• Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editoryal Politikalar
4 Haziran 2026 Perşembe
Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
ParaMedya
  • Bankacılık
  • Borsa
  • Döviz
  • Kripto
  • Altın
  • Eko Dünya
  • Sigorta
  • Şirket Haberleri
  • Yazarlar
ParaMedya
  • Ana Sayfa
  • Ekonomi
    • Altın
    • Eko Dünya
    • Sigorta
    • Şirket Haberleri
  • Finans
    • Bankacılık
    • Borsa
    • Döviz
    • Kripto
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editöryal Politikalar ve Şeffaflık
  • Yazarlar
Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
ParaMedya
Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
Ana Sayfa Yazarlar Dr.Ayhan Bülent TOPTAŞ

Dr.Ayhan Bülent Toptaş yazıyor: Türk ekonomisi kısır döngüden nasıl çıkar?

- editor
Aralık 23, 2021
- Dr.Ayhan Bülent TOPTAŞ, Eko Dünya, Güncel, Özel Haber
Ayhan Bülent Toptaş

Dr.Ayhan Bülent Toptaş

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

AlakalıHaberler

Hürmüz Boğazı Krizi ve jeopolitik Öngörünün Sınırları

Türkiye’de Risk Dönüşümü: Şoklardan Kalıcı Krizlere Geçiş

12 Eylül ve TCMB: Banknot Matbaasında Grev!

19TÜRKİYE EKONOMİSİNİN KISIR DÖNGÜSÜ VE ÇÖZÜM
Normal bir piyasa ekonomisinde olmaması gereken, kaynakların etkin bir şekilde dağılmasına engel olan kararların alındığı ve ülkenin en kıymetli iktisatçılarının bu kararların ne anlama geldiğini ve olası sonuçlarını detaylarıyla açıklamaya çalıştığı bu günlerde amacım Türkiye ekonomisinde neyin yaşanmakta olduğunu bir kez daha hatırlatmak. Aslında (neredeyse) sağ duyu sahibi herkes ne olduğunun iyi kötü farkında ama yine de olup bitenin genel çerçevesini tekrar sunmanın faydalı olacağını umuyorum.
Türkiye’nin ana sorunu bu ülkede üretilen mal ve hizmet miktarı ile tüketilen mal ve hizmet miktarı arasındaki fark. Türkiye ürettiğinden fazlasını tüketiyor. Ortaya çıkan açık yurt dışından karşılanıyor. Siyasetin ya da iktidarların görevi de toplumu doğru yönlendirerek bu açığın makul yöntemlerle kapatılması olmalı. Üretim-tüketim dengesizliği ya bir şekilde talep kısılarak giderilmeli, ya da ülkenin üretim kapasitesi sürdürülebilir büyümeyi teşvik edecek şekilde artırılmalı, ya da ikisi birden yapılmalı. Siyaset ya da iktidarlar popülist politikaları nedeniyle bu dengeyi sağlayamıyorlar. Vatandaşlar da hayat pahalılığı ya da işsizliğin kendini yoğun şekilde gösterdiği ciddi bir ekonomik krizle karşılaşana kadar işlerin yanlış yürüdüğünü fark etmiyor, siyasetten kısa vadeli çıkarlarını maksimize edecek faaliyetler bekliyorlar.
Hükümetler doğru liderlik yaparak üretim kapasitesini genişletecek uzun vadeli tedbirler içeren, kurumları güçlendiren, hukukun üstünlüğünü, adaleti, şeffaflığı, hesap verebilirliği, demokrasiyi öne çıkaran, üretkenliği teşvik eden, eğitim ve beceri düzeyini yükselten politikaları benimsemiyorlar. İktidarlar, iktidar olmanın nimetlerinden yararlanıyor, kendi zenginlerini yaratıyor veya büyütüyorlar. Üretim ve tüketimi eşitleyecek, ya da üretim fazlası yaratabilecek tedbirleri almak yerine iç ve dış borçlanmaya dayanan yapay bir zenginlik yaratarak mümkün olduğu kadar oylarını maksimize etmeye çalışıp, iktidarlarını muhafaza etmek istiyorlar.
Yapısal tedbirler alınmayıp üretim – tüketim dengesi sağlanmadığı zaman ekonomik hayatı belirleyen iki parametre olan faiz ve kur işlerin iyi gitmediğine dair sinyaller vermeye başlıyor. Genelde bu parametrelerin yükselmesi talebin kısılması gerektiği anlamına geliyor. Dikkatler bu parametrelerin hareketlerine yoğunlaşmaya başlıyor. Bu parametrelerin biri veya ikisinin birden yükselmesi gelir dağılımı bozuk, işsizliğin yüksek olduğu ülkemizde vatandaşın hayatını idame ettirmesini zorlaştırırken, siyasi tercihlerini iktidarın aleyhine çevirmesine yol açıyor. Sesler yükselmeye başlıyor.
İktidarlar bu bozulmayı görüyorlar ve de yükselen sesleri duyuyorlar. Seçim zamanı yaklaştıysa bir takım geçici tedbirlerle gerekirse devlet veya ülke ekonomisi adına riskler almak pahasına bu düşüşü geciktirmeye çalışıyorlar. Özgün çözümlerin devreye sokulması ise ister istemez işlerin oldukça olumsuz bir noktaya geldiğinin, denizin bitişinin önemli işaretlerinden biri oluyor. Süper Döviz Hesabı (SDH), Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı (KMDTH), Permi Kolaylığı Sağlayan Döviz Hesabı, Dövize Çevrilebilir Mevduat (DÇM), Kur Korumalı TL. Vadeli Mevduat, Süper Emeklilik, Aktif Rasyosu, vs. gibi piyasa ekonomisinde yeri olmayan önlemler devreye sokuluyor.
Bundan sonraki aşamada bir kitlenme noktasına geliniyor. Burada işler içinden çıkılmaz, ekonomi döndürülemez hale geliyor ve seçim zamanı yakın değilse erken seçim, yakınsa zamanında seçim yapılıyor. Sonuçta, büyük bir olasılıkla iktidar değişiyor.
Yaşamım boyunca ülkemizde dört büyük iktisadi kriz gördüm. 1979’da başlayan ve derinleşen ekonomik kriz, 1994 krizi, 2001 krizi ve bugün içinde yaşadığımız bu kriz. Dördünün de ucu dış ödemeler dengesi ve döviz darboğazı krizine bağlanır ve kurların olağanüstü sıçramasıyla kendisini afişe eder.
1979’da yaşadığımız krizde 1973 ve 1979 küresel petrol şoklarının da büyük etkisi olmuştu. Sanayileşmiş ülkelerin tamamı, gelişmekte olan ülkelerin de pek çoğu bir şekilde bu şoka uyum sağlamıştı ama biz bu şoku iyi yönetememiş ve krize girmiştik. Bugün yine küresel ölçekte bir şok ekonomimize baskı yapıyor, pandemi dünyanın pek çok ülkesini olduğu gibi bizim ekonomimizi de kemiriyor ama bizi özel kılan, bugün politik/ekonomik bir deneyin içinde hapis kalmış durumda olmamız. Dünyada tüm ülkelerin faiz artırdığı bir dönemde Türkiye faiz indiriyor, duyulmamış banka hesabı modelleri ile günü kurtarmaya çalışıyor. 1979’da olduğu gibi, küresel krizin Türkiye’de dünyanın diğer ülkelerine göre daha fazla hasar yaratması olasılığı artıyor.
Pek çok ekonomist ve göstergelere göre Adalet ve Kalkınma Partisi özellikle 2011 yılına kadar ekonomi yönetiminde başarılıydı. Güçlü ve mantıklı bir ekonomi kurmayları kadrosu vardı. Bir taraftan milli gelir artışı sağlanırken diğer yandan gelir dağılımında da iyileşmeler sağlandı. Bununla birlikte, son on yılda, 2011 yılı öncesinde ekonomik başarılarının temelini oluşturan serbest piyasa ekonomisi prensiplerinden, mali disiplinden ve merkez bankasının bağımsızlığı konusundaki hassasiyetlerinden saptılar. Maastricht ve Kopenhag kriterlerinden yola çıkıp, Ankara kriterleri, Çin Modeli, Nass ve Bakara suresine kadar uzanan bir tutarsızlık uçurumuna yuvarlandılar.
Çözüm: Erken Seçim
Kamu yararını sağlayacak en makul yol “erken seçim” olarak görülüyor. AKP’nin ekonomiyi yönetme şekli olağanüstü güven kaybetti. TL.nin hızlı değer kaybı, kurların oynaklığı, faiz kararlarındaki tereddütler, CDS’lerin tarihi zirve seviyelere çıkması, TCMB ve TUİK başkanlarının, Hazine ve Maliye Bakanlarının sık ve ani değişimleri, şeffaflık ve hesap verebilirliğin çok zayıflaması, kurumlara güvenin azalması, net rezervlerin eksiye geçmesi, ekonomi yönetiminin öngörülemezliği bu güven kaybının önemli nedenlerini oluşturuyor.
İktidar erken seçim taleplerini reddetse de attığı adımlar bir erken seçim ihtimalinin de çok arka plana atılmadığı izlenimi veriyor. Faizlerdeki olağanüstü indirim, asgari ücrete yapılan zam, hazineye ve TCMB’ye yeni yükler getiren Döviz Korumalı Mevduat uygulaması sanki yakın bir zamanda yapılması planlanan bir seçime yönelik hamleler gibi gözüküyor. Bu hamleler dikkatli ve iyi düşünülerek yapılmazsa ekonomide yeni şoklar ve olumsuzluklar yaratabilir. İktidar hiç kuşkusuz ki bu hamlelerin etkilerini izleyerek erken seçim kararı alma veya almama yollarından birini seçecek.

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar
Etiketler: Dr.Ayhan Bülent Toptaş
Paylaş133Tweet83GönderGönder

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar
Önceki Haber

Financial Times: Erdoğan’ın tezi neden işe yaramıyor?

Sonraki Haber

Dolar düşmeye devam ediyor 11.700 altına geriledi

editor

İlgili Gönderiler

Ödül Yetmiyor… Çalışanlar Alkış Değil Adalet İstiyor
Bankacılık

Ödül Yetmiyor… Çalışanlar Alkış Değil Adalet İstiyor

Haziran 4, 2026
Türkiye’nin en değerli markasının hissesi 243 gün önceki fiyata geriledi
Özel Haber

THY Dubai’ya Yeniden Uçuyor

Haziran 3, 2026
Bankacılık

Siber Güvenlikte Kadınlara Yeni Kariyer Kapısı: Burgan Bank’tan “Bilgi Güvenliği 360” Hamlesi

Haziran 3, 2026
Borsa

Borsadan Para Topladı, Fabrikaya Değil Faize Yatırdı

Haziran 3, 2026
Akbank’tan Sorumlu Yapay Zekâ Manifestosu
Bankacılık

Akbank’tan Dev Borçlanma Hamlesi: 1,2 Milyar Dolarlık Talep Geldi

Haziran 3, 2026
Endeks Mühendisliği! Üç Hisseyle Endekste Büyük Oyun
Borsa

Borsada faiz Kıskacındaki Şirketler: Borç Yükü Sermayeyi Aştı

Haziran 3, 2026

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editoryal Politikalar

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım yapılması uygun sonuçlar doğurmayabilir.

İnternet sitemizi geliştirmek, etkili ve güvenli hale getirmek, sizin için daha kullanışlı olmasını sağlamak amacıyla çerezler (cookie) kullanıyoruz. Daha  ayrıntılı bilgilere “Çerez Politikası” sayfamızdan ulaşabilirsiniz.



  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editoryal Politikalar

paramedya.com - ParaMedya Yayıncılık ve Reklam Hizmetleri Ticaret Ltd.Şti.

Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
  • Ana Sayfa
  • Ekonomi
    • Altın
    • Eko Dünya
    • Sigorta
    • Şirket Haberleri
  • Finans
    • Bankacılık
    • Borsa
    • Döviz
    • Kripto
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editöryal Politikalar ve Şeffaflık
  • Yazarlar

paramedya.com - ParaMedya Yayıncılık ve Reklam Hizmetleri Ticaret Ltd.Şti.

Bu web sitesi çerez kullanmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz. Ziyaret edin Çerez Politikası.