Fon Krizi ve Nuh’un Gemisi

Fon krizinde zamanında inşa edilmeyen kurtarma gemisi, şimdi bütün ekonomiyi tehdit ediyor. Milyarlarca dolarlık kayıp, kilitlenen likidite ve çöken güven, fon tufanını ekonomik felakete dönüştürmek üzere. Acil müdahale gelmezse gemi tamamlandığında kurtarılacak yatırımcı, şirket ve kurum kalmayabilir.

Metin Yüksel

Metin Yüksel

Nuh’un gemisi hikâyesi, insanlığın kötülüğe ve günaha batması üzerine ilahi bir ceza olarak gönderilen tufanı anlatır.

Nuh Peygamber, yeryüzündeki canlı neslinin devamı için her hayvan türünden bir erkek ve bir dişi olmak üzere birer çifti gemiye alır.

Nuh’un gemisindeki canlıların yeniden hayata başlamaları, Nuh Peygamber’in gönderdiği güvercinin ağzındaki “zeytin dalı” ile başlar.

Tufandan kurtaracak geminin hazır olması gerekiyordu. Sinyaller, Sermaye Piyasası Kongresi’nde Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından verilmişti.

Ancak işaret edilen risklere karşı “gemi inşaatına başlanmamıştı”.

28 Ağustos 2026 tarihinde SPK, Fon Rehberi’ni yayımladığında tufan başlamıştı.

Toptancı yaklaşımla “finansal pandemi” uygulandı. Tedrici önlemler ve diyalogla çözüm yerine, önce bütün risk olasılıklarına yönelik tedbirler alındı.

Toptancı önlem yaklaşımında, risklerin etki/olasılık ekseninde değerlendirilmesi yapılmadan, kaynakları en kritik risklere yönlendirme süreci hızla dikkate alınmadığında, güven ortamının kaybolması risklerin etkisini büyüterek artırır.

Piyasanın olağan akışı içinde yürütülmesi gereken işlemler dahi donduruldu ve likidite problemi baş göstermeye başladı.

Nitekim 15 gün sonra, 15 Eylül’de TERA ve PUSULA temerrüde düşüyor ve 17 Eylül’de 131 fonun tasfiyesine karar veriliyor.

Katılımevim’in Emlak Bankası’na devredilmesine 17 Eylül tarihinde karar verildi.

“İzin verilirse biz ödemeleri yaparız” diyen Bulls, Pardus ve A1 Portföy’e, kendilerinin ödeme yapmasına bir ay sonra izin verildi.

Kanun tasarısı 23 Ekim 2026 tarihinde Meclisten geçti.

Görünen o ki:

Çıkar çatışması geminin inşasına engel olmuş.

Tedbirler gecikmeli hayata geçmişti.

Tufandan koruyacak gemi olmadığından, rehber ile birlikte; fon tufanına yol açan aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, fonlarla iltisaklı yatırımcı ve şirketler gibi hisse senedi yatırımcıları, fon manipülasyonu ile ilişkili olmayan şirketler ve aracı kurumlar, hatta birçok finansal kuruluş suyun altında kaldı.

Fırtına patlayınca adli soruşturmalar başlıyor.

200 kişi gözaltına alınıyor.

80 kişi tutuklanıyor.

Mal varlıklarına tedbir konuluyor.

Kredi kartları iptal ediliyor.

Hatta emekli maaşları dahi bloke ediliyor.

Risklerin adı konmuş, etkisi belli; boyutu tespit edilecek.

Şirketlerin kaynakları fonlarda.

Yatırımcının parası fonlarda.

Aracı kurumların parası fonlarda.

Ve bu yaklaşımda çözümler gecikiyor.

Sistemi rahatlatacak likidite önlemleri, maaşlar dâhil olmak üzere alınmıyor.

Kraldan çok kralcılar da devreye giriyor. Bankalar, ismi geçen kurumlarla ilişkisi olan herkesi potansiyel suçlu ilan edip mikro/makro bazda bütün kredileri geri çağırıyor.

Yani fon tufanı önüne kattığını sürüklüyor.

Yatırımcı güveni taban yapıyor.

Yatırımcı mağduriyeti, likidite kilitlenmesine yol açıyor.

Kişi ve şirketler nefes alamıyor.

Artık kurtarılacak olan ekonomik yaşamı sürdürecek kişi ve kurumlar.

Toplam zarar dikkate alındığında, hayata geçirilen önlemlerin yaraya merhem olmayacağı açıktır.

Bankacılık kredi tutarının 400 milyar dolar, bunun yüzde 25’i olan tüketici kredilerinin 100 milyar dolar olduğu dikkate alınırsa, ortaya çıkan tahmini kaybın (20–60 milyar dolar) ne kadar kaynak gerektirdiği anlaşılacaktır.

Tüketiciye, tedarikçiye, bankalara ve bütün sektörlere yayılan bir “likidite krizi”, tedbir gecikmesinin bedeli olmamalıdır.

Sermaye piyasası kanalları tıkandığında para piyasası devreye girmeli.

Oksijen şart; yoksa ölüm kaçınılmaz.

Şirketlerin fonlarda kalan parasının geri ödemesi yapılamıyor.

Kimse kimseye borcunu ödemiyor.

Bankalar kredileri tamamen kapatıyor.

Fonzede parasını alamıyor.

Hissezede, hissesini satamıyor.

Tahvil geri ödemesi yapılamıyor.

Yani likidite damlamıyor.

Ve gemi inşa edildiğinde, gelecekte ekonomik yaşamı başlatmak için kimler gemiye alınacak? Finansal sistem nasıl inşa edilecek? Zeytin dalı uzatılacak mı?

Fon yatırımcıları,

Hisse yatırımcısı.

Şirketler.

Finansal kuruluşlar.

Gemiye alınmak için sıradalar.

Likiditenin iki damarından birisi tıkalı; diğeri çalışmalı. “Haksız kazanç elde eden ödesin” demek çare değil.

Tufan geçecek ya da geçmek üzere. “Zeytin dalı”, Nuh’un gemisindekilere uzatılacak mı?

Yeni ekonomik döngüyü başlatacak olanlara “zeytin dalı” uzatılmalı. Fon krizi ekonomik krize dönüşmek üzere. Zamanında gemiyi inşa edemeyenler şimdi inşa etmeli ve gemiyi “güven ortamı” adlı karaya götürmeliler.

Finansal pandemi yayılıyor, bulaşıyor; tüketiciden sanayiciye kadar herkesi etkiliyor.

Acilen para piyasası kaynakları devreye sokulmalı.

Toksik varlıklar tedrici hesaplara alınıp bütün hastalıklı fonlar kireçlenmeli.

Riskten etkilenen sektörlere yönelik teşvikler hazırlanmalı, kamu ortaklığı planlanmalı.

Sorunun ana kaynağı olan şirketlere yönelik kurtarma planı yerine sorunun bulaşacağı alanlara yönelik tedbirler alınmalı.

Haksız kazanç geri ödemelerinde sorumluluk esas alınmalı; götürü usulle yapılacak tahsilat uygulamaları ile “likidite kilitlenmesinin” önüne geçilmeli.

Aksi takdirde,

Gemi bitse de ekonomik yaşamı sürdürecek kişi ve kurum kalmayacaktır.

Mobil sürümden çık