Milyonlarca vatandaş yüksek enflasyon ve daralan alım gücü karşısında kredi faizlerinde düşüş beklentisine girerken, bankalardan gelen son rakamlar hayal kırıklığı yarattı. Geçtiğimiz hafta Merkez Bankası’nın gösterge faiz oranını yüzde 37 seviyesine çekmesi, özellikle ihtiyaç kredilerinde bir gevşeme olacağı yönünde beklenti oluşturmuştu. Ancak sahadaki tablo bunun tam tersini gösterdi.
Türkiye’nin en büyük özel bankalarından biri, ihtiyaç kredisi faiz oranını aylık yüzde 7,79 seviyesine yükseltti. Bu oran, yıllık bileşik maliyet hesaplandığında yaklaşık yüzde 222’ye karşılık geliyor. 100 bin TL tutarında, 12 ay vadeli bir ihtiyaç kredisi kullanan vatandaşın aylık taksiti 14 bin 767 TL’ye çıkarken, toplam geri ödeme tutarı 177 bin TL’yi aşıyor. Kredi tahsis ücreti gibi ek masraflar da hesaba katıldığında borcun maliyeti daha da ağırlaşıyor.
Uzmanlara göre politika faizindeki düşüşün kredi faizlerine yansımaması, bankaların fonlama maliyetleri ve risk algısıyla yakından ilişkili. Özellikle bireysel kredilerde temkinli davranan bankalar, faiz indirimini tüketiciye yansıtmak yerine kredi musluklarını daha pahalı hale getiriyor. Bu durum, acil nakit ihtiyacı olan vatandaşları yüksek maliyetli borçlanmayla karşı karşıya bırakıyor.
Ekonomistler, önümüzdeki dönemde politika faizi ile piyasa faizleri arasındaki makasın kapanmaması halinde, kredi kullanımının daha da zorlaşabileceği ve iç talep üzerinde baskının artabileceği uyarısında bulunuyor. Vatandaş ise “faiz düştü” haberlerinin kendi cebine neden yansımadığını sorgulamaya devam ediyor.






