Usta iletişimci Arda Öztaşkın, Microsoft AI CEO’su Mustafa Süleyman’a atfedilen “18 ay içinde tüm beyaz yakalılar işsiz kalacak” ifadesinin, röportajın içeriğini yansıtmadığını vurguluyor.
Öztaşkın’ın Ekonomin gazetsindeki köşe yazısında “Yapay zekâ paniği mi, sistem sorumluluğu mu?” tartışmasını ele alıyor.
Süleyman’ın sözlerinde “işler” değil “görevler” ve “tümü” değil “çoğu” ifadeleri yer almasına rağmen, dikkat ekonomisinin dinamikleri içinde daha sert ve korku uyandıran bir başlık tercih ediliyor.
Yazı, bunun basit bir medya refleksi olmanın ötesinde, tarihsel olarak tekrar eden bir mekanizmanın parçası olduğunu savunuyor. Sanayi Devrimi’nden montaj hattına, yazılım otomasyonundan küreselleşmeye kadar her teknolojik dönüşümde benzer bir model çalıştı: Dönüşümü tasarlayan aktörler tartışmanın dilini belirledi, sorumluluk kolektif düzeyden bireysel düzeye kaydırıldı ve çözüm olarak “yeniden beceri kazan, uyum sağla” reçetesi sunuldu. Luddist ayaklanmalarından iş yasalarına kadar uzanan süreçte hakların kendiliğinden değil kolektif mücadeleyle kazanıldığı hatırlatılıyor. Yapay zekâda ise üç önemli fark öne çıkıyor: Bu kez yalnızca bedensel değil bilişsel emek de dönüşüyor; altyapı birkaç büyük aktörün elinde yoğunlaşmış durumda; ayrıca dönüşümün hızı kurumların ve hukukun uyum kapasitesini zorluyor. Sonuçta yazar, asıl sorunun “işler gidecek mi?” değil, “kazanç kime yazılacak, maliyet kimde kalacak?” olduğunu söylüyor.
Bugün yine bireysel uyum çağrısı öne çıkıyor; ancak tarih, sistemik sorumluluk tartışılmadan bu tür dönüşümlerin adil biçimde yönetilemediğini gösteriyor.
YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!
Arda Öztaşkın, kurumsal iletişim ve sürdürülebilirlik alanında öncü bir lider. Yapı Kredi’de Kurumsal İletişim Direktörü olarak görev yapan Öztaşkın, aynı zamanda “İklim değil, insanlık krizi” ve “Yapay Zekâ: Gücün İki Yüzü” kitaplarının yazarı.





