Hayat hızlı akıyor. Savaş haberlerine alışırken hayat devam ediyor; günlük telaşlar devam ediyor. Devam eden ne çok şey var hayatımızda. İşimiz varsa devam ediyor, “Çay ister misin?” diye soran varsa devam ediyor. Sigara içiyorsanız uç uca ekleyerek devam ediyor. Yazıyorsanız devam ediyor; yazacak bir konu bulamazsanız da devam ediyor.
Kardeşim kadar çok sevdiğim, hayatımı en çok kolaylaştıran arkadaşım daha telaşlı bir şehre gitmeye karar veriyor. Zaten telaşlı olan hayatı daha da telaşlı olacak! Ama onu tanıyorum; zoru çok kolay halleden insanlardan o. Temposunu devam ettirecek, durmayacak. Beni de yoracak, biliyorum. Orada diye ben de telaş içinde İstanbul’a geleceğim, sonra da kaçarcasına sakin hayatıma döneceğim. Biliyorum olacakları; durmayacağız hiç.
Üzülmeye bile vaktimiz yok. Koşuyoruz, koşturuyoruz; hep telaş içindeyiz. Bir şeyleri kaçırıyoruz hissi hâkim. Bir şeyleri kaçırma korkusu hayatımızı ele geçirmiş.
(FOMO: Başkalarının daha keyifli deneyimler yaşadığına veya önemli gelişmelerden habersiz kaldığına dair duyulan endişeyi ifade eden psikolojik ve sosyal bir sendrom.)
Hayat akıyor; savaşın içinde de olsanız, dışında da kalsanız başlayan gün bitiyor.
Hayatınızda nokta koyduğunuz neler var, düşünüyor musunuz? Banka size nokta koyabiliyor! Arkadaşımı arıyorum. “Hâlâ bitmemiş” diyor, “devam ediyor; banka” diyor. Ben “Bitti” diyorum, “Yok!” diyorum.
Hayatımızın farkında değiliz. Aslında yaşamımızı anlamlı kılan, koyduğumuz noktalardır. Bazen siz koyuyorsunuz, bazen de size nokta koyuyorlar. Arkadaşım güzelim şehre nokta koyuyor. “Başka bir şey istiyorum” diyor. Noktaya küçük bir işaret daha yapıp yeni yaşamına devam ediyor.
“Ben ne çok nokta koydum” diye noktaları saymaya başlıyorum. En az on farklı iş yaptığım geliyor aklıma. Nokta koy, tekrar başla. Çalışma hayatını seviyorum. Masaya önem verdiğimi daha önce söylemiştim sizlere. Masam varsa, hele büyükse, benden mutlusu olmaz!
Kaç sevdiğim insana nokta koydum ya da sevdiğim insanlar bana nokta koydu, hiç hatırlamıyorum. Şartlardan dolayı koyduğumuz noktalar ne çok aslında hayatımızda. Şartlar hiç düzelmeyecek gibi; hep sistem hatası veriyor. Koşullarımız hiç oluşmuyor. Çalışanlar için hep daha zor oluyor şartlar. “Bu yıl daha zor olacak.” Ne sevimsiz cümledir bu… Meslektaşlarımız çok iyi bilirler.
Biz nokta koyarken hayat akıyor, durmuyor. Nokta koymam gerekenleri sıralıyorum. Bir de hiç nokta koymayacaklarımı. Ben yaşamın kalitesini bu listelerden çıkarırım. Az da olsa nokta koymak istemedikleriniz varsa ne mutlu size. Boş verin o zaman, baharın tadını çıkarın. Sayısının az olduğuna hiç bakmayın ve üzülmeyin. Hayatınızı anlamlı kılan ne çok şey var diye sevinin.
Yazıyı burada noktalarken hayatıma anlam katanlara selam olsun. İyi ki varlar ve listemden hiç çıkmayacaklar. Onlar bana nokta dese de ben onlara asla demeyeceğim; bunu biliyorum.
Baharın geldiğinin farkında değilseniz hemen fark edin; hayatta, bahar da kısa sürüyor.
Baharın farkındaysanız da hayatınızda olanlar için şükür edin ve onlara “İyi ki hayatımdasınız” deyin. Onlar bunu çoktan hak ediyorlar…
Bırakın biraz bankayı ve bankacılığı. Sakin kalın ve değer verdiklerinize sevdiğinizi söyleyin!
Listemizde kimse yoksa Orhan Veli okuyun:
Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti
Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaf’taki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada âşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.
Telefonum çalıyor… “İyi varsın” diyor iyi ki var olanlar.
Ertuğrul Sadıkoğlu
ertugrulsadikoglupm@gmail.com