Bugün bir bankanın belki de en şanslı kişileri ‘Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcıları’.
Çünkü dertleri tasaları yok, hizmet sundukları KAYMAK TABAKA.
Buna karşın ‘Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcıları’ sıkıntılı.
Çünkü dertleri tasaları çok, hizmet sundukları DAR GELİRLİLER ve FAKİRLER. Diğer bir deyişle ücretliler.
Gelir dağılımını adeta yerle yeksan eden ekonomik kriz ve enflasyon; Adalet Bakanlığı İcra İflas istatistiklerine göre mahkemelerdeki icra iflas dosyası sayısını 15 Nisan 2025 itibarıyla 23 milyon 147 bine ulaştırdı.
Bu dosyaların yaklaşık yüzde 82’si nispeten küçük borçlardan oluşan ilamsız takiplerden (mahkeme kararı olmadan başlatılan işlemler) oluşuyor.
İlamsız icra takibi, mahkeme kararı olmadan başlatılabilir durumda olan belgeli borçlara dayanan takiplerdir.
Tabi ki bu borçlar hem kurumsal hem de bireysel nitelikte olabilir.
Lakin net bir veriye ulaşılmasa da bunların istatistiksel olarak bireysel borçlarla yakinen ilişkili olabileceğini söylemek mümkündür.
Bu bahisle, bankacılık çerçevesinde sorunlu tüketici kredileri ve kredi kartı borçlarının icra takiplerindeki artışa etkisi mevcutta yadsınamaz bir gerçek konumundadır.
Öyle ki bazı bankalarda bireysel sorunlu krediler oranı yüzde 5 ila 8’lere ulaşmış vaziyette.
Yani, gelinen durum bankalar açısından gizli kaldıraç etkisi yaratmış vaziyette.
Diğer bir ifadeyle gizli risk.
Her ne kadar bireysel kredi skorlaması da yapılsa; kredinin kullanıldığı günden bu yana köprünün altından öyle sular akmış olabilir ki; Türkiye’de kredinin verildiği gün sorun oluşmayacağına inanılan bireyselin belki de bugün finansal sağlığı tamamen bozulmuştur.
İşte ekonomilerde öngörülebilirlik bu yüzden her şeydir.
Öngörülebilirlik ise para politikasının ve maliye politikasının çok ötesindedir; yani başkaca şeylere ihtiyaç duyar.
İhtiyaç duyulanın Başında da kurumsal kalite seviyesini artıracak yapısal reformlar gelir.
Sevgi ve vicdanla kalın…
Prof. Dr. Soner GÖKTEN






