Analist Türker Açıkgöz, X hesabından yaptığı paylaşımda küresel dijital bankacılık trendlerini değerlendirerek, Türkiye’nin bu dönüşümdeki konumuna ilişkin dikkat çekici tespitlerde bulundu. Bankacılığın son 10–15 yılda köklü bir değişim yaşadığını belirten Açıkgöz, “Şubeler, sıra numaraları, dosyalar… Artık bankacılık cebimizdeki ekranda” ifadelerini kullandı.
Açıkgöz’ün analizine göre dünyada neobank’lerin yükselişi sektörde dengeleri değiştiriyor. Şubesiz ve düşük maliyetli yapıları sayesinde masrafsız hesap, cazip faiz oranları ve hızlı kredi sunan bu yapılar, geleneksel bankalardan pay alıyor. Buna karşılık geleneksel bankalar da uygulamalarını yeniliyor, fintech’lerle ortaklıklar kuruyor ve dijital markalar geliştiriyor.
Türkiye dijital bankacılıkta hızlı büyüyor
Türkiye’nin genç nüfusu, yüksek mobil kullanım oranı ve teknolojiye hızlı adaptasyonu sayesinde dijital bankacılıkta öne çıktığını vurgulayan Açıkgöz, mobil bankacılığın açık ara lider hale geldiğini aktardı. Para transferinden yatırıma kadar birçok işlemin birkaç dokunuşla yapılabildiğini belirtti.
Sektör açısından en kritik dönüm noktalarından birinin uzaktan müşteri edinimi olduğunu söyleyen analist, video görüşme yoluyla dakikalar içinde hesap açılabilmesinin kullanıcı deneyiminde devrim yarattığını ifade etti. BDDK’nın tamamen dijital bankalara yönelik düzenlemeleri de rekabeti artırarak tüketici lehine daha fazla avantaj doğurdu.
Düşük maliyetler bankalara avantaj sağlıyor
Açıkgöz, dijital işlemlerin bankalara kuruş seviyesinde maliyet getirdiğini, bu nedenle ücretsiz EFT/havale ve avantajlı faiz gibi uygulamaların kolaylaştığını belirtti. Ancak dijitalleşmenin beraberinde getirdiği siber saldırı ve dolandırıcılık risklerine de dikkat çekti.
Sektörü büyük bir dönüşüm bekliyor
Analist, Türkiye’de geleneksel bankacılık modelinin hâlâ yüksek maliyet ürettiğini ve bu yapının sürdürülebilir olmadığını ifade ederken, gelecekte operasyonların daha da otomatikleşeceğini vurguladı. “Bankalar buna hazırlanmazsa rekabette geride kalacak” diyen Açıkgöz, dijitalleşmenin iş gücü yapısını da değiştireceğini belirtti.
Dijitalleşmenin hızlanmasıyla bazı pozisyonların azalacağı, yeni dijital yetkinliklerin ise önem kazanacağına dikkat çeken Açıkgöz, bankacılık sektörü için hem fırsat hem de risk dolu bir dönemin yaklaştığını söyledi.






