INVESTCO Holding A.Ş. hisselerinde son bir ayda yaşanan sert yükseliş, şirketin finansal gerçekliği ile piyasa fiyatı arasındaki kopuşu yeniden gündeme taşıdı. Hisse fiyatı 231,50 TL’den 450 TL’ye çıkarak yaklaşık %94,3 oranında prim yaptı. Bu oran basit şekilde hesaplandığında; 450 TL’den 231,50 TL çıkarıldığında elde edilen 218,50 TL’lik artışın başlangıç fiyatına bölünmesiyle %94,3’lük getiriye ulaşılıyor.
Ancak bu sert yükselişin arkasında güçlü bir bilanço bulunmuyor. Şirketin son 12 aylık finansallarına bakıldığında 3,58 milyar TL net zarar açıkladığı görülüyor. Aynı dönemde net satışların da negatif 3,17 milyar TL seviyesinde olması, operasyonel tarafta ciddi bir bozulmaya işaret ediyor. Karlılığın olmadığı bu tabloda F/K oranı hesaplanamazken, piyasa değeri/defter değeri (PD/DD) oranı 3,6 seviyesinde bulunuyor. Bu da yatırımcıların şirketi defter değerinin 3,6 katı fiyatla değerlediğini gösteriyor.
Şirketin yaklaşık 84,3 milyar TL’lik piyasa değeri dikkate alındığında, bu değerlemenin hangi finansal temele dayandığı sorusu daha da belirgin hale geliyor. Normal şartlarda zarar eden ve satış performansı negatif olan bir şirketin bu ölçekte prim yapması, klasik değerleme yöntemleriyle açıklanamıyor. Özellikle PD/NS oranının negatif olması, satış bazlı bir değerleme yapmayı da anlamsız hale getiriyor.
Bilançonun detaylarına bakıldığında, toplam borcun aktiflere oranının yaklaşık %10 seviyesinde olduğu görülse de likidite tarafında ciddi dalgalanmalar dikkat çekiyor. Cari oranın dönemler arasında 8 ile 156 gibi geniş bir bantta hareket etmesi, finansal yapının istikrarlı olmadığını ortaya koyuyor. Nakit benzeri varlıkların giderlere oranındaki zayıflama da şirketin nakit yönetimi açısından güçlü bir görünüm sunmadığını teyit ediyor.
Buna karşın hissede yaşanan hızlı yükseliş, dolaşımdaki pay oranının %19,98 gibi görece sınırlı bir seviyede olmasının fiyat hareketlerini daha oynak hale getirebileceğini de gösteriyor. Bu durum, hissede oluşan talebin sınırlı arz nedeniyle fiyatı daha sert yukarı taşımasına neden olmuş olabilir.
Ortaya çıkan tablo, fiyat ile temel veriler arasındaki ayrışmanın oldukça belirgin olduğunu gösteriyor. Finansal olarak zarar yazan, satış performansı negatif olan ve kârlılık üretmeyen bir şirketin hisselerinde görülen bu yükseliş, piyasanın beklenti ya da spekülatif hareketlerle yönlendiğine işaret ediyor.
Sonuç olarak INVESTCO örneği, piyasalarda zaman zaman fiyatların finansal gerçeklikten kopabildiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Ancak temel bir gerçek değişmiyor: kısa vadede fiyat hareketleri beklentilerle şekillense de, orta ve uzun vadede bu hareketlerin sürdürülebilirliği şirketin finansal performansına bağlı kalmaya devam ediyor.





