İstanbul Anadolu 42. İş Mahkemesi, bankacılık sektöründe sıkça tartışılan “performans düşüklüğü” gerekçeli fesihlere ilişkin dikkat çeken bir karara imza attı. Mahkeme, iş hacmi yüksek ve müşteri potansiyeli güçlü bir şubede görev yaparken rızası dışında daha küçük ve ticari olarak zayıf bir şubeye gönderilen, ardından performans düşüklüğü iddiasıyla işten çıkarılan banka çalışanının işe iadesine hükmetti.
Davayı bankacı adına Avukat Gökçe Yabuloğlu Sağlam takip etti.
Dosyaya göre davacı bankacı, geniş hinterlanda sahip ve hedeflerini tutturduğu bir şubede çalışıyordu. Kısa süre sonra yönetim kararıyla daha küçük çaplı, iş hacmi ve müşteri potansiyeli sınırlı bir şubeye gönderildi. Banka, bu yeni şubedeki performans sonuçlarını gerekçe göstererek iş akdini feshetti.
Ancak yargılama sürecinde ortaya çıkan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı, işverenin performans yönetimi sürecini usulüne uygun işletmediğini gösterdi. Mahkeme değerlendirmesinde, çalışana performansını geliştirmesi için somut destek sağlanmadığı, yazılı uyarı ve iyileştirme sürecinin işletilmediği, alternatif bir görev veya pozisyon teklif edilmediği ve fesihte “son çare ilkesi”nin gözetilmediği tespitlerine yer verildi.
Mahkeme, bankanın fesih işlemini geçersiz sayarak davanın kabulüne karar verdi. Kararda iş akdinin feshinin geçersizliğine ve davacının işe iadesine hükmedildi. Ayrıca işverenin çalışanı işe başlatmaması halinde dört aylık brüt 276 bin TL tazminat ödemesine, kararın kesinleşmesine kadar en fazla dört aylık ücret ve diğer haklar karşılığı brüt 297 bin 10 TL’nin davacıya ödenmesine karar verildi. Buna göre banka, çalışanı işe başlatmazsa yaklaşık 573 bin TL’lik bir maliyetle karşı karşıya kalacak.
Karar, işverenin yönetim hakkının sınırsız olmadığına işaret ediyor. Mahkeme, çalışanı daha düşük potansiyelli bir şubeye gönderip ortaya çıkan sonuçları performans düşüklüğü olarak nitelendirmenin tek başına geçerli fesih nedeni oluşturmayacağını ortaya koydu.
Bankacının avukatı Gökçe Yabuloğlu Sağlam, kararın özellikle bankacılık sektöründe performans kriterlerinin objektif ve ölçülebilir olması gerektiğini ortaya koyduğunu belirterek, işverenin çalışanı başarısızlığa sürükleyip ardından performans gerekçesiyle işten çıkaramayacağını vurguladı.
Karar, istinaf yolu açık olmak üzere verildi.







