Adaletin Halk Partisi mi desek, bilemiyorum Keçiören’de inecek var rand bitti yapı paydos yeni rantlara yeni umutlara sevgili okuyucularım çürümüş kokuşmuş her bir geçiş ve değişime … Ama artık Özgür Özel’e partide tasfiye zamanına geçmeli. Partide yaşanan bu dalgalanmalar ile gemiyi terk eden kişi sayısını artıyor. Umudunu kaybetmiş karada güzel günler bekleyen insanlar rotalarını yeniden iktidara döndürüyor. Bu kadar kolay satılık veya satılabilen insan siyasi sahada nasıl bir araya gelebiliyor? Ak Parti de bu hızlı değişim gösterebilen kişilere gerçekten güveniyor mu? Milletin oyunu, acaba bu değişken kişilere gelecek dönem emanet edecekler mi yoksa seçim yaklaştığında başka görevler vererek seçimi alana kadar küçük beyliklerde mi konumlayacaklar bu aklı ve beyni zaten Ak partide olan geçici CHP’li vekil ve belediye başkanlarımızı?
İdeolojisi olmayan, halka hizmet etme arzusu taşımayan; sadece rant üzerinden alacakları ihaleler ve devlet kadrolarına yerleştirecekleri yeğen-kuzen-gelin-damat kotaları ile hareket eden kişiler, Yüce Meclise layık olamaz. Millet kendisini temsil edecek vekillerini doğru seçmek için yeni bir yol bulmalı; Mecliste çalışacak yani tatil yapmayacak kişiler için halk olarak yeni bir çalışma modeli önermeliyiz.
Oylarımızın hesabı sorulmalı neden okullar tatil olunca mecliste tatile giriyor? Mecliste çalışma oy vermek üzerine mi kurulu? Belediyelerdeki yolsuzluklar partileri parti meclis üyelerinin başını öne eğmiyor mu? Genel merkez adayları istifa etmeyi neden düşünmüyor? Devletin malı deniz….
Ekonomi enflasyon ile boğuşurken sebepte kuraklık iken, çarşı pazar ateş pahası iken,köprüler otoyollar satışa çıkmışken, vergi yükü arttırılmışken, işçinin tip hakkı yasayla bertaraf edilmişken, Avrupa Hindistan ile yeni bir yol arkadaşlığı başlatmış iken, Nato yeniden şekillenirken, kadın cinayetleri devam ederken, yeni doğan çetesi davası sürerken, aile yılında meslek lisesi öğrencisi genç stajyerler, görev yaptıkları TBMM lokantası ve restaurantında bazı çalışanlar tarafından sözlü ve fiziksel taciz, istismar iddiasıyla ortada gezerken, sanatçı Güllü’nün evladı tarafından öldürülmüşken, liyakat yerlere alınmış medyada saçından örnek alınmamış kişi kalmamışken, okul tatil olunca öğrenci gibi tatil yapılır mı? Vekiliz çocuğumuzu tatile götürmeyelim mi diyeceğiniz bir koltuk emanet etmedik size pardon bir şirkette müdür olmak için memlekete hizmete geldiniz tıpkı bir doktorun hastasını ameliyat masasında bırakamayacağı gibi sizde hasta bir ülkeyi masada bırakıp tatile gidemezsiniz sorumluluklarınızı hatırlayın.
Aslında hem iktidar hem ana muhalefet, yeni Dünya siyasetine geçiş yapmak zorunda. Öncelikle CHP’de milletvekili adaylarının nasıl belirlendiğini hatırlayalım: Parti tüzüğü ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) kararlarına göre adaylar belirlenir. Ön seçimle üyeler sandığa gidip adayları seçer; en demokratik yöntemdir ama her seçimde veya her ilde yapılmaz. Eğilim yoklamasıyla üyeler veya delegeler görüşlerini bildirir; ancak son karar her zaman parti yönetiminin elindedir.
Merkez yoklamasında ise Genel Merkez adayları doğrudan belirler. MYK ve Parti Meclisi (PM) etkili olur. Stratejik illerde sıkça tercih edilir. Ama gelin görün ki, genel merkez sınıfta kalmış durumda. Karma yöntem de kullanılsa adayın oy çevresi, tanınırlığı ve saha karşılığı göz ardı ediliyor. Parti emeği önemli, ama verimlilik ve liyakat ölçütleri bizim ülkemizde çoğu zaman hiçe sayılıyor.
Eleştirilere kulak vermek her parti lideri için şart. Gelecek seçimlerde tüm kadroları sıfırlayarak CHP’nin kuruluş ideolojisi olan Atatürkçü devletçilik ve milliyetçilik ruhuna dönülmesi gerekiyor. Reformlar, altı dolu yasa önerileri, mali kaynakların nereden ve nasıl yaratılacağı gibi konular artık gelecek nesillere borç bırakmayacak bir mali yapı üzerine kurgulanmalı. Güncel politik söylemler ve seçim vaatleri bir kenara bırakılmalı; Yasal tasarı önerisi, mali planlama ve bütçe çalışmaları, gölge bakanlarıyla hazırlanmalı. Bakan olmasa bile, parti grup çalışmalarıyla bu iş yürütülmeli. Aynı strateji Ak Parti ve diğer partiler için de geçerli; uzun vadeli planlama şart.
Milletvekilliği ve genel seçimlerin 4 yıldan 5 yıla çıkması ise sosyal yapıya uyumu bozdu. Hesap verebilirlik azaldı, demokratik dinamizm düştü, yeni vekil girişleri gecikti ve hızlı politik adaptasyon imkanları sınırlı kaldı. Aynı yüzler devletin kılcal damarlarına kadar yerleşmiş durumda; çürüme toplumun tüm kesimlerine sızarken, Meclis’ten basılan düğmeyle bu çürüme daha da hızlanıyor.
Siz ce aynı yüzlerle sabit beyinlerle sorunlar çözülür mü? Einstein’ın dediği gibi:
“Sorunları yaratan aynı düşünce yapısıyla onları çözemezsiniz.”
İşte tam da bu yüzden, yeni bakış açılarına ve reformist yaklaşımlara ihtiyacımız var. Tecrübelerin genç dimağlarla birleşme zamanı geldi de geçiyor…






