Yıllar önce yabancı sermayeli bir bankada ilginç bir olay yaşanmıştı. Banka, personel memnuniyetini ölçmek amacıyla bir anket yapıyordu. Ancak başındaki bayan CEO, anketin “adam gibi” çıkmasını istiyordu. Peki ne demekti bu? Personelin bankadan memnun olduğunu, yönetimin ne kadar iyi olduğunu belirtmesi, şikayetleri dile getirmemesi anlamına geliyordu.
Talimat zinciri şöyleydi: Genel müdür yardımcısı bölge müdürlerine, onlar da şube müdürlerine ulaşıyor ve anketin olumlu çıkması için baskı yapılıyordu. Öyle ki, şube müdürleri personeline mail atarak bunu açıkça iletmişti. O dönem bu durumu haberleştirdiğimde büyük bir kıyamet koptu; bankanın yurt dışındaki sahipleri sert tepki gösterdi. Anket yeniden yapıldı, ihale bir bölge müdürüne kesildi ve o müdür işten çıkarıldı.
Aradan yıllar geçti, Türkiye’de çok şey değişti ama bankacılık sektöründeki zihniyet hâlâ yerinde gibi görünüyor. Bu kez olay yabancı sermayeli bir banka değil, %100 yerli ve milli bir aileye ait bankada yaşandı.
Konya bölgesindeki bir bölge müdürü, bankanın yaptığı ankete dolaylı yoldan müdahale etmeye başlamış. Son bir haftada 100’e yakın mail aldım; hepsi Konya bölgesindeki personelden. Şube müdürleri personele baskı yaparak anketle ilgili olumlu görüş bildirmelerini istiyor.
Bankayı ve üst yöneticilerini tanıyorum. Peki bu durumda ne yazmalı? Bankayı eleştirmek haksızlık olur; sorunun kaynağı tek bir işgüzar bölge müdürü. Ancak markanın da bilmesi gereken bir sorun var: Bölge müdürlüklerine, adeta derebeyi yetkisi verilmiş. Bazı bölge müdürleri, bankanın CEO’su gibi hareket ediyor ve kendi imparatorluklarını sürdürmek için personele acımasız baskı uyguluyor.
Geçmişte de yazdım: Bu bankada personelin ayakkabısını beğenmeyip üzerine basan, sabah 6.30’da mail atan ve akla gelmeyecek kadar sert tavırlar sergileyen bölge müdürleri var. Artık anketler bankalar tarafından doğrudan yürütülmeli; bu şekilde sağlıklı veri alınamaz. Konya bölgesinde yaşanan sorunlar ortadayken, tek bir işgüzar müdür yüzünden tüm anket mahvediliyor.
Peki çözüm ne? Bu konuda ben anlatacak değilim; bankalar yeterli kaynağa sahip. Ama şunu bilmeliler: Tek bir kişi, holding veya bankanın iyi niyetini nasıl suistimal edebiliyorsa, anketler de itibar kaybına dönüşebilir. Anket konusu hâlâ gündemimde olacak ve bu durumu işlemeye devam edeceğim.