Halka arzlara yönelik tartışmalar sürerken, Meysu Gıda Sanayi A.Ş.’nin finansal verileri yatırımcı açısından ciddi soru işaretleri barındırıyor.
Şirketin açıkladığı 9 aylık 276 milyon TL net kârın 153 milyon TL’lik kısmı ertelenmiş vergi gelirinden kaynaklanıyor. Bu kalem, nakit yaratmayan ve sürekliliği olmayan bir muhasebe geliri olarak öne çıkıyor. Vergi gelirleri dışarıda bırakıldığında Meysu’nun operasyonel kârlılığı belirgin biçimde zayıflıyor.
Bu tablo değerleme rasyolarına da yansıyor. Halka arz fiyatıyla 16 FK ile pazarlanan şirketin gerçek FK’sı yaklaşık 36 seviyesine yükseliyor. Gıda–içecek gibi düşük marjlı ve defansif bir sektörde bu çarpanlar, halka arzlar için pahalı bir değerlemeye işaret ediyor. 8,22 FD/FAVÖK rasyosu da benzer şekilde yatırımcıya iskontolu bir giriş sunulmaktan uzak.
Bilanço Zayıf, Talep Spekülasyonla mı Toplanıyor?
Piyasa kulislerinde dile getirilen bir diğer eleştiri ise, bilançosu ile öne çıkamayan şirketin halka arzda talebi spekülasyon üzerinden toplamaya çalıştığı yönünde. Finansal göstergelerin güçlü bir yatırım hikâyesi sunmaması, dikkatleri halka arzı gerçekleştiren aracı kurumlara çeviriyor.
Halka arzda konsorsiyumda yer alan Alnus Yatırım ve Tera Yatırım’ın isimlerinin piyasalarda daha önce fon operasyonlarıyla anılması, bu senette de benzeri hareketler yaşanabileceği yönünde bir algı oluşmasına neden oluyor. Bu durum, özellikle bireysel yatırımcılar açısından risk algısını artıran unsurlar arasında gösteriliyor.
Uzmanlar, halka arzların temel amacının şeffaf bilanço, sürdürülebilir kâr ve makul iskontoyla yatırımcıya ortaklık sunmak olduğunu hatırlatıyor. Mevcut finansal verilerle bakıldığında Meysu halka arzının, beklenti ve algı üzerinden fiyatlanan, risk–getiri dengesi zayıf bir tablo sunduğu değerlendiriliyor.
“En İyi Bilen Satıyorsa, Yatırımcı Neden Alsın?”
Paramedya’nın daha önce de dikkat çektiği üzere, Meysu halka arzında en kritik tartışma başlıklarından biri ortak satış ağırlıklı yapı oldu. Halka arz kapsamında satılan payların önemli bölümünün mevcut ortaklara ait olması, arzdan sağlanacak nakdin şirkete değil, doğrudan ortaklara gidecek olması eleştirileri beraberinde getirdi.
Piyasalarda sıkça dile getirilen temel soru ise şu:
“Şirketi, operasyonlarını ve risklerini en iyi bilen ortaklar bu fiyattan satış yapıyorsa, yatırımcı neden bu hisseleri alsın?”
Bu yapı, özellikle son dönemde Borsa İstanbul’da yaşanan bazı halka arz örnekleriyle birlikte değerlendirildiğinde, yatırımcılar açısından orta vadeli satış baskısı riski yaratabileceği şeklinde yorumlanıyor. Ortak satışlarının yoğun olduğu halka arzlarda, ilk günlerde yaşanan hareketlerin ardından hisselerin performansının zayıfladığına dair algı da bu soru işaretlerini güçlendiriyor.
Uzmanlara göre, zaten bilançosu ve kâr kalitesiyle güçlü bir hikâye sunmakta zorlanan bir şirket için, hakim ortağın satış tarafında yer alması, halka arzın cazibesini daha da azaltan bir unsur olarak öne çıkıyor.





