Enflasyon Canavarını Beslediler, Bedelini Memur Ödüyor!

Prof.Dr.Soner Gökten yazdı:

Prof.Dr.Soner Gökten

Yaklaşık 3,5 milyon memura 2026 yılında ilk altı ay için yüzde 10, ikinci altı ay için yüzde 6 zam teklif edildi.
Yani bileşik bazda yaklaşık yüzde 16,6!

Peki bu ne demek biliyor musunuz?
Bırakın refah düzeylerini artırmayı, memurlar enflasyonla mücadelede en büyük bedeli ödeyen bir grup haline geldi.

Öyle ki, dolaylı vergilerle zaten yaşamsal geçim sıkıntısını kat be kat hisseden memurlar, enflasyona karşı 2026’nın ilk altı ayında adeta cepten harcayacak. Çünkü hükümetin teklif ettiği zam, Merkez Bankası’nın yüzde 16 olarak açıkladığı 2026 enflasyon tahminiyle dahi örtüşmüyor. Üstelik bu tahminde TÜİK’in gelecekteki marifeti unutulmamalı. Yani bu tahmin sokaktaki vatandaşın hissettiği hayat pahalılığından çok daha düşük.

Söylenen hep aynı nakarat. Deniliyor ki bu zam teklifinde güçlü bir “sigorta” var: Enflasyon farkı mekanizması. Diğer bir deyişle ‘Gerçekleşen enflasyon zammı aşarsa farkı ödeyeceğiz” deniliyor. Ancak bu mekanizmanın en kritik kusuru şu: fark hep geçmişe dönük ödeniyor. Yani memur, 6 ay boyunca enflasyon karşısında alım gücünü kaybediyor, farkı ancak geriden telafi ediyor. Bu da vatandaşın cebini fiilen boşaltıyor.

Başka bir ifadeyle; hükümet mali yükü bugünden almak yerine, geleceğe erteliyor. Bu sayede bütçe açığını kısa vadede sınırlıyor, ama faturayı yine dar gelirliye kesiyor.

Burada sendikaların da masum olmadığı açık. Memur-Sen ve diğer konfederasyonlar yıllardır süren yanlış para politikalarına, Merkez Bankası bağımsızlığının yok edilmesine, “nas” denilerek faizlerin negatif reel düzeylere çekilmesine karşı güçlü bir tavır koymadılar.

Şimdi bağırıyorlar, masada tepkilerini yükseltiyorlar. Ama iş işten geçti. Çünkü yıllardır sessiz kaldıkları politikalar, bugün memuru fakirleştiren enflasyon canavarını besledi. Haklı olarak sorulmalı: Neden NAS deneyine itiraz etmediniz? Neden Merkez Bankası bağımsızlığını savunmadınız? Neden negatif reel faizin enflasyon canavarını mağarasından çıkaracağını söylemediniz?

Bugün sendikalarca masada yükselen sesler, daha çok koltuk sevdasının bir tezahürü gibi görünüyor.

Asıl mesele şu: Bu teklif, yalnızca memurun değil, aslında tüm ücretlilerin reel kaybını tescilliyor. Bütçe açığı büyürken, faiz giderleri şişerken, ekonomi yönetimi faturayı en kolay kesebileceği kesime yani maaşlıya yüklüyor. Enflasyon beklentilerinin bu kadar yüksek olduğu bir ortamda refah artışı beklemek mümkün değil.

Kısacası, nemurlar bugün sadece kaybetmiyor; aynı zamanda yanlış ekonomi politikalarının sessiz tanığı olarak, bedeli ödemek zorunda bırakılıyor.

Sevgi ve vicdanla kalın…
Prof. Dr. Soner GÖKTEN

Exit mobile version