinde devlet iç borçlanma senedi (DİBS) aldı. Bu alımlar karşılığında ödenen tutar ise 97,3 milyar TL oldu.
Aysan’ın paylaşımına göre alımların 64,4 milyar TL’lik bölümünü sabit kuponlu tahviller, 32 milyar TL’lik bölümünü ise TLREF’e endeksli tahviller oluşturdu. Haftalık alım tutarının eylül ayında 12-13 milyar TL düzeyinde olduğu, ekim ayında ise 18 milyar TL’ye kadar çıktığı belirtildi. Merkez Bankası, 23 Ekim’de sona eren dönemde de 6 milyar TL’si sabit kuponlu tahvil olmak üzere toplam 9 milyar TL’lik alım gerçekleştirdi.
Hazine’nin sattığı tahvillerin önemli bölümü Merkez Bankası’na döndü
Aysan’ın dikkat çektiği noktalardan biri, Merkez Bankası’nın tahvil alımlarının önemli bölümünün Hazine’nin daha önce ihraç ettiği kıymetlerden oluşması. Paylaşımdaki hesaplamaya göre Merkez Bankası’nın aldığı tahvillerin 55,5 milyar TL’lik bölümü, Hazine’nin ağustos ayında sattığı üç tahvile ait.
Özellikle 5 Eylül 2035 vadeli tahvildeki hareket dikkat çekiyor. Hazine’nin ağustos ayında sattığı 70,5 milyar TL’lik bu tahvilin 31 milyar TL’lik bölümünün, başka bir ifadeyle yaklaşık yüzde 44’ünün, yaklaşık bir buçuk ay içinde Merkez Bankası tarafından geri alındığı belirtiliyor. Bu tutar, söz konusu tahvilin toplam stokunun yaklaşık yüzde 28’ine karşılık geliyor.
Aysan’a göre Hazine’nin eylül ve ekim aylarında ihraç ettiği dört farklı tahvil ise Merkez Bankası’nın doğrudan alımlarında yer almadı. Böylece Hazine’nin yeni ihraçlarıyla Merkez Bankası’nın piyasadan gerçekleştirdiği alımlar arasında farklı bir dağılım ortaya çıktı.
Tahvil alımları faizlerdeki yükselişi durduramadı
Merkez Bankası’nın tahvil alımlarına rağmen faizlerdeki yükselişin devam etmesi, piyasanın seyrine ilişkin önemli bir gösterge olarak öne çıkıyor. Aysan’ın paylaşımında, bazı gösterge tahvil faizlerinin iki gün üst üste yükseldiği ve özellikle uzun vadeli kıymetlerde faizlerin eylül sonundaki seviyelerin üzerine çıktığı ifade edildi.
Paylaşımdaki verilere göre 5 Eylül 2035 vadeli tahvilin faizi 16 baz puan yükselirken, 5 Ekim 2033 vadeli tahvildeki artış 31 baz puana ulaştı. 14 Temmuz 2027 vadeli tahvilde ise 62 baz puanlık yükseliş kaydedildi.
Merkez Bankası’nın alımları tahvil piyasasındaki satış baskısını sınırlamaya yönelik bir etki yaratırken, faizlerde kalıcı bir düşüş sağlamakta yeterli olmadı. Aysan’ın değerlendirmesine göre alımlar, uzun vadeli tahvil faizlerini aşağı çekmekten çok yükselişin hızını yavaşlatıyor.
Yabancı yatırımcı çıkışının etkisi
Aysan’ın paylaştığı verilere göre 16 Ekim itibarıyla Merkez Bankası’nın DİBS stoku 532 milyar TL’ye ulaştı. Bu tutar, 11 Eylül’den itibaren 74,1 milyar TL’lik artış anlamına geliyor. Aynı dönemde yabancı yatırımcıların DİBS stokunun 38,5 milyar TL azalması ise dikkat çekti.
Veriler, yabancı yatırımcıların tahvil piyasasındaki pozisyonlarını azaltmasının ardından Merkez Bankası’nın alımlarının piyasadaki ağırlığını artırdığını gösteriyor. Ancak faizlerdeki yükselişin sürmesi, yalnızca alım yoluyla piyasa dengelerinin kalıcı biçimde değiştirilemediğine işaret ediyor.
Kaynak: Eski bankacı ve piyasa yorumcusu Murat Aysan’ın X paylaşımı.