Türkiye ekonomisi ve piyasaları yakın tarihin en belirsiz dönemini yaşıyor.
Ekonomi? Rezalet. Millet karnını zor doyuruyor. Koca ülke Survivor’a döndü – hayatta kalma yarışında
Borsa? Bizden beteri yok dünyada. Rezilin rezili durumunda. Ayakta kalan hisse yok… Fark ettiyseniz “Milletten Cukkalama Finansmanı Yöntemi” olan halka arz bile yok aylardır!!!
Faizler? Döndük dolaştık yine başa. Bunu başa dönme hikayesini daha detaylı da yazacağım. Fakat geldiğimiz noktada faiz tokadı iş dünyasını ve piyasaları ağır çarptı.
Döviz? Burada da başa döndük. Kasa sıfırlanmaya yaklaştı. Halbuki “Kasa Hep Kazanır” derler. Ama bizim kasa bozuk herhalde, ne kazanıyor, ne de 1 tane bile tahmini tutturabiliyor. O kadar merkez bankasında ne yapıyor belirsiz. Kallavi maaşları alıyor, 1 rakam tutturamıyor.
Tavhilden kaçan kaçana. Tahvilcileri fena tongaya getirdiler.
Sanki tarih ileri değil, geriye akıyor Türkiye’de…
Çözüm ne? Mevcut koşullar altında yok. 2025’e girerken söylemiştim: 2024’de kötü günler geride kaldı, daha kötü günler bizi bekliyor diye.
Ne oldu abi, nasıl bu hale geldik? 3 neden var
- Heybedeki Turp Beklentileri (veya birilerinin hayalleri)
- Telef Siyaseti
- Ekonomik işbilmezlik
Her ne kadar ayrı görünseler de aslında hepsi ilişkili. Her şey ekonomik işbilmezlikle başladı. Yıllardır ekonomi yönetilemiyor. Enflasyona, hayat pahalılığına çözüm bulunamıyor. Yıllarca siyasi ortamla oyalandık ve ekonomik sorunların çözülmezliğine ses çıkarmadık.
Ama çarşambanın gelişi perşembeden bellidir. Bu ortamda çıksa çıksa gerilim çıkar. Başka kaçış yolu yok çünkü. Köprüden önceki son çıkışı kaçırdık…
Yoksullaşmanın o kadar dibine ulaşılınca (dibin dibi her zaman vardır) politik gerilimi artırma yöntemine gidildi.
Sonra ne mi oldu? 19 mart…
19 Mart Özgür Özel’in dediği gibi “Darbe” mi değil mi bilmem. Ama ülke ekonomisine ve borsaya darbe olduğu kesin.
Sağdan aparkat’ı yedik. Navakt olmaya ramak kaldı.
Ekonomiye indirilen darbeden sonra belki hala sağ kalmıştır diye ikinci dalga başladı: Heybedeki Turp Belirsizliği…
Belirsizlik zehri ekonomiye ve borsaya enjekte edildi…
Her gece “ulan yarın ne olacak acaba” demeye başladık.
“Acaba o meşhur X bankasına çökerler mi” diye düşünürken kendi kendimize
“Yok abi o kadar da olmaz“ diye cevep verir hale geldik. 2 saniye sonra yine kendi kendimize
“lan o kadar şeye olmaz olmaz dedik, oldu… bu niye olmasın” diye sorar halde bulduk kendimizi.
Ha bu Heybedeki Turp Belirsizliği öyle bir şey ki. Ne kabul ediyorlar, ne ret ediyorlar. Öyle olunca heybe o kadar büyüyor ki, insanın aklına yüzlerce turp gelmeye başladı.
“Lan yarın X Bankaya çökerler mi”
“Lan yarın Y partisine kayyum atarlar mı”, “Z belediyeye çökerler mi”, “A başkanını da alırlar mı”
bilmem ne bilmem ne… Say say bitmez.
Gerek toplum, gerekse de yatırımcılar bu belirsizlik ortamında kafayı yedi. Medyada, sosyal medyada, internet ortamında, insanlar o kadar çok turp beklentisine girdi ki.
“Şüyuu vukuundan beter ekonomisi”ne döndük. Dedikodusu gerçekleşmesinden beter…
Son noktada 10 yıl sonra Telef Siyasetine tekrardan dönüş yaptık. Ne idüğü belirsiz tipler aparat olarak kullanılarak toplum ve siyaset sindirilmeye çalışılıyor. “Bak isteseydik sizlere neler yapabilirdik” mesajı veriliyor.
Toparlarsak ne alemdeyiz?
Turp belirsizliği – diken üstünde ve karar alamaz haldeyiz
Siyasi gerilim – her an her şey olabilir hissinin yaşatılması
Ekonomik işbilmezlik – yoksulluk, sefalet ve uzun süreli kronik rahatsızlıklar – en kötüsü de çıkış yolunun görünmeyişi
Bu ortamda nasıl hareket edilebilir?
Yatırım nasıl yapılır, iş büyütmek isteyen nasıl yapar, finans piyasalarında uzun zamandır ayı piyasası döneminden nasıl çıkılır,
Piyasada herkesi öyle bir dövdüler ki. Millet yoğurdu üfleyerek yer hale geldi. Borsacıyı dövdüler, tahvilciyi dövdüler, dövizciyi zaten uzun zamandır dövüyorlar.
Hele yabancıya bırakın dövmeyi, tabiri caizse meydan dayağı attılar. Kendi ülkesinin insanlarının kaynaklarını, yabancılar piyasadan rahat çıksın diye harcadılar. Ona rağmen meydan dayağı yedi.
İşte son birkaç ayın ekonomi ve piyasalara etkisi bu şekilde. Şimdi bu ortamda, ekonomi ve borsa beklentisi ne? Kim nasıl yatırım yapsın, nasıl karar alsın, ekonomi nasıl dönsün?
Ha şunu ekleyeyim: daha öncesinde dediğim gibi baskın seçim haberinin duyurulmasıyla birlikte ikinci “Yalancı Bahar” ı yaşayacağız. Ama ilkinde de gördüğümüz gibi, bittiği zaman başladığımızdan beter hale geleceğiz.
Sonumuz hayrolsun.
Sevgiyle kalın.