Bedelli Sermaye Artırımları Soyguna Dönüşmemeli!
Borsadaki şirketler bedelli sermaye artırımı yaparken borsadan para toplar.
İşin özü budur.
Ya yeni bir yatırım yapacaklardır ve bunun için öz kaynak marjlarını kuvvetlendirmek isterler.
Ya da sermaye erimesi yani iflas riskiyle karşı karşıyalardır ve sermaye erimesini durdurmak için bedelli sermaye artırımına giderler. Bu durumlarda iyice kötü hakle gelmiş şirketler bedelli ile birlikte bedelsiz sermaye artırımına da giderler. Bunu daha önce Paramedya TV’deki yayında detaylarıyla açıkladım, izleyebilirsiniz tavsiye ederim, LİNK: https://youtu.be/3PS7uU6I06A?si=mzjfn6HzjmpEJQnM .
Lakin bir de KÖTÜYE KULLANIMI var ki adeta insanların gözünün içine baka baka ceplerindeki paralar alınıyor.
Açık konuşayım, bunun adı SOYGUNDUR!
Şimdi diyebilirsiniz ki; bu suç mu?
Hep söylüyorum, her yasal olan meşru; her meşru olan yasal değildir!
Bir davranışın doğru, dürüst ve adaletli olmasıdır etik davranış. Etik davranışa ilişkin 28 Haziran 2025 tarihinde Paramedya’da yazdığım ‘Borsa Neden Manipülasyon Cennetine Dönüştü?’ başlıklı yazımı okumanızı tavsiye ederim, LİNK: https://www.paramedya.com/devami/132910/borsa-neden-manipulasyon-cennetine-donustu/ .
Etik davranışın temini ise tüm paydaşların etik kavramına değer vermesi ve ihtiyaç olan bilgi ile tecrübenin yani liyakatın karşılanmasıyla mümkündür.
Finansal okuryazarlığın düşük olduğu, KARA PAZARLAMANIN adeta sosyal medyada cirit attığı bir ortamda ne yazık ki iş almış başını yürümüş.
Ve hep AYNI NAKARAT!
Şöyle ki, bahsedeceğim yapıyı gördüğünüzde lütfen temkinli olun: Hisse fiyatı grafiği muhakkak bir DAĞ çizmiştir. Yukarı koşu ve şelale düşüş!
Patron kayda değer satış yapmış, parayı cebine koymuş ve fiili dolaşım oranını yükseltmiştir.
Ve sıra son vuruştadır: BEDELLİ SERMAYE ARTIRIMI kararı!
Patronlarının zengin, şirketlerin fakir olduğu bu tür organizasyonlarda artık iki amaç vardır: (1) Şrkete para sokup parayı dışarı aktarmak ya da iflası geciktirmek veya (2) hisseleri düşük fiyattan yerine koymak.
Her iki durumda da olanın olmuş olduğu yatırımcı kallavi şekilde KAYBEDER!
Tabi ki yatırımcılar akıllı olamalıdır.
Eyyy SPK demek çözüm değildir!
Lakin hep aynı şekilde tekrar eden bu soygun sürecinin önüne geçebilmek için otorite de bedelli başvurusunun onayı hususunda belirli bir ilkesel çerçeveyi hayata geçirmelidir.
Mekanik değil ilkesel kurallardan bahsediyorum…
Örneğin ortak satışıyla bedelli talebi arasına zaman konulması, fiili dolaşımdaki değişimin çerçevelenmesi, bedelli amacının ayrı bir taahhütname ile özet ve şeffaf olarak sunulması ve fon kullanımının detaylarının ayrı bir güvence denetiminden geçmesi gibi…
Sevgi ve vicdanla kalın…
Prof. Dr. Soner GÖKTEN






