Dofer Yapı Malzemeleri isimli Şirket’in hisse fiyatındaki hareket fazlasıyla ilgimi çekti. Mart 2025’te 25 TL olan hisse fiyatı roket gibi 65 TL’ye çıkmış.
Halbuki sıkılaşma döneminde demir çelik üretimi ve tüccarlığında durumun iyi olmadığı aşikar.
2025 yılı 6 aylık finansallara baktım.
Durum tam da tahmin ettiğim gibi çıktı.
Faaliyet zararı 17,6 milyon TL, Net dönem zararı 50,7 milyon TL ve Geçen yılda zarar 41,8 milyon TL. Brüt kâr marjı %3 civarında ve genel yönetim giderleri brüt kârın tamamını silmiş. Bu tabloyla şirket operasyonel olarak nakit yaratamıyor, yani üretim kârlılığı yok.
Nakit akış tablosu da bunu teyit ediyor. Faaliyetlerden nakit çıkışı 322 milyon TL, yatırım faaliyetlerinden nakit çıkışı 163 milyon TL ve buna karşın finansman faaliyetlerinden nakit girişi 273 milyon TL. Yani işletme, faaliyetleriyle değil, borçla nefes almış durumda.
268 milyon TL’si kısa vadeli olmak üzere toplam borç 271 milyon TL. Şirketin borçlarının %98’i bir yıl içinde ödenecek. Faaliyet zararı sürdüğü sürece bu borçların çevrilmesi zorlaşacak. Likidite oranları bu tabloda yetersiz. 582 milyon TL’lik ticari alacağın 394 milyon TL’si senetli olsa da mevcut ekonomik durumda tahsilat riski her daim masada. Nitekim geçen yıla kıyasla alacak tutarı neredeyse 3 kat artmış.
Özkaynak 1,1 milyar TL ama bunun 124 milyon TL’si yeniden değerleme artışı, 368 milyon TL’si pay ihraç primleri ve 380 milyon TL’si sermaye düzeltme farkı. Gerçek birikmiş kâr 180 milyon TL’ye düşmüş. Enflasyon muhasebesi sayesinde “kâğıt üzeri” güçlü görünse de nakit yaratmayan bir özkaynak yapısı mevcut.
O halde GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ istemez, yatırımcılar bu tahtada dikkatli olmalı diye yazımı biçimlerken başka bir şey daha gözüme çarptı.
Şirketin 168 milyon TL kısa vadeli finansal yatırımı olduğunu gördüm. Bunun 85 milyon TL’si hisse senetleri, 83 milyon TL’si ise yatırım fonu hesaplarından oluşuyor.
Ve Dofer ilgili dönemde 86 milyon TL’lik finansman geliri elde etmiş. . Dipnotta bunun 44 milyon TL’sinin hisse senedi satışından geldiği belirtilmiş. Bu da şirketin “faaliyet dışı kârı”nın borsa işlemlerinden kaynaklandığını kanıtlıyor.
Yani Dofer bu dönemde sanayici değil BORSACI olmuş.
Demir Çelik’i bırakmış portföy yönetimine yönelmiş.
Finansal büyüklükleri dikkate alındığında üretim veya ticaret şirketi için bu ölçekte bir borsa pozisyonu “ana faaliyet dışı” risk anlamına gelir. Dahası, fonların içeriği açıklanmadığı için bu kalemin likidite değeri ve riski belirsiztir.
İşin kritik kısmı ise şudur: Borsa KAN AĞLARKEN Dofer Şirket olarak borsadan para kazanmış, üstüne üstlük kendi tahtası da rokete bağlamıştır.
Siz siz olun bu tür sanayi görünümlü borsa tüccarlarına dikkat edin.
Sevgi ve vicdanla kalın…
Prof. Dr. Soner GÖKTEN





