Son yılların en klişe cümlelerinden biri de “ Sevdiğin işi yap !” cümlesi oldu. Ben dahil birçok kişi bu önermeyi yapan yazılar yazdı, konuşmalar yaptı. Damdan düşenler , yeni nesil çalışanlara ya da iş değiştirmeyi düşünenlere kendince bir akıl vermeye çalışıyordu . Gönül isterdi ki herkes sevdiği işi yaparak değer üretsin, topluma faydalı olsun, parasını kazansın.
Sevdiği işi yapamıyorsa da , sevdiği bir yerde/ ortamda çalışsın…
Sevdiği bir yerde çalışamıyorsa da en azından sevdiği iş arkadaşları ile çalışsın…
O da olmuyorsa en azından çalıştığı işte, yerde en azından seveceği miktarda bir maaş alsın, özlük hakları nedeniyle işine sahip çıksın, bağlansın … Ne yazık ki ülkemizde o iş o kadar kolay değil …
Çalışanların çok büyük bir bölümü ne işini , ne kurumunu , ne çalışma arkadaşlarını ne de sağladığı maddi koşulları seviyor . Çoğunluk sadece geçmiş günlerin ( birikmiş hakların) hatırına duruma katlanıyor. Bu kadar sevgisizlik ile bir işi idare etmek ise ne yazık ki hem akla hem bedene zarar… Biraz gözlem yapan, çalışanı objektif olarak dinleyen patron bunu çok net algılar .
“Duyguları işimize karıştırmayalım , mantıklı düşünelim , sevdiğimiz işi yapamıyorsak , yaptığımız işi sevelim , sayalım , kazancımıza bakalım “ önermesi de işin bir başka yönü . Bunu savunmak da her geçen gün güçleşiyor çünkü hem koşullar git gide zorlaşıyor hem de kazançlar katlanılan acılara artık çare olmuyor.
Yeni yılın ilk günlerinde Paramedya Instagram’da yaptığımız anketin sonuçlarına bakılırsa her 10 bankacıdan 1’i bu yıl içinde işini değiştirmeyi ya da bırakmayı planlıyor . Üst yönetimlerin ifadesiyle “Binlerce kişinin girmek için kapısında sıra beklediği o iş…” Bankacılık , artık öyle bir iş değil ne yazık ki. Kurumların , patronların , üst yönetimlerin o samimiyetsiz yaklaşımları Bankacıları bu işten fazlasıyla soğuttu. Bu soğukluk yeni nesil çalışanların da gözünden kaçmadı. Onlar da sektöre pek ısınamadı.
Bu sektörde çalışanlar ayrı , emeklileri ayrı ağlıyor. Çalışma şartları zor olsa da… “Maaşı güzel , hakları güzel, emekliliği güzel “ denilerek tercih edilen o iş … Şimdi artık tercihlerde alt sıralarda . Yapılan araştırmalara göre gençler sahada bankacılık yapmaya pek sıcak bakmıyor.
Hedef takibi adı altında mobbing olarak tanımlanan sistematik baskılar çalışanları bunaltıyor. Sağlığı tehdit ediyor. Bankacılık artık kariyer de vaadetmiyor. Teknolojiye bağlı yenilikler her adımda işsizler ordusuna yeni katılımlara yol açıyor . Her geçen gün farklı bankalardan Kapanan şubeleri ve segmentleri ile ilgili haberler geliyor.
Bankaların çalışan sayılarının gittikçe azalması , emekli sandıkları için de sürdürülebilirlik açısından sorun yaratıyor olabilir. Uzun yıllar çalışıp , SGK’ya bağlı sigorta primi ödeyenlerden “daha yüksek” primleri Sandıklara ödeyenler , emeklilik aşamasına geldiklerinde SGK muadili emekli maaşına indirgendi . Çok sayıda Banka emeklisi bu zam döneminde sandıktan hakettiği emekli maaşının tamamına devletin yaptığı zam oranının verilmemenesi nedeniyle “ daha düşük” zam aldı . Yani on binlerce Banka emeklisine aslında yine“ Eksi Zam “ yapılmış oldu. Sandık kurulları tarafından alınan kararlarla tüzüklere eklenmiş “ bir kararla “ on binlerce Banka emeklisinin maaşları her geçen yıl göz göre göre eritiliyor . Biliyorum çünkü ben de o binlerce emekliden biriyim. Emekli maaşımın SGK muadili olmayan bölümüne son 4-5 zam döneminde sıfır zam uygulandı . Aylık ve yıllık toplam maaşımda toplamda nitelikli bir fark oluştu. Eski emeklilerimizi de bu konudaki kayıpları üzmeye devam ediyor. Çoğu emekli “ Bizim bankalarda yıllarca özveri ile çalışıp , yüksek primler ödeyip , emeklilikte rahat edeceğiz diye düşünüp kendimizi teselli etmemiz boşunaymış ..” diyor . İyi pozisyonlarda çalışıp , yüksek maaş alarak yüksek primler ödemiş binlerce bankacının Emekli maaşı bugün emsallerine göre çok düşük seviyede. Ekonomik koşulların zorlaştığı bu günlerde her emekli gibi onlar da halinden şikayetçi. Kurumlarına, Sandıklarına, Derneklerine, Siyasetçijere, Sendikalara seslerini duyurmaya çalışıyorlar ama ne yazık ki Bankalar için “ Emeklinin Adı Yok” . Emekli görünmez , emekli duyulmaz…Emeklinin adı vefat ettiğinde bir taziye mesajında geçer ancak … Bir kişi daha eksildi diye içten içe hesap yapıyordur belki de Sandıklar. Çok acı. Banka sahipleri bu kadar mı sevmiyor çalışanını, emeklisini , kendisini bu günlere taşımış olan emekçilerini ? Her şeyi hukuka taşımak , mahkeme kapılarında hak aramak şart mı ? Durumu görüp, anlayıp bir çözüm düşünmek , üretmek çok mu imkansız ? Ülkenin ve sektörün EN BÜYÜKLERİ , bir büyüklük yapamazlar mı ?
Sormuş olayım, benden günah gitsin. “Yazın Hanife Hanım” diyenler de ilgili yerlere iletsin . Bu konu hem emeklilerin hem de çalışanların en önemli gündemi şimdi .






