Mülkiye’deki 2. yılımdaydı sanırım … Onun adını ilk kez üst sınıflardaki arkadaşlarımdan duymaya başlamıştım . Dersine giren öğrencilerine “ düşük zekalı…” muamelesi yaptığından , sorular sorup kimsenin cevabını beğenmediğinden , kendisinin 10’dan fazla dil bildiğinden , dersi ders gibi değil de sanki o yılları bizzat yaşamış , görmüş biri gibi anlattığından , onun derslerinde oturacak yer bulmanın zorluğundan , sınıfın hep dolu olduğundan … bir de ceketinin yakasının hep kepeklerle dolu olduğundan , öz bakımına hiç önem vermediğinden filan konuşuyorlardı … Gerçekten daha dersine gitmeden merak uyandıran bir hocaydı . Tarih derslerine “aşırı “ merakı olmayan benim gibi biri için özellikle . İtiraf etmek gerekirse en çok o ceketi merak etmiştim . Gerçekten öyle miydi yoksa abartıyorlar mıydı ? Sırf bunun için de olsa o derse gidip görecektim .
Ders günü geldiğinde sınıfta ortalamanın üzerinde bir kalabalık vardı . Devam zorunluluğu olmayan okulumuzda , sonradan alınan notlara güvenerek derse gitmeyen , karşı kahvehanelerde kâğıt oynayan çok olurdu ama O’nun dersine farklı fakültelerden ( Tıp dahil ) gelip kaçak ders dinleyenler olduğunu biliyorum. Bizim dersimizin “ Osmanlı Devletinin ekonomik , siyasi , kültürel, idari hayatı …” gibi uzun bir adı ve geniş bir kapsamı vardı . Tarih sevmeyen ben bile O’nun dersi ve kitabı sayesinde “ Neden- Sonuç “ ilişkileri ile gayet detaylı anlattığı Osmanlı tarihini severek ve ilgi ile okumuş oldum. Lise yıllarındaki “ ezber “ anlayışı sonrası bu okuma ve analizler bana çok iyi gelmiş ve Üniversite ‘nin ne demek olduğunu gayet güzel hissettirmişti. Derste sorduğu sorulara akıllıca cevaplar alamadığında yaptığı “ terslemeleri “ ise onu dersten uzaklaştıran değil tersine bir stand up gösterisi yapan biri gibi popüler hale getirmişti . Hoca gençlerin dikkatini nasıl çekeceğini keşfetmişti de rol kesiyordu belki de… Kimbilir…
Ceketi mi nasıldı ? TV’lerde popüler olmaya başladığı ilk yıllardaki yayınlarda olduğu gibi … Göründüğü gibi olan, olduğu gibi görünen … Çok okuyan, çok gezen, çok bilen ve çok anlatan İlber Hoca’mız , TV’ler sayesinde milyonlara ders verdi. Onun öğrencisi olduk deme ayrıcalığı bile yok artık çoğumuzun. O öğrenmeye meraklı , zihni açık herkese anlattı çünkü. Tepeden baktığı söylense de .. Hakkıydı. Çünkü epeyce yukarıdaydı kendi alanında, uzmanlığında ve camiasında.
Kendi adıma, öğrencisi olarak yaptığı sınavdan takılmadan geçmiş olmak beni mutlu etmişti diyebilirim belki . O’nun kriterlerine göre “ düşük zekalı” olmadığımı ispatlamış gibi bir rahatlama hissi belki … Kendine asistan seçerken de çok sayıda dil bilmesine ve elbette O’nun kadar meraklı , araştırmacı olmasına dikkat ettiğini söylemişlerdi o yıllarda. Eminim çok değerli Hocalar yetiştirmiştir ama yeri dolmayacak biridir.
Saygı ve sevgi ile anıyor, ruhu huzur içinde olsun diliyorum. O kadar çok iz , yayın bıraktı ki , sayesinde bu millet tarihini O’ndan dinlemeye öğrenmeye devam edecek , böylece adı asırlar boyu anılacak, bilinecek . Güle güle İlber Hocam…






