Haziran 2024’te halka açılan ve borsada işlem görmeye başladıktan sonra yatırımcı ilgisini giderek artıran Segmen Kardeşler Gıda ile ilgili tartışma yaratacak bir gelişme yaşandı. Son bir ayda hisseleri yüzde 110 yükselen şirketin ortakları, sermayenin yüzde 74,85’ine karşılık gelen paylar için satış sürecini başlattıklarını açıkladı.
Şirket tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan bildirime göre; aralarında Yusuf Seğmen, Neval Elaldırsın, Nihal Özcanlı, Emine Seğmen, Meral Yıldırım, Emine Yaka ve Ömer Seğmen’in de bulunduğu toplam 20 gerçek kişi ortak, 2 Şubat 2026 tarihinde şirkete bildirimde bulundu.
Açıklamada, ortakların mülkiyetinde bulunan 36 milyon adet A grubu ve 97 milyon 982 bin 610 adet B grubu payın, potansiyel alıcılara devrine yönelik olarak “Pay Devrine İlişkin Ön Protokol” imzalandığı belirtildi. Bu paylar, şirket sermayesinin yaklaşık yüzde 74,85’ine karşılık geliyor.
Ancak asıl dikkat çeken nokta, bu satış sürecinin zamanlaması oldu. Hisseler, adeta soluksuz alımlarla yalnızca bir ay içinde yüzde 110 prim yaparken, hemen ardından gelen bu açıklama piyasalarda soru işaretlerine yol açtı.
Yatırımcılar şimdi şu soruyu soruyor: “Hisse devrini bir ay önceden kim biliyordu?”
Ön protokolün bağlayıcı nihai bir sözleşme olmadığı, şartların sağlanmasının ardından **“Pay Alım Sözleşmesi”**nin imzalanacağı ifade edilirken; devirlerin tamamlanması halinde potansiyel alıcıların şirketin yönetim kontrolünü ele geçireceği vurgulandı. Bu durum, mevzuat gereği zorunlu pay alım teklifini de gündeme getirecek.
Hisselerde yaşanan sert yükselişin ardından gelen satış açıklaması, özellikle halka arzdan bu yana küçük yatırımcıyı yakından ilgilendiriyor. Haziran 2024’te halka açılan şirketin, kısa sürede böylesine kritik bir ortaklık değişimine sahne olması; içeriden bilgiye erişim, fiyat hareketlerinin doğallığı ve piyasa şeffaflığı tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Şirket, pay alım sözleşmesinin imzalanması ve devir işlemlerine ilişkin tüm gelişmelerin kamuoyuna duyurulacağını belirtse de, yaşanan hızlı fiyat hareketleri ile satış sürecinin çakışması, sermaye piyasalarında “tesadüf mü, önceden bilinen bir süreç mi?” sorusunun daha uzun süre gündemde kalacağını gösteriyor.