Koltuk;
Sık görüşmediğiniz ama hep iletişimde olduğunuz arkadaşlarınız vardır hep yakınlardır ama hep uzaktalardır.
Masumiyet müzesini okumuş muydun? diye başladım söze, cevap ben kitap insanıyım okudum tabi dedi. Bazen bir cevap öyle iddialı söylenir ki kendinizi zavallı hissedersiniz ben de zavallı hissettiğim anlardan biriydi ben de okudum diyemedim. Belki kitap insanı olmadığımı için ben de diye devam edemedim cümleye.
Oysa kitabı iki kişi okumayı tercih etmiştik başka şehirlerde olan bir isimle birlikte kitabı okuyorduk sevgili değildik, yasak aşkta yoktu masumduk sadece. Hayatımın daha sonra çok mutlu günü oldu, kitabı okurken de çok mutluydum. Orhan Pamuk’un bütün kitaplarını okumuştum ama arkadaşıma söyleyemedim. Kars’ta müfettiş olarak gitmiş Kar kitabını Kars’ta okumuştum.
Sonrasında İstanbul’a geldiğimde kitabın tanıtımı için bina duvarlarında kitabın kocaman reklamı arasında önümde Orhan Pamuk yürüyordu. Karlı bir İstanbul akşamında.
Ben kitap insanı olamadım ben daha ziyade koltuk insanı oldum koltuğu seviyorum. Yakınında bir masa ve internet bilgisayar da varsa bana yetiyor, oda sıcak olması tercihim, soğuksa da artık üşümüyorum alıştım soğuğa. Otel odalarına ilk girdiğimde küçük koltuğu ararım üzerine giysilerimi atacağım belki hiç oturmayacağım koltuk benim için çok önemlidir otel odasında yatak olmasa da olur ben koltukta uyurum yeter bana ben kitap insanı değil koltuk insanıyım.
Geçenlerde eczacı bir arkadaşımla konuşuyordum sağlık ocağı kapanmış eczanesini kapatmak durumunda kalmış.
Yeni eczane için yer arayışında onu dertlerini bıraktım koltuk Ne oldu? diye koltuğu sormaya başladım eczanesine gittiğimde oturduğum koltuktaydı aklım. Eczacıların işlerinin hep çok zor olduğunu düşünürüm. Yıllarca zor okullarda oku farmakolojiyi öğren sonra kurallarını koyamadığınız ticareti yapmak zorunda kal. Ben çoğu kez eczaneye tedavi olurum gitmem doktora şikayetimi söylerim tedaviyi olurum. O yüzden çok severim eczaneleri ve orada ki koltukları.
Günümüz de yaşanan birçok sorunun arkasına bakın, benim gibi koltuk sevdalısı kişilerden kaynaklanır. Ben o yüzden hiç şikâyet etmem çünkü severim ben de koltuğu.
Bu aralar şubede çalışan arkadaşlarımız koltuklarını bırakamayan müdürlerden şikâyet ediyorlar. Şubede mesai saati çoktan bitmiş ama hala odasını terk etmeyen müdürlerden çok şikayetçiler. Eve gidemeyen evde sorun yaşayan bankacılar. Gün içi baskı üzerine kurulu bir mesai, sonrasında mesaisi bittiği halde şubede kalan müdür yüzünde eve geç gitmek zorunda kalmalar.
Ben şikâyet etmem severim ben de koltuğu ama mesai sonrasında şubede işi olmayan gidebilir demek çok zor olmasa gerek sen kal şubede, ama güvenlik görevlisin de bir hayatı olduğunu unutan sözde müdürlere seslenmek gerek! koltuk bir gün yok olacak o yüzden yeni hayata kendinizi alıştırın. Yanda ki kahve içilen mekânda trafiğin azalmasını beklemek en akıllıca çözüm. Bırakın koltuk sevdasını çalışanlarınızı düşünmek zorundasınız.
İnsan kaynakları duysa bu problemleri hemen çözer aslında; biliyorum İnsan ve kültürü çok değerli isimler yönetiyor ama sorunu onlar bilmediği için müdürlerin keyfine kalıyor şubede çalışanların özel hayatları.
Koltuğun rahat olunca hayatın keyfi başka çıkıyor. Bu yazıyı çok sevdiğim ve değer verdiğim koltuklarını başka arkadaşlarına devir eden arkadaşlarıma gelsin, yeni koltuklarında istedikleri hayatı yaşasınlar sağlıkla mutlulukla.
Yeni alıyorum haberlerini çok değerli arkadaşlarımız var, koltukta kalmanın gittikçe zor olduğu sektörümüzde çok saygın bir iş yaptıklarını unutmasınlar.
Eczacı arkadaşım arıyor yeni bir yer bulmuş koltuğun hazır diyor, seviniyorum onun adına zor hayatlarımız var koltuk için daha fazla zorlaşmasın hayatlarımız. Bolluk bereketiyle Ramazan geliyor, erken çıkalım şubelerimizden barış ve huzur içinde rahat rahat oturalım koltuklarımıza.
Ertugrul SADIKOĞLU
ertugrulsadikoglupm@gmail.com