Yapı ve Kredi Bankası 6 aylık finansalları açıklandı.
Konsolide olmayan finansallar itibariyle yaklaşık 22,7 milyar TL olarak raporlanan tutar beklentilerin üzerinde MÜTHİŞ BİR KAR olarak lanse edildi.
Sürekli anlatıyorum, anlatmaya devam edeceğim.
Enflasyon muhasebesi uygulanmayan banka finansallarında yer alan kar rakamları reel olarak FİKTİF!
Algıdan öteye geçmez.
Hem gerçeği ifade edeyim hem de size teşhislerimi söyleyeyim.
Bankalarda esas finansal performans göstergesi ortalama Özkaynak kârlılığıdır. Bunun temel nedeni bankacılık sektörünün doğası gereği yüksek kaldıraçla çalışması, sermayenin sınırlı olması ve tüm riskin Özkaynak üzerine binmesidir. Bu nedenle elde edilen net kârın Özkaynak içerisindeki payı, bankanın söz konusu sınırlı sermaye ile ne kadar değer yarattığını ölçer.
6 aylık finansallarda raporlanan nominal tutarlara göre Yapı ve Kredi Bankası yıllıklandırılmış olarak yaklaşık yüzde 22’lik bir ortalama Özkaynak karlılığına sahiptir.
İlk bakışta güzel gibi görünse de gerçek öyle değil!
30 Haziran itibariyle yıllık enflasyon yüzde 35 iken basitçe reel olarak yüzde 12’lik bir KAYIP olduğu anlaşılabilir.
Kısaca bırak karlılığı, Yapı ve Kredi Bankası ORTALAMA ÖZKAYNAK ZARARI yazmış!
Enflasyon muhasebesi uygulanmadığında banka finansalları gerçek ekonomik durumu yansıtmaz ve olduğundan daha iyi görünme eğilimindedir. Diğer bir ifadeyle şişmiş kârlar, gerçek dışı özkaynaklar ve yanıltıcı verimlilik oranları ortaya çıkar.
Nitekim Koç Holding 6 aylık finansalları bu durumu net şekilde teyit ediyor. Koç Holdin finansallarında bölümlere göre raporlamada ‘Finans Bölümünün’ (ağırlıklı olarak Yapı ve Kredi Bankası) raporlanan kombine karı sadece 153 milyon TL. Neden? Çünkü Holding finansallarında enflasyon muhasebesi uygulanıyor. Hal böyle olunca finans bölümünün enflasyon yüzünden yaklaşık 10 milyar TL kayıp yaşadığı net şekilde görülüyor.
İşin vahim tarafı ise şu: Yapı ve Kredi Bankası’nın raporlanan net faiz geliri yaklaşık 57,2 milyar TL. Buna karşın ‘Net Ücret ve Komisyon Geliri’ ise 49,5 milyar TL. Yani FAİZ DIŞI GELİRLER olmasa; ortada nominal olarak raporlanacak KAR FALAN OLMAYACAK.
Ne başarı ama! Müşteriler olmasa ortada bankacılık da olmayacak.
Sıkılaşmayla birlikte yüksek faiz ortamının yarattığı olumsuzluklar açısından birkaç önemli nokta daha var.
Beklenen zarar karşılıkları 27 milyar TL’ye yükselmiş. Bu durum, kredi portföyü kalitesi açısından temkinli bir yaklaşım izlendiğini ancak kredi riski yönetiminin daha da kritik hale geldiğini gösteriyor.
Yabancı para yükümlülüklerinin toplam yükümlülükler içerisindeki payı ise yüzde 45 seviyesine ulaşmış. Kurda yaşanacak olası bir artış yükümlülüklerin taşıdığı riski artıracaktır. Diğer bir ifadeyle sermaye yeterlilik rasyolarını baskılayabilir, yabancı para yeniden borçlanma maliyetlerini artırabilir ve swap kaynaklı TL borçlanma ihtiyacını büyütebilir.
Bankanın ilk 6 ayda tahvil stokunu yaklaşık 32 milyar TL artırdığı, yaklaşık 70 milyar TL’lik brüt alım yaptığı; bu alımlardan yaklaşık 38,6 milyar TL’lik kısmın vade/satışla stoktan çıktığı anlaşılıyor. Eldeki tahviller ise ilk ayda toplamda yaklaşık 1 milyar TL değer kaybetmiş. Yani kısacası, 19 Mart nedeniyle Yapı ve Kredi Bankası tahvil pozisyonu nedeniyle diğer bankalarda olduğu gibi dayak yemiş.
Sevgi ve vicdanla kalın…
Prof. Dr. Soner GÖKTEN