Kariyer.net, iş dünyasındaki dönüşümü çalışanlar ve işverenler perspektifinden ele alan **“2026 Beklentiler Araştırması”**nın sonuçlarını açıkladı. 19-31 Aralık tarihleri arasında 1.866 çalışan ve 362 işveren temsilcisinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma; ücret beklentilerinden kariyer planlarına, işe alım süreçlerinden yapay zekaya adaptasyona kadar geniş bir yelpazede dikkat çekici bulgular ortaya koydu.
Araştırmaya göre çalışanların yüzde 60’ı önümüzdeki 6 ay içinde iş değiştirmeyi planlıyor. Bu eğilimin arkasındaki en güçlü neden ise yüzde 51 ile düşük maaş ve yetersiz yan haklar oldu. Kariyer gelişimi ve terfi imkanlarının sınırlı olması da öne çıkan diğer faktörler arasında yer aldı. Çalışanların ücret artışı beklentilerinin ağırlıklı olarak yüzde 25-35 bandında yoğunlaştığı görüldü.
Katılımcıların yüzde 46’sı beklentilerinin altında zam alması halinde yeni iş fırsatlarını araştıracağını, yüzde 17’si ise şirkette kalmasına rağmen performansının düşeceğini ifade etti. Araştırma, her iki çalışandan birinin gelecekte mevcut mesleğinde ya da alanında ilerlemeyi planladığını da ortaya koydu.
Yeni işte ilk kriter: Maaş
Yeni bir iş fırsatı değerlendirilirken tatmin edici maaş yüzde 78 ile ilk sırada yer aldı. Bunu iş-yaşam dengesi (yüzde 58) ve iş güvencesi (yüzde 34) izledi. Çalışanların yüzde 82’si, iş ilanlarında ücret, yan haklar ve çalışma modelinin açıkça belirtilmesini temel bir gereklilik olarak gördüğünü vurgularken, 10 çalışandan 7’si maaş aralığı yazılan ilanlara öncelik verdiğini belirtti.
2026 beklentileri bölümünde ise çalışanlar, iş fırsatlarının artmasını ve işe alım süreçlerinin genel olarak iyileşmesini beklediklerini ifade etti. Katılımcıların yüzde 48’i, aday deneyimini önceleyen ve kişiselleştirilmiş işe alım süreçlerine yönelik beklentilerinin yüksek olduğunu dile getirdi.
Liderlikte empati ve güven beklentisi
Çalışanların ideal lider tanımında “güven veren ve adil olma” ilk sırada yer aldı. Bunu destekleyen ve geliştiren liderlik ile ilham veren vizyon sahibi olma özellikleri izledi. Sonuçlar, kontrol ve hiyerarşiden ziyade empati, gelişim ve psikolojik güvenliğin ön plana çıktığını gösterdi.
Yapay zekaya hazırlık sınırlı
Araştırma, yapay zeka ve otomasyonun çalışan deneyimi açısından belirleyici bir unsur haline geldiğini ortaya koydu. Çalışanların yüzde 49’u yapay zekaya kısmen hazır, yüzde 29’u ise çok hazır olduğunu belirtirken, en güçlü beklentinin yeni beceriler kazandıracak eğitim programları olduğu vurgulandı. İşe alımda yapay zeka kullanımını değerlendirenlerin yüzde 34’ü, bu teknolojilerin süreci hızlandırdığını ve objektifliği artırdığını ifade etti.
İşveren cephesinde ise tablo daha temkinli. Şirketlerin yüzde 36’sı yapay zekaya hazır olmadığını, yüzde 33’ü ise bazı uygulamalar bulunsa da sürecin henüz olgunlaşmadığını belirtti. Yapay zekanın karar alma süreçlerinde yüksek düzeyde kullanımı yalnızca yüzde 3 seviyesinde kalırken, şirketlerin yüzde 53’ünün çalışanlarını bu dönüşüme hazırlamak için somut bir adım atmadığı görüldü.
“Şeffaflık ve gelişim belirleyici olacak”
Araştırmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fatih Uysal, çalışan beklentilerinde şeffaflık ve gelişimin açık ara öne çıktığını vurguladı. Uysal, açık iletişim kuran ve gelişim fırsatlarını net biçimde sunan şirketlerin hem işe alımda hem de çalışan bağlılığında ayrıştığını belirterek şunları söyledi:
“Tatmin edici ücretin yanı sıra iş-yaşam dengesi ile güven, adalet ve empatiye dayalı liderlik anlayışı adayların öncelikleri arasında. Yapay zekanın sunduğu hız ve verimlilik kabul görüyor ancak bu dönüşümün çalışanları güçlendiren bir yaklaşımla yönetilmesi bekleniyor. Bu noktada yeni beceriler kazandıran eğitimler kritik önem taşıyor.