Hisselerinde tarihi değer kaybı yaşayan ve borçlanma aracı ödemelerini gerçekleştiremediği için yatırımcı güvenini ciddi biçimde zedeleyen Borlease, nihayet bir açıklama yaparak kamuoyundaki iddiaları yalanladı. Ancak açıklama, yatırımcıların yaşadığı kayıpları gölgeleyen “teknik bir savunma” olarak yorumlandı.
Şirket tarafından yapılan açıklamada, bazı basın yayın organlarında Borlease paylarının “tahtasının kapandığı”, “Gözaltı Pazarı’na alındığı” ve “işlem görmediği” yönünde haberler çıktığı belirtilerek, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığı savunuldu. Borlease, BORLS kodlu hisselerin işlem gördüğü pazarda kalıcı bir işlem durdurma ya da pazar değişikliği bulunmadığını öne sürdü.
Ancak şirketin kabul ettiği gerçek şu oldu:
Ödemesi yapılamayan TRFBORL72617 ISIN kodlu borçlanma aracı, Borsa İstanbul tarafından tedbir amaçlı ve geçici olarak işleme kapatıldı.
Borlease açıklamasında, bu uygulamanın yalnızca ilgili tahvili kapsadığını, hisseler için “tahta kapatma” gibi bir durumun söz konusu olmadığını vurguladı. Ayrıca Borsa İstanbul veya Sermaye Piyasası Kurulu’ndan paylara ilişkin herhangi bir resmi bildirim almadıklarını da ekledi.
Yatırımcı ne kaybetti, şirket neyi anlatıyor?
Şirketin açıklaması teknik olarak doğru olsa da, yatırımcı cephesinde yaşanan tabloyu değiştirmiyor. Hisseleri kısa sürede yüzde 90’a varan değer kaybı yaşayan Borlease’te, tahvil yatırımcıları da ödemelerini alamamış durumda. Bu nedenle piyasalarda, “hisse mi, tahvil mi” ayrımının yatırımcı mağduriyetini ortadan kaldırmadığı görüşü hâkim.
Özetle Borlease, “hisselerimiz değil, borçlanma aracımız Gözaltı Pazarı’na alındı” diyerek hukuki bir çerçeve çiziyor. Ancak piyasa açısından bakıldığında, sorun pazarın adı değil, kaybolan güven ve eriyen yatırımcı parası olarak öne çıkıyor.
450 milyonluk temerrüt öncesi sessiz devir
Borlease cephesinde tartışmaları büyüten bir diğer başlık ise temerrüt öncesinde gerçekleşen yüksek tutarlı hisse devri oldu. Tahvil ödemelerinde yaşanan yaklaşık 450 milyon TL’lik temerrüt öncesinde, Q Yatırım Bankası, Borlease’te %7,78 pay sahibi oldu.
Bu hisse devrinin hangi gerekçeyle yapıldığına dair kamuoyuna hiçbir açıklama yapılmaması, yatırımcıların tepkisini çekti. Özellikle ödeme krizi öncesinde gerçekleşen bu işlemin, zamanlaması itibarıyla soru işaretleri doğurduğu ifade ediliyor.
Daha da dikkat çekici olan ise, tefecilik ve kara para iddialarıyla gündeme gelen ve patronu Ali Ercan’ın cezaevinde bulunduğu Q Yatırım Bankası’nın, söz konusu hisse devrini 31 Aralık tarihinde gerçekleştirmiş olması.
Ana ortak da pay düşürdü
Hisse devri yalnızca Q Yatırım Bankası ile sınırlı kalmadı. Borlease’in ana ortağı konumundaki Bor Holding’in şirketteki payı da geriledi.
Bor Holding’in payı %55,91’den %49,83’e düşerken, 54 milyon TL nominal değerindeki payın Q Yatırım Bankası’na devredildiği görüldü. Toplamda 54.438.912 adet pay el değiştirdi.
Yatırımcılar, hem yüksek tutarlı temerrüt, hem de kriz öncesinde yapılan bu sessiz hisse devri için şu soruyu yöneltiyor:
“Borlease yönetimi bu devirle neyi amaçladı ve neden kamuoyu zamanında bilgilendirilmedi?”
Şirketin “hisselerimiz gözaltında değil” savunması sürerken, piyasa açısından asıl tartışma başlığının şeffaflık, zamanlama ve yatırımcıya karşı sorumluluk olduğu görüşü giderek güçleniyor.






